parçalar ile cümle

parçalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
30 ila 50 harf uzunluğunda küçük DNA parçaları yapan onbinlerce makina var Dünyada.Na świecie istnieją tysiące maszyn produkujących krótkie odcinki DNA długości 30 do 50 liter.
30 ila 50 harf uzunluğunda küçük DNA parçaları yapan onbinlerce makina var Dünyada.Sunt zeci de mii de mașinarii în lume care fac bucăți mici de ADN,
30 ila 50 harf uzunluğunda küçük DNA parçaları yapan onbinlerce makina var Dünyada.В мире есть десятки тысяч машин, которые делают маленькие части ДНК, длиной от 30 до 50 символов.
30 ila 50 harf uzunluğunda küçük DNA parçaları yapan onbinlerce makina var Dünyada.יש עשרות אלפי מכונות ברחבי העולם שיוצרות פיסות דנ"א קטנות באורך 30 עד 50 אותיות,
30 ila 50 harf uzunluğunda küçük DNA parçaları yapan onbinlerce makina var Dünyada.هذه عشرات الآلاف من الآلات حول العالم التي تصنع قطع صغيرة للحمض النووي، طوله 30 إلى 50 حرفاً ،
30 ila 50 harf uzunluğunda küçük DNA parçaları yapan onbinlerce makina var Dünyada.合成する装置が何万台も 存在していますが DNAが変質しやすい関係上、長いDNA断片を合成すればするほど
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Aaron Koblin: và chúng tôi lấy những mảnh riêng lẻ này và cho và tờ yêu cầu của Người Thổ Nhĩ Kỳ Máy Móc
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Dan kami ambil semua bagian-bagiannya dan mengajukannya ke Turk.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.E abbiamo preso tutti questi pezzettini, e li abbiamo inseriti nel Turco.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.E nós pegámos em todas estas peças individuais, e colocámo-las em outro Turk.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Majd fogtuk ezeket a különálló darabokat, és betápláltuk a Törökbe.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Pak jsem vzali všechny tyto jednotlivé kousky a zadali jsme je jako vstup do dalšího Turka.
Aaron Koblin: Ve hepimiz bu ayrı parçaların hepsini aldık, ve onları başka bir Türk isteğiyle besledik.Взехме всички тези индивидуални парчета и захранихме с тях ново запитване към Турчина.
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar.이 부품들을 옮기는 마약 운반책 같았습니다.
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar. Sınır dairesiyle ok ilginç konuşmalarımız oldu:Abbiamo avuto discussioni molto interessanti con gli ufficiali di dogana.
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar. Sınır dairesiyle ok ilginç konuşmalarımız oldu:Am avut conversaţii foarte interesante cu agenţii vamali:
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar. Sınır dairesiyle ok ilginç konuşmalarımız oldu:Kami telah menjalani banyak percakapan menarik denan orang-orang cukai perbatasan.
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar. Sınır dairesiyle ok ilginç konuşmalarımız oldu: "Ne taşıyorsunuz?"Nagyon érdekes beszélgetéseket folytattunk a vámoló határőrökkel. "Mit cipeltek?"
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar. Sınır dairesiyle ok ilginç konuşmalarımız oldu:Имахме много интересни разговори с граничните власти.
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar.מארצות הברית לקניה. היו לנו שיחות מאוד מעניינות
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar.من أمريكا إلى كينيا. ولقد أثرنا محادثة مشوقة
ABD'den Kenya'ya parçaları taşıdılar.税関で面白い質問をされます
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.Aprinde și stinge lucruri, dar face asta fără părţi în mișcare și rezistă foarte multă vreme.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.Hij zet dingen aan en uit, maar doet dit zonder bewegende delen en gaat in principe erg lang mee.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.장치의 특정 부분을 옮기지 않고도 물체를 켜고 끌 수 있었죠. 그리고 오랜 시간동안, 기본적으로, 고장나지 않습니다.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.Si accende e spegne ma senza parti mobili e funziona senza problemi per lunghissimi periodi.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.Włącza się nim i wyłącza rzeczy i nie ma żadnych ruchomych części więc działa bezawaryjnie przez długi czas.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.Ανάβει και σβήνει τις συσκευές, αλλά το κάνει χωρίς κινούμενα μέρη και δεν χαλά, για μεγάλο χρονικό διάστημα
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.Он включает и выключает приборы, но при этом остается неподвижным и довольно долго не ломается.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.הוא מדליק ומכבה דברים, אבל הוא מבצע זאת ללא חלקים נעים ובדרך-כלל הוא לא מתקלקל במשך תקופה ארוכה.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.تشعل الأشياء و تطفئها، لكنها تفعل ذلك من غير تحريك الأجزاء وهي في الأساس لا تتعطل لمدةٍ زمنيةٍ طويلة.
Açıp kapar, ama bunu parçaları hareket ettirmeden yapar, ve temelde çok uzun zaman boyunca hata yapmaz.部品を動かすことなくそれを為すのです 基本的に長期間故障せずに作動します 簡潔性の第二層は
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Africa, India, Antarctica, Australia -- e dovete iniziare a mettere alcuni pezzi insieme.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Africa, India, Antarctica, Australia - şi să pui cap la cap aceste piese.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.África, India, Antártica y Australia -- y comenzar a poner juntas algunas de estas piezas.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrika, India, Antarctica, Australië - en beginnen met het samenstellen van deze stukken.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrika, Indien, Antarktisk, Australien -- og begynd at sætte nogle af brikkerne sammen.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrika, Indien, die Antarktis, Australien - und beginnen, diese Stücke zusammenzufügen.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Afrikkaan, Intiaan, Etelämantereelle, Australiaan-- ja alkaa kokoamaan joitain näistä paloista.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Африка, Индия, Антарктида, Австралия — и начать склеивать эти кусочки.
Afrika, Hindistan, Antarktika, Avustralya - Bundan sonra bulmacanın parçalarını koymaya başlayabiliyoruz.Африка, Индия, Антарктика, Австралия - и да започнете да събирате някои от тези парченца.
Ağaçtan yapılma düz bir nesne... ...ve üzerine garip şekillerin... ...basılı olduğu parçaları var.나무로 만들었으며 유연성도 좋으며 평평한 물체로서 많은 검정이 구불거리는 것을 눌러찍어 놓았습니다.
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Como é que pudeste espalhar isso tudo?!
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!¿Cómo has podido destrozarlo así?
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Hvorfor gjorde du det?
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Jak mogłaś to rozsypać?
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!-Mei! -Miten saatoit hajottaa sen noin?
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Oh, no. Come hai potuto sfasciarlo tutto in quel modo!
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Varför drog du sönder den?
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Γιατί το διέλυσες;
Ah, onu nasıl öyle parçalarsın?!Как ты могла их рассыпать?
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.El engaño es una parte fundamental de la vida.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.속임수. 그건 삶의 기본적인 한 부분입니다.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.Täuschung ist ein wesentlicher Bestandteil des Lebens.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.הונאה, הטעיה. זהו חלק בלתי נפרד מהחיים.
Aldatma. Hayatın temel parçalarından biri.الخداع، إنه جزء أساسي من الحياة.
Alüminyum jaws genellikle hafif veya içi boş parçaları, kelepçe gücü düşük olduğu kavrama için kullanılırAlumiini leuat käytetään yleensä tarttua kevyt tai ontto osat, joilla clamp voimassa on alhainen
Alüminyum jaws genellikle hafif veya içi boş parçaları, kelepçe gücü düşük olduğu kavrama için kullanılırAlumínium jaws tipikusan a fogást a könnyű súly vagy üreges részei, amelyben a bilincs erő alacsony
Alüminyum jaws genellikle hafif veya içi boş parçaları, kelepçe gücü düşük olduğu kavrama için kullanılırAluminium kæber bruges typisk til greb letvægts eller hule dele hvor klemme kraft er lav
Alüminyum jaws genellikle hafif veya içi boş parçaları, kelepçe gücü düşük olduğu kavrama için kullanılırAluminium szczęki są zazwyczaj używane do uchwyt lekki lub części drążone, gdzie siły zacisku jest niska

İlgili Sayfalar