pahalı ile cümle
pahalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Daha doğrusu, çok pahalıya mal olmaktadır.Mas custa muito caro.
Bu teknik özel donanım gerektirir ve pahalıya mal olmaktadır.A infraestrutura necessária é especializada e cara.
Genellikle fiyatları da normal kahveye göre çok daha pahalıdır.São também comumente mais caros devido à matéria-prima.
Antoine, pahalı yapımlar nedeniyle mali sıkıntılar yaşadı.Tommy trabalha pesado, mediante dificuldades financeiras.
Ancak, biraz daha pahalıdır.Porém, sendo um pouco maior.
1978'de pahalı olmayan bir floppy disk kontrol ünitesi ekler.Em 1978, projetou um drive de disquete de baixo custo.
Köylüleri diğer medeniyetlerin köylülerinden daha pahalıdır.Vale ressaltar que as fazendas do povo atlante são mais caras do que as das outras civilizações.
AMG modelleri, her Mercedes-Benz sınıfının en pahalı ve en yüksek performanslı modelleridir.Financeiramente é a festa/romaria mais rentável de toda a freguesia.
Bazı sorgular daha fazla gerçekleştirim süresi gerektirir, yani daha pahalı olurlar.Nesses casos, o procedimento pode requerer uma preparação mais extensa e levar mais tempo para ser realizado.
Firmanın ürünleri kalitesi ve pahalılığıyla bilinir.Esta fábrica tornou-se conhecida e respeitada graças à qualidade de seus produtos e serviços.
Oteller pahalı mı?Os hotéis são caros?
Üretimi de çok pahalıydı.De productie was ook enorm duur.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.ERP-systemen kunnen behoorlijk duur zijn.
Çünkü tüfek genel satış için çok pahalıydı.Spaarlampen waren duur in aanschaf.
Kentte hayat pahalılığı çok yüksektir.Het levensniveau in de stad is hoog.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.Toevoegen iets duurder, maar wel redelijk.
Ancak, biraz daha pahalıdır.Het is echter wel duurder.
Ayrıca pahalıydı.Bovendien was het duur.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Het is populair omdat het veilig is, goed werkt en niet veel geld kost.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Het latere werk van Junior Murvin was minder succesvol.
Film şimdiye kadar çekilen en pahalı Polonya filmidir.Ten tijde van de opnames was het de duurste Poolse film ooit.
Bu durum genel olarak daha pahalı ve kısıtlanmış faydalar sunar.Het spreekt vanzelf dat dit systeem duurder is en slechts beperkte mogelijkheden biedt.
İpekten üretilen kitaplar ise oldukça pahalıydı.De met de hand geschreven boeken waren duur.
Termoplastiklerin termosetlere kıyasla hammaddesi daha pahalıdır.Dit maakt het productieproces voor thermoharders ingewikkelder dan voor thermoplasten.
Şehirlerde, taze meyveler çok pahalıydı ve nadiren tüketilirdi.In de stad waren verse groenten echter schaars en erg duur; men moest het vaak doen met gedroogde groenten.
Bu transfer, o zamana kadar Everton'ın yaptığı en pahalı transfer oldu.De transfer maakte Walker op dat moment de duurste verdediger ooit.
İyi bir kimono çok pahalıdır.De kimono wordt gemaakt van zijde en is dan ook zeer kostbaar.
Bu şekilde suyun kullanımı pahalı olduğu için, sadece zengin kişiler böyle bir lüksü karşılayabiliyorlardı.De waterput op het pleintje wijst op hun rijkdom, want zulke luxe konden weinigen zich permitteren.
Dışarıda pahalı oyuncularla ilgili değiliz.Er is geen relatie met de Deltawerken.
Şimdi yoğun turist çeken bu alan pek çok hotel, banka ve pahalı Dükkanlara ev sahipliği yapar.Vandaag de dag is het gebied sterk toeristisch, waardoor er veel hotels, dure winkels, banken enzovoort zijn.
Et ise sebze ve tahıllardan daha pahalı ve seçkin bir yiyecekti.Vlees was prestigieuzer en duurder dan graan of groente.
Gözü yükseklerde ve pahalı elbiselere düşkün bir kızdır.Ze kijkt op naar een rijke vriendin die dure kleren en spullen koopt.
LDPE, HDPE'den çok daha pahalıdır.De verkoop zal veel minder opbrengen dan BHP zelf heeft betaald.
Bakım ve idamesi oldukça pahalı bir uçaktır.Door zijn veelzijdigheid en betrouwbaarheid is het een waardevol vliegtuig.
Kiralık devreler çok pahalı olabilmektedir.Strijkstokken kunnen duur zijn.
Maliyet hesabı olarak biraz pahalı bir teknolojik yöntemdir.Nadeel is dat het een vrij dure techniek is.
Özellikle büyükşehirlerde evler oldukça pahalıdır.In Huizen zijn vooral de luifelvormige mutsen erg opvallend.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Het is daarmee het duurste schilderij dat ooit is geveild.
Ekonomik olarak pahalı olması.Hij heeft het financieel moeilijk.
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Toch kan dit een interessante langetermijnspaarformule zijn.
Londra bölgesinde en pahalı mülklerden bazıları bu bölgede bulunur.Enkele van de duurste huizen van de VS staan in deze wijk.
Bu ilaçlar çok pahalıdır.Deze zijn heel duur.
Damıtma çoğu durumda çok pahalıdır.Vervanging is vaak duur.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.Voor de tijd waarin de auto werd geproduceerd, was de auto erg duur.
Biletler 26 yaşından büyükler için daha pahalıdır.De hoogst geregistreerde leeftijd is 26 jaar.
Noel'i yalnız başına kendine pahalı hediyeler alarak geçirir.De arme kerstman geeft iedereen dure cadeaus.
Tedavi ise çok pahalıdır.De behandeling met Rituximab is tevens heel duur.
Adalet pahalıdır.Gerechtigheid is duur.
O çok pahalı!Dat is zeer duur!
Böyle pahalı bir restoranda yemek yemeye gücüm yetmez.Ik kan het mij niet veroorloven om in zo'n duur restaurant te eten.
Böyle pahalı bir sözlüğü niye satın aldın?Waarom kocht je zo'n duur woordenboek?
Hayat gittikçe pahalılaşıyor.Het leven wordt steeds duurder.
Okul kitapları neden bu kadar pahalı?Waarom zijn schoolboeken zo duur?
Pek pahalı değil.Het is niet zo gek duur.
İyi bir kimono çok pahalıdır.Kimono bywają bardzo drogie.
"Mars'a gitmek neden o kadar pahalı oluyor?Po co symulować „lot na Marsa”?
Öğrenim pahalıydı.Nauka była kosztowna.
Et, sebzelere göre daha pahalı idi.Mięsa były droższe od produktów roślinnych.
Bu ilaçlar çok pahalıdır.Zestawy takie bywają bardzo drogie.
Oyun Leeds'teki pahalı bir otelin odalarından birinde geçer.Miejsce akcji toczy się w hotelu w Leeds.