parçalar ile cümle
parçalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat Meclis parçaları bir araya getirerek anayasanın taslağını oluşturuyorlardı.But they're starting to bring things together in order to draft that constitution.
Belki birtakım dikdörtgen plastik parçaları, üstlerinde tuhaf sembollerle.Well perhaps some rectangular pieces of plastic with strange symbols on them.
Belki yuvarlak metal parçaları.Perhaps some circular pieces of metal.
Ama bu her yerde olmakta, ve bu araçlar bunu mümkün kılmanın parçalarıdır.But it's happening all over the place, and these tools are part of what's making it possible.
Ama gelişim sürecindeki başka hangi parçalar birer engel olabilir?But what other parts of development can act as roadblocks?
Ayın parçalarını topladım ve uyuyacakmış gibi süsledimGather the pieces of the moon, decorate the dream, and sleep
Etraftaki küçük mavi parçalar ise hidrojen. -So that's what glucose actually looks like.
Böylece içerisinde çok küçük bulaşık teli parçaları olan asfalt elde edersiniz.So then you have asphalt with very small pieces of steel wool in it.
Şimdi bunu parçalarına ayırayım.So let me just break that apart.
Malzemeler kendillerini aşana kadar çalışıyorum ve bütünü, parçaların toplamından fazla ediyor.I work to a point that the material transcends itself and it creates a gestalt of sorts.
[Mooji]: Senin için elimde hangi parçalar var ona bakıyorum.I'm looking through my portions for you.
Çocukken, her zaman kutuları ve bunun gibi şeyleri parçalardım.When I was a kid, I was always, like, taking apart boxes and stuff.
Harika bir insan bilgisayarı için yedek parçalara ihtiyacımız yok, değil mi?We don't want to be spare parts for a great human computer, do we?
Evet, biliyoruz ki parçalar arasındaki gerilim sabittir. -OK, so you now know that the voltage between devices is constant.
Okumalar, dersin ana parçalarından birini oluşturmaktadır.The readings are a crucial component of the class.
Yani, bu ikisi de dersin önemli parçaları.They're both parts of the class.
Daha sonra çıkarmış olduğum parçaları aldım ve onları alta yerleştirdim.But then I took the pieces that I had taken off and put them at the bottom.
Tabi ki bu parçaları birleştirdiğimiz zaman işe yararBut of course, that only works when we have both of these components.
Ve hareket eden bileşenleri olan parçalar, menteşeler ve parça içinde parçalar üretebilirsiniz.And you can create parts with moving components, hinges, parts within parts.
Bunlar bir çeşit masaüstü yazıcısı olan bir RepRap makinesinin parçaları.These are parts of a RepRap machine, which is a kind of desktop printer.
Büyük problemi alırsınız ve onu küçük parçalara bölersiniz ve bunlara hücum etmeye başlarsınız.You take the big problem and you break it down into smaller pieces and you start to attack that.
Üzgünüm, sadece müessesenin seçtiği parçaları çalabiliyoruz.Sorry, we can only play music set by the shop.
Penis iskeletinin tamamlayıcı bir parçalarılar.They're an integral part of the penile skeleton.
Bunu ya parçalarına ayırırız, ya da bileşik kesre dönüştürürüz. .And now we can either break this down or convert this into an improper fraction.
Erkek olanı ısıramaz, ısırmaz, sizi ısıracak ağız parçalarına sahip değiller.The male can't bite you, won't bite you, doesn't have the mouth parts to bite you.
"Bu zarfın içinde kullanmadığım intihar mektubumun parçaları var."Inside this envelope is the ripped up remains of a suicide note I didn't use.
Kılları ile küçücük parçaları yakalayabilirler fakat salpler gibi daha büyük avları tercih ederler.It can catch tiny bits in its bristles, but prefers larger prey like salps.
Çünkü diğer herşeyle birlikte tüm parçalar oturuyor.Because in the context of everything else, all the pieces fit.
Dışarıdan bir şokla karşılaştıklarında çözülüp parçalara ayrılmasınlar diye.When they encounter shock from the outside that they don't just unravel and fall to pieces.
Kontrolü akıllı parçalara dağıtmamız gerektiğini öğrendik.We've learned we should distribute control to smart parts.
Parçalar neyi oluşturur, anne?What are bits made of, Mom?
Biz tür o 's parçalara ayrılmış. aşağı eğer o can't break artık 7.7 you can't break it down anymore. All you can say is 7 equals 1 times 7.
Şimdi bunu nasıl parçalara ayırırız?So how do we take this apart?
Whitney Muzesindeki tozlari kullanarak koleksiyonlarindan bazi parcalar yaptim.I used the dust at the Whitney Museum to render some pieces of their collection.
Minimalist parcalar sectim cunku ozgullugu vurguluyordum.And I picked minimalist pieces because they're about specificity.
Renklerle ilk calismamda Pantone parcalarla bu mozaikleri yaptim.So the first time I worked with colors was by making these mosaics of Pantone swatches.
Geri kalan sadece, düzgün kurallı parçalara bölmektir.All the rest is just breaking it down into well organized chunks
Bu bir "Kayan Parçalar Bulmacası", 15'lik bulmaca deniyor.This is a sliding blocks puzzle, called a 15 puzzle.
Yani Arşimet'i incelemeye başlamadan önce, bu kitabı parçalara ayırmak zorundaydık.And so before we could start imaging Archimedes, we had to take this book apart.
Parçalara ayırma işi dört yıl sürdü.So it took four years to take apart.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.So, tiny fragments we actually managed to put back in the right place.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.This software allows us to come close and look at parts of this.
Ama hakkında ne kadar çok konuşursam, bedenim o kadar nesneleşti ve parçalara ayrıldı.But the more I talked about it, the more objectified and fragmented my body became.
Bu adamım adı Dr. Yutz. oyuncaklari parcalarina ayirip cocuklara mühendislik ogretirdi.But the -- this is a guy named Dr. Yatz, who would take toys apart and show kids about engineering.
Bunları göstermemin sebebi, her zaman ufak yapay yaşam parçalarına ilgi duyuyorolmamçThe point of showing these is I've always been interested in little artificial life pieces.
Aynı şeyin SLA parçaları.Here's some SLA parts of the same thing.
Bunlar sadece kabaca tasarlanmış parçalar.And then, these are really crude pieces.
Ve bütün bu detayların, küçücük taş ve cam parçalarıyla anlatıldığını, canlandırıldığını görüyoruz.So we're looking at a mosaic that we think is based on an ancient Greek painting.
Kimi parçalar oldukça sivriydi.Some of them were quite jagged.
Cam konusuna dönecek olursak, dediğim gibi, ufak cam parçaları buldum.So what I did, like I said, come back to the glass. I found these little bits of glass.
Daha sonra cam parçaları alıp onları bileytaşıyla ovalamaya başladım.And what I did, I took pieces of glass. And I started to rub them.
Parçaların fırlamasını engellemek için jelatinden küçük bir bariyer yaptım mesela.But I had to make a little barrier, going around it, out of cellophane, to stop it moving.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.But it isn't just about growing, because we all are part of this jigsaw.
Bunlar, Kanzi'nin kullandığı kayalar, bunlar da onun yaptığı parçalar.These are the rocks Kanzi used and these are the flakes he made.
Sanırım en ünlü parçalardan birisi bu çanta kapağı.Probably one of the most famous objects is this purse lid.
Eğer bir parça acı içindeyse, geri kalan parçalar da acı içinde olacaktır.If one member is afflicted with pain, other members uneasy will remain.
Bir evin bütün parçalarının işlevini geliştirmek çok zordur.It's very difficult to improve the function of all those parts of the house.
Bütün bu küçük sağlık kazançları ve yapbozun küçük parçaları büyük bir fark yaratır.All these small health gains and small pieces of the puzzle make a big difference.
Hikayeler bana eşlik eder; varoluş yapıştırıcısı gibi parçalarımı ve hafızamı bir arada tutarlar.Stories accompany me, keeping my pieces and memories together, like an existential glue.
Glikozu parçalar.It lyses the glucose.