pahalı ile cümle
pahalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu listede dünyanın en pahalı şehirleri sıralaması yapılmıştır.Por cierto, de ellas se extrajo el oro más puro del mundo.
Yöntem oldukça önemli olmasına rağmen radyoaktif ajanlar kullanılması nedeniyle son derece zor ve pahalıdır.A pesar de la efectividad es muy peligrosa y difícil de usar.
Bu sebepten dolayı satışa çıkan ürünler, komşu ülkelere göre çok daha pahalıya satılmaktadır.Este sistema se ha criticado por vender más barato que la producción de los países en vías de desarrollo.
Kravat çok pahalı.Il prezzo di questa cravatta è troppo alto.
O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.Se quella chitarra non fosse stata così cara, avrei potuto comprarla.
Bu çok pahalı.È troppo costoso!
Bu kitabı satın alamam. Çok pahalı.Non posso comprare questo libro. È troppo costoso.
Bununla beraber, günümüz koşullarında teleskopları yörüngeye taşımak bir hayli pahalıdır.Comunque, attualmente risulta costoso mandare telescopi in orbita.
Yüksek Hızlı Ethernet 'in ilk zamanlarında Ethernet Ağ Anahtarları göreceli olarak pahalı cihazlardı.Agli albori di Fast Ethernet, gli switch Ethernet erano dispositivi relativamente costosi.
Tavuk eti ve koyun eti, dana etinden daha sık kullanılmaktadır, çünkü dana eti pahalıdır.Il pollo e l'agnello sono mangiati molto più spesso del manzo, che è costoso.
Öte yandan Avrupa'nın en pahalı ülkesidir.Rimane probabilmente il più bel caffè all'europea fuori d'Europa.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.I primi dischi di Joni Mitchell non erano certo "semplici".
Tabii ki bu biraz pahalıya patlayacaktı bu nedenden ötürü.Il progetto fu, ancora una volta, scartato perché troppo costoso.
Bira diğer ülkelerde olduğu kadar pahalı olmamakla birlikte bir de oldukça kalitelidir.È questo il motivo per cui la birra ha un costo molto maggiore di quello che ha in altri Paesi.
Sadece zamanın en zenginleri bu pahalı maddeden kayda değer bir miktarda sahip olabilmiştir.Solo gli anziani riescono oggi ad apprezzare pienamente questa forma d'arte così complessa.
Bu transferle birlikte tüm zamanların en pahalı Alman futbolcusu oldu.Questo l'ha resa una delle più prolifiche calciatrici tedesche di sempre.
Bilgi yönetimi pahalıdır.La tecnologia è costosa.
İyi bir kimono çok pahalıdır.La pelliccia di questo animale è molto costosa.
Temelde bu teknoloji pahalı ama yüksek kaliteli bir ev videosu formatı idi.L'idea era di creare una macchina fotografica di dimensioni molto ridotte, ma di elevata qualità tecnica.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.A questi si aggiungono i taxi di tipo tradizionale, decisamente più costosi.
Pahalı ve komplike bir sistemdir.Apparecchiature complicate e costose.
Dünyanın en pahalı şehirleri arasındadır.È fra le città più inquinate al mondo.
Bu sefer çok pahalı Van Gogh çalacaklardır.Questa volta, fu Hogan ad effettuare un turn heel.
Hindistan'da üretilen en pahalı filmlerden birisidir.Il film sarà la pellicola più costosa prodotta in Finlandia.
Bu listede dünyanın en pahalı şehirleri sıralaması yapılmıştır.È in questo sobborgo che sono ubicate alcune delle ville più costose del mondo.
Daha doğrusu, çok pahalıya mal olmaktadır.Tuttavia, è molto costoso.
Final için en ucuz bilet 1000 ruble, en pahalısı ise 30 bin ruble olmuştur.Visite guidate in inglese sono più costosi, a partire da 4000 rubli.
Üretimi de çok pahalıydı.Il prodotto era però molto costoso.
Kilosu 350 $'a ulaşan fiyatlarla Kopi luwak dünyanın en pahalı kahvesi olma özelliğine sahiptir.Con il costo di $ 350.000 all'anno, il Naglazyme è uno dei farmaci più costosi al mondo.
Bazılarına göre yağmalatma sebebi; Moğol kervanındaki pahalı eşyalar ve değerli kervan mallarıydı.Tra questi i tintori emersero perché lavoravano strumenti complessi e materie prime costose.
Hastaneler çok pahalıdır.Больницы очень дорогие.
Onlar pahalı.Они дорогие.
Biraz pahalı olsalar bile, ben daime en iyi ürünleri satın alırım.Я всегда покупаю продукт высшего качества, даже если он немного дорогой.
Et pahalı.Мясо дорогое.
Onlar çok pahalı yüzükler takıyor.Они носят очень дорогие кольца.
Tom bu güneş gözlüğünü satın almak istedi ama o çok pahalıydı.Том хотел купить те солнечные очки, но они были слишком дорогие.
Tom o güneş gözlüğünü almak istedi ancak o çok pahalıydı.Том хотел купить те солнечные очки, но они были слишком дорогие.
Bu pahalı.Это дорого.
Alman yemekleri pahalı değil.Еда в Германии недорогая.
Ancak bu oldukça pahalı.Однако это слишком дорого.
Bu aktris her zaman pahalı mücevherler takar.Та актриса всегда носит дорогие украшения.
Otomobil yedek parçaları pahalı.Автозапчасти дорогие.
Avukat kasabaya gelir ve en pahalı otele yerleşir.Солдат приходит в королевство и поселяется в самой лучшей гостинице.
LDPE, HDPE'den çok daha pahalıdır.LDPE значительно дороже, чем HDPE.
Son 12 yılda (2000-2012), Coca-Cola dünyanın en pahalı markası adını kazanmıştır.На протяжении последних двенадцати лет (2000—2012) Соса-Cola являлась самым дорогостоящим брендом в мире.
İlacın yapımı çok pahalıdır.Изготовление лекарства стоило дорого.
Dünyadaki en pahalı otellerden birisidir.Это один из самых дорогих отелей в мире.
İyi bir kimono çok pahalıdır.Он носит дорогое кимоно.
Hindistan'da üretilen en pahalı filmlerden birisidir.Один из наиболее дорогостоящих фильмов, когда-либо сделанных в Индии.
Tedavi ise çok pahalıdır.Заболеваемость высокая, лечение очень дорогое.
Pahalı olduğu için kullanımı sınırlıdır.Из-за высокой стоимости его применение ограничено.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Эта сделка стала самым дорогим трансфером на то время, совершенным между двумя британскими клубами.
Bira diğer ülkelerde olduğu kadar pahalı olmamakla birlikte bir de oldukça kalitelidir.Для сравнения, даже низкокачественное пиво в республике стоит дороже.
Ksenon nadir bulunuşu sebebi ile diğer hafif soy gazlardan çok daha pahalıdır.Из-за своей малой распространенности ксенон гораздо дороже более легких инертных газов.
Köstebekleri kurması ve taşıması pahalıdır.Их постройка и содержание стоили дорого.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Строить узлы на оборудовании ICOM довольно дорого.
Öğrenim pahalıydı.Обучение было платным.
Tek gecelik aşklar, lüks eğlenceler, pahalı giysiler...Любит дорогую одежду, вечеринки, развлечения.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Но огромный успех Майкла Джексона не всегда был лёгким.
Yüksek güç amplifikatörleri için bu çok büyük ve pahalı güç kaynakları ve ısı lavabolar gelir.Для этого потребуются мощные и дорогостоящие конденсаторы.