parçalarına ile cümle

parçalarına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Deze software laat ons toe dit goed te benaderen en naar de verschillende delen te kijken.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Diese Software erlaubt uns, uns anzunähern und einen Blick auf die Teile davon zu werfen.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Este programa de software permite-nos aproximar e olhar para partes disto.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Este software nos permite acercarnos y mirar las partes de esto.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Ez a szoftver lehetővé teszi, hogy közelebbről és részleteiben láthassuk ezt.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.이 소프트웨어로 이렇게 더 가까이 접근해서 볼 수도 있습니다
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Perangkat lunak ini memungkinkan kita untuk mendekat dan melihat pada bagian-bagian darinya.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Phần mềm này cho phép chúng ta đến gần hơn và nhìn thấy các phần của nó.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Program ten pozwala nam podejść bliżej i przyjrzeć się poszczególnym częściom.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Questo programma consente di avvicinarci e assistere a parti di questo.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Tento program nám umožňuje si to přiblížit a na ty jednotlivé části se podívat.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Tento program nám umožňuje si to priblížiť a pozrieť sa na jednotlivé časti.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Αυτό το λογισμικό μας επιτρέπει να προσεγγίσουμε και να παρατηρήσουμε μέρος αυτών.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Този софтуер ни позволява да се приближаваме и гледаме части от атласа.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Ця програма дає нам змогу наблизитися та подивитися на частини цього.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.Это ПО позволяет нам подойти поближе и взглянуть на ее части.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.התוכנה מאפשרת לנו להתקרב ולהתבונן על חלקים מזה.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.هذا البرنامج يمكننا من الاقتراب والنظر إلى أجزاء من هذا.
Bu yazılım yakına gelip bunun parçalarına bakmamızı sağlıyor.こういったものに近づくことができます このソフトウェアはドーム間でネットワーク接続することができるため
Çok büyüktün, biri kişinin taşımasıyla seni getiremezdik. Biz de seni parçalarına ayırdık.Nie dalibyśmy rady cię przenieść, więc cię rozłożyliśmy.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Bởi tôi không tin vào bản thân -- chính bản thân tôi, mọi điều về tôi -- mọi điều về tất cả chúng ta.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Eftersom jag inte trodde på mig mitt riktiga jag, alla delar av mitt riktiga jag alla delar av oss alla.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.왜냐면 전 제 자신을 믿지 않았거든요. 진정한 저, 제 모든 것을 그리고 우리의 모든 것을요.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Nem magamban hittem, igazán magamban, minden apró részemben -- mindannyiunk apró részeiben.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Nie wierzyłam w siebie, prawdziwą siebie, we wszystkie części siebie, wszystkie części nas wszystkich.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Parce que je ne croyais pas en moi - à l'entièreté de moi, à tout ce que je suis - à tout ce que nous sommes.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Pentru că nu credeam în mine - cu adevărat în mine, în ceea ce sunt - în ceea ce suntem cu toţii.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Perché non credevo in me -- la vera me stessa, tutti i miei lati -- tutti i lati di tutti noi.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Porque no estaba creyendo en mí -- realmente yo, todo mi ser -- cada parte de todo nuestro ser.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Pretože som neverila v seba -- naozaj v seba, v každý kúsok mňa -- každý kúsok nás všetkých.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Protože jsem nevěřila sama sobě - mému skutečnému já se vším všudy - a všech nás okolo.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Want ik geloofde niet in mijzelf -- echt mij, alles van mij -- alles van ons allemaal.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Διότι δεν πίστευα σε μένα -- αληθινά σε μένα, όλα τα κομμάτια του εαυτού μου -- όλα τα κομμάτια όλων μας.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Защото не вярвах в себе си -- наистина себе си, всички части от мен -- всички части от всички нас.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Потому что я не верила в себя -- в настоящую себя, во все части себя -- все части нас всех.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.Я не вірила в себе - справжню себе, в кожну частину себе - всі часточки всіх нас.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.מכיוון שלא האמנתי בעצמי -- באני האמיתית, בכל החלקים שלי -- בכל החלקים של כולנו.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.لأنني لم أكن أومن بنفسي.. أنا الحقيقية، أنا بكل أجزائي.. كل الأجزاء مننا جميعا.
Çünkü kendime inanmıyordum, gerçek kendime, tüm parçalarıma hepimizin tüm parçalarına.自分も他人も 信じていなかったのでしょう よその誰かになろうとしてる人が 大勢います
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Dacă ziceau da, li-l dădeam pe cel pe care-l construiseră și îl stricasem.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Dan jika mereka mengatakan ya, kami memberi mereka salah satu yang mereka bangun dan kami hancurkan.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.E se dicevano di sì, gliene davamo un altro che costruivano e noi smontavamo.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.És ha igent mondtak, odaadtuk az elsőt, amit megépítettek és mi szétszedtünk.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Et s'ils disaient oui, on leur donnait celui qu'ils avaient construit et qu'on avait démonté.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Jeżeli się zgadzali, dawaliśmy im tego, którego oni zbudowali, a my rozmontowaliśmy.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Když souhlasili, dali jsme jim tu figurku, kterou předtím postavili a my rozebrali.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.사람들이 승락하면, 우리는 그들이 조립하고 우리가 분해한 바로 그걸 줬습니다.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Og hvis de sagde ja, gav vi dem den de lige havde bygget og som vi skilte ad.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Sa de ja, gav vi dem den som de byggt och som vi sedan tagit sönder.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Und wenn sie ja sagten, gaben wir ihnen dasjenige, was sie gebaut und wir zerlegt hatten.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Và nếu họ nói có, chúng tôi đưa cho họ mô hình họ đã lắp xong và chúng tôi đã tháo ra.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.We gaven hen deze terug die zij bouwden en wij uit elkaar haalden.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Y si aceptaban, le dábamos el que ellos habían armado y nosotros desarmamos.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Και αν μας έλεγαν ναι, τους δίναμε αυτό που είχαν φτιάξει και το σπάγαμε.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Ако кажеха да, им давахме този, който са сглобили, а ние развалили.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.И если они соглашались, мы давали им тот самый, который они построили, а мы разобрали.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.Якщо вони погоджувались, ми давали їм збудований та розібраний нами виріб.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.ואם הם אמרו "כן", נתנו להם את זה שהם בנו ואנו פירקנו.
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.إذا كانت إجابتهم نعم ، أعطيناهم التي بنوها سابقاً ، وفككناها .
Eğer evet derlerse, daha önce onların yapıp bizim parçalarına ayırdığımızı verdik.これがエンドレスな行為-

İlgili Sayfalar