pahalı ile cümle
pahalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Birleşik Krallık’taki en pahalı kahvedir.Kako se proizvodi najskuplja kava na svijetu?
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Ovaj proces zahtjeva masku koja može biti vrlo skupa.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Bile su vrlo skupe.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Popularan je jer je siguran, dobro djeluje i ne košta mnogo novaca.
"Express Yourself", gösterime girdiği tarihe kadar çekilen en pahali video klip olarak kaydedildi."Express Yourself" je bio najskuplji snimljeni video u to vrijeme.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.U to vrijeme, to je bila najskuplje prodana slika na svijetu.
Otizm tedavisi pahalıdır ve doğrudan olmayan maliyet oldukça yüksektir.Liječenje autizma ima velike financijske troškove, najviše indirektnih.
Kopi luwak, dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir.Kopi luwak naziv je najskuplje vrste kave na svijetu.
SRAM çok pahalı ve hızlıdır, önbellek olarak kullanılırlar.Razmjerno su tvrde i time otporne na trošenje.
Bu yüzden üretim göreceli olarak pahalıdır.Drugim riječima, financiranje mora biti proporcionalno.
Köylüler, gübrenin çok pahalı olduğunu ve yetiştirilen ürünlerin para etmediğini söylemektedir.BNP ne mjeri da li proizveden novac stvarno poboljšava ljudske živote.
Alan film 12 milyon dolarlık bütçesi ile gösterime girdiği anda en pahalı animasyon filmiydi.U vrijeme objavljivanja, to je bio najskuplji animirani film proizveden, koštalo 12 milijuna dolara.
O bunun çok pahalı ve şirketi maddi yönden zorlayacağını düşünmüştür.Smatrao je da bi takav program bio prezahtjevan i preskup za tvrtku.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Hanksov sljedeći projekt bio je još skuplji.
Ona göre sevgiyi ifade etmenin tek yolu pahalı hediyelerden geçiyordu.S vremenom shvaća da je njezina ljubav zapravo bila tek ljubav prema darovima koje joj je donosio.
Atlar çok pahalı, yük hayvanları da çok yavaştı.Osim toga, konji su bili relativno malobrojni i prilično skupi.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.V súčasnosti ale patria niektoré z van Goghových malieb medzi najdrahšie maľby na svete.
Film şimdiye kadar çekilen en pahalı Polonya filmidir.V čase uvedenia bol film najdrahším slovenským filmom.
Alan film 12 milyon dolarlık bütçesi ile gösterime girdiği anda en pahalı animasyon filmiydi.V čase jeho vydania to bol najdrahší animovaný film, stál 12 miliónov dolárov.
Askerleri Avrupa'dan satın alabilirsiniz ama bu çok pahalıya patlar.Mohli si nálezisko odkúpiť, to však bolo príliš drahé.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Táto suma bola rekordnou sumou za prestup medzi dvoma škótskymi klubmi.
Pahalıya mal olan adetleri ve zalimce yönetimi daha çok karşıtlığa sebep oldu.Verejnosť sa od neho začala odvracať a jeho nákladné rituály a krutovláda spôsobovali ešte väčší odpor.
Bu transfer aynı zamanda Bursaspor tarihinin en pahalı transferidir.Tento prestup sa stal najdrahším v brankárskej histórii Chelsea.
Ayrıca oldukça pahalıydı.Je relatívne drahý.
Ayrıca bu transfer Türk futbol tarihi ve kulüp tarihinin en pahalı transferi olarak tarihe geçti.Tento prestup bol najdrahší v histórii klubu a belgického futbalu.
İyi bir kimono çok pahalıdır.Výroba kvalitného optického skla je veľmi nákladná.
Londra bölgesinde en pahalı mülklerden bazıları bu bölgede bulunur.V meste sa nachádza niekoľko z najdrahších svetových nehnuteľností.
Chelsea, Rothen için 25 milyon $'ı gözden çıkardı ancak pahalı olduğu için transfer etmekten vazgeçti.Cosmo sa však bránil, že 5 libier im skutočne ponúkol, ale len za bezpečnú plavbu.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Praktická spolupráca bubeníka Nicka Masona bola minimálna.
Dünyanın en pahalı şehirleri arasındadır.Patrí medzi najdrahšie ulice na svete.
İpekten üretilen kitaplar ise oldukça pahalıydı.Navyše dostať ho do Vegas bolo finančne veľmi nákladné.
Van Gogh'un eserleri dünyanın en pahalı resimleri arasında yer alır.Nekatere Picassove slike uvrščajo med najdražje slike na svetu.
Tedavi ise çok pahalıdır.Poleg tega so te terapije zelo drage.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Le najbogatejši so si lahko privoščili skromne količine teh dragocenih izdelkov.
Kiralık devreler çok pahalı olabilmektedir.Cena strojne opreme je lahko zelo draga.
Ayrıca bu meslek, yüklü bir sermaye ister, zira hayvanlar epey pahalıdır.Potrebuje tudi nekaj v kar se lahko zateče po občutek varnosti, saj so morski prašički zelo plašne živali.
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.V tem času je zaradi velikih stroškov skoraj docela obubožal.
Kopi luwak, dünyanın en pahalı ve en az üretilen kahvesidir.Kopi luwak je najdražja vrsta kave, ki jo pridelujejo v Indoneziji.
Çok basit ve ucuz imal edilip, çok pahalıya pazarlanmaktadır.Je zelo poceni, varen za uporabo in široko dostopen.
Bunu yapmak için pahalı inşa teknikleri kullandı.Zaradi teh razlogov so bile uporabljene posebne gradbene tehnike.
Mars için en pahalı görev oldu.Tai buvo pati brangiausia misija, kada nors siųsta į Marsą.
Tavuk eti ve koyun eti, dana etinden daha sık kullanılmaktadır, çünkü dana eti pahalıdır.Šiuo metu vištiena ir ėriena yra daug labiau naudojama nei jautiena, kuri yra brangesnė.
Emsallerinden daha pahalıdır.Reikšmingesnis kaip prieskonis.
Bu cihazlar oldukça büyük ve pahalıdırlar.Segmentai turi būti pakankamai dideli ir pelningi.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.Didelė arbaletų kaina stabdė jų plitimą – tik turtingi kariai galėjo sau leisti tokius ginklus.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Būgnininko N.Meisono indėlis į darbą nebuvo didelis.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.Vietoj to mes tikimės jums duoti kažką žymiai sotesnio ir labiau patenkinančio.
Kiraları ise oldukça pahalıdır.Šio tipo kortelės gana brangios.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Ši kaina sumušė tuo metu brangiausio parduoto kūrinio rekordą.
İlacın yapımı çok pahalıdır.Todėl vakcinų kūrimas yra labai brangus procesas.
Firmanın ürünleri kalitesi ve pahalılığıyla bilinir.Nuo jų kokybės priklauso gaminamo produkto kokybė ir kaina.
Ekonomik olarak pahalı olması.Kraštas smuko ekonomiškai.
Bu güne kadar İsrail'de yapılan en pahalı yapıdır.Ši estakada – didžiausias iki šiol Lietuvoje įgyvendintas transporto investicinis projektas.
Ayrıca pahalıydı.Tai brangu.
Bu düşük tüketimin sebebi, zeytinyağının pahalı oluşundandır, çünkü ayçiçek yağı 4-5 kat daha ucuzdur.Mišinys pasirodė tinkamas, be to, jis buvo 3-4 kartus pigesnis už benziną.
Et, sebzelere göre daha pahalı idi.Mitybos požiūriu gyvūniniai baltymai yra vertingesni negu augaliniai.
Maliyeti 1.1 milyar doları aşan bu yapı döneminde Güney Yarımküre’deki en pahalı inşaat unvanını almıştı.Statybų kaina atsiėjo 1,5 mlrd. JAV dolerių, jis tapo vienu brangiausiu visų laikų stadionu.
Hastaneler çok pahalıdır.Ligoninės yra labai brangios.
Pahalı bir gerdanlık takıyor.Ji nešioja brangų vėrinį.
Bu yüzden yatırımcılar gittikçe daha pahalı sözleşmeler almışlardır.Seetõttu ostsid investorid üha kallimaid lepinguid.