papağan ile cümle

papağan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Diğer tür papağanlara oranla oldukça sessizdir.Fanalokat ovat muutoin melko hiljaisia.
Papağan öldü.Papukaija on kuollut.
İskarozlar (papağan balıkları) küçük gruplar halinde yaşarlar.Muriquier lever i små grupper.
Bir özelliği onu diğer tüm papağanlardan ayırır, kakapo uçamayan tek papağan türüdür.Kakapoen er samtidig verdens eneste papegøje, der ikke kan flyve.
2004 yılında adada kuluçkaya yatan ilk bayağı deniz papağanı türü bulundu.I 2004 udnævntes den første indianske opsynsmand over parken.
Ama bu papağan türü, ilk 1840 yılında Avustralya'dan Avrupa'ya getirilmiştir.Spanierne bragte heste hertil fra Europa fra 1493.
Bazı papağan türleri Finsch'in adını taşır: Amazona finschi ve Psittacula finschii.Noen papegøyearter er oppkalt etter ham, som Amazona finschi og Psittacula finschii.
Bir özelliği onu diğer tüm papağanlardan ayırır, kakapo uçamayan tek papağan türüdür.Blant fuglene er Kakapo, den eneste papegøyen i verden som ikke kan fly.
Bu da onları dünyanın en iri papağanlarından biri yapar.Điều này khiến chúng trở thành một trong những loài cá hoàng đế nhỏ nhất trên thế giới.
Bazı yiyecekler grup olarak kuşlar ve papağanlar için zehirlidir.食品の中にはそのグループ全体が鳥類やインコに対して有毒なものがある。
Yaptığı kuş (papağan) resmi, Türk resim sanatının ilk realist resmi olarak kabul edilir.彼が描いたオウムの絵は、トルコの絵画史上初の写実的な作品として知られる。
Irene Pepperberg, Alex adını taktığı bir papağanın önünde yuvarlak bir tepsi tutuyor.アイリーン・ペパーバーグが、アレックスと名づけたオウムの前で丸いお盆を持っている。
Papağan Dudu Kuşu Kuş türleri ^ BirdLife International (2004).藍喉金剛鸚鵡 國際雀鳥聯盟(BirdLife International)(2004)Ara glaucogularis。
Diğer pek çok papağan gibi kakapoların da çeşitli ötüşleri vardır.與其他鸚鵡一樣,鴞鸚鵡也能夠發出多樣的叫聲。
Papağan Dudu Kuşu Kuş türleri ^ BirdLife International (2004).נדידת בעלי חיים נדידת עופות BirdLife International (2004).
Dünyanın en ağır papağanıdır.Това е най-големият папагал в света.
Diğer pek çok papağan gibi kakapoların da çeşitli ötüşleri vardır.Bobo, kao i mnoga druga plemena, imaju svoju religiju.
Bu da onları dünyanın en iri papağanlarından biri yapar.Vďaka týmto parametrom patrí medzi najväčšie papagáje sveta.
Ama bu papağan türü, ilk 1840 yılında Avustralya'dan Avrupa'ya getirilmiştir.Papagájec vlnkovaný bol prvýkrát do Európy (Anglicka) dovezený v roku 1840.
Diğer pek çok papağan gibi kakapoların da çeşitli ötüşleri vardır.S inými druhmi papagájov majú kakadu veľa spoločných znakov.
İago : Korkak ancak akıllı bir papağandır.Lori mnohofarebný nie je veľký papagáj.
Tuzsuz Mike: Kyle'ın en iyi arkadaşı papağandır.Geriausias jo draugas - Kailas (Kyle).
Doğal ortamda, tüm papağan türlerinin delikli ağaç veya kütüklere gereksinimleri vardır.Parke yra ypatingų rūšių medžių kaip tulpių medžiai, Himalajų kedro medžiai ar platanas.
Bir papağanın ağzından birçok farklı yapıda çeşitli hikâyeler yer alır kitapta.Jo parašytose pasakose gausu paradoksų.
Bazı yiyecekler grup olarak kuşlar ve papağanlar için zehirlidir.Viljad on toiduks mitmetele lindudele ja loomadele, näiteks papagoidele ja ahvidele.
Ertesi gün filizlenmiş olanlar papağanınıza verilmeye hazırdır.Järgmisel päeval kuulutati Desiderius paavstiks.
Ancak sanatla bağım olsun istiyordum, bir şekilde grafiti sanatını papağan gibi tekrarlamaya başladım.Ale spojil jsem se s uměním, tak trochu jsem začal napodobovat umění graffiti.
Ancak sanatla bağım olsun istiyordum, bir şekilde grafiti sanatını papağan gibi tekrarlamaya başladım.De kötődtem a művészethez, úgyhogy nekiálltam szajkózni a grafiti művészetét.
Ancak sanatla bağım olsun istiyordum, bir şekilde grafiti sanatını papağan gibi tekrarlamaya başladım.하지만 전 예술 분야와 연결되어 있었고, 그라피티와 같은 것들을 따라하기 시작했어요.
Ancak sanatla bağım olsun istiyordum, bir şekilde grafiti sanatını papağan gibi tekrarlamaya başladım.Але я підключився до мистецтва, що ж, я почав вивчати мистецтво графіті.
Bir papağana konuşmayı öğretilirsen, çok güzel konuşur.Donc, elle saura sans doute joliment réciter son discours.
Bir papağana konuşmayı öğretilirsen, çok güzel konuşur.Όπως ένας παπαγάλος, πρέπει να είναι πολύ καλή στο να μιμείται πράγματα να πει.
Bir papağana konuşmayı öğretilirsen, çok güzel konuşur.عندما يتعلم الببغاء الكلام, فهو يصبح متحذث جيد
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Bol to ekosystém - trenie papagájovitých rýb.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Byl to ekosystém -- ploskozubci kladoucí jikry.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.C'était un écosystème -- des poissons perroquets en train de frayer.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Era um ecossistema.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Era un ecosistema - pesci pappagallo che si riproducevano.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Era un ecosistema... un pez loro desovando.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Era un ecosistem -- peşti papagali depunând icre.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Es war ein Ökosystem, mit laichenden pazifischen Langnasen.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Het was een ecosysteem -- kuitschietende papegaaivissen
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.생태계죠. 산란 중인 파란 비늘돔.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Một hệ sinh thái, và đó là thời gian đẻ trứng của cá vẹt.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Ökoszisztéma volt a javából -- láttuk a papagájhalak ívását.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Sebuah ekosistem.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.To był ekosystem -- papugoryby składały ikrę.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Ήταν ένα οικοσύστημα -- παπαγαλόψαρα που ωοτοκούν.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Беше една екосистема -- размножаване на риба папагал.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.Это была экосиситема.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.זו היתה מערכת אקולוגית-- דגי תוכי משריצים.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.كان نظاماً بيئياً -- أسماك الببغاء تضع البيض.
Bu bir ekosistemdi.--üreyen papağan balıkları.これは 約5千尾の ロ​​ングノーズブダイの産卵です
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.A karolinai papagáj mindenki udvarában ott díszelgett.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Il parrocchetto della Carolina era un pappagallo colorato molto comune.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.캐롤라이나 잉꼬는 모든 뒷마당을 환하게 만드는 앵무새였습니다.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.La perruche de Caroline était un perroquet qui illuminait tous les jardins.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.O periquito-da-Carolina era um psitaciforme que dava vida aos quintais em todo o lado.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Papagalul din Carolina lumina curțile tuturor.
Carolina papağanları her yerde evlerin arka bahçelerini renklendirirdi.Papużka karolińska była pospolitym gatunkiem.
İlgili Sayfalar