Avukat kasabaya gelir ve en pahalı otele yerleşir.Солдат приходит в королевство и поселяется в самой лучшей гостинице.
LDPE, HDPE'den çok daha pahalıdır.LDPE значительно дороже, чем HDPE.
Son 12 yılda (2000-2012), Coca-Cola dünyanın en pahalı markası adını kazanmıştır.На протяжении последних двенадцати лет (2000—2012) Соса-Cola являлась самым дорогостоящим брендом в мире.
Ama ne pahasına?Но какой ценой?
İlacın yapımı çok pahalıdır.Изготовление лекарства стоило дорого.
Dünyadaki en pahalı otellerden birisidir.Это один из самых дорогих отелей в мире.
Bu özellik her ne pahasına olursa olsun unutulmamalıdır.Однако он не должен достигаться любой ценой.
Kendi huzurumuzu her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.При этом готов любой ценой защитить своих родных.
İyi bir kimono çok pahalıdır.Он носит дорогое кимоно.
Hindistan'da üretilen en pahalı filmlerden birisidir.Один из наиболее дорогостоящих фильмов, когда-либо сделанных в Индии.
Tedavi ise çok pahalıdır.Заболеваемость высокая, лечение очень дорогое.
Pahalı olduğu için kullanımı sınırlıdır.Из-за высокой стоимости его применение ограничено.
Böylece bu ücret İskoçya'da iki kulüp arasındaki en pahalı transfer ücreti oldu.Эта сделка стала самым дорогим трансфером на то время, совершенным между двумя британскими клубами.
Bira diğer ülkelerde olduğu kadar pahalı olmamakla birlikte bir de oldukça kalitelidir.Для сравнения, даже низкокачественное пиво в республике стоит дороже.
Geçmişte uğranılan yenilgiler paha biçilmez deneyimler sağlamıştı.Каждый день дальнейших боев стоил нам бессмысленных жертв.
Ksenon nadir bulunuşu sebebi ile diğer hafif soy gazlardan çok daha pahalıdır.Из-за своей малой распространенности ксенон гораздо дороже более легких инертных газов.
Köstebekleri kurması ve taşıması pahalıdır.Их постройка и содержание стоили дорого.
KKP sistemi oluşturmak çok pahalı olabilir.Строить узлы на оборудовании ICOM довольно дорого.
Her alay bu özel sancağını hayatı pahasına korumaya yemin ederdi.Они поклялись друг другу хранить этот секрет до самой смерти.
Öğrenim pahalıydı.Обучение было платным.
Tek gecelik aşklar, lüks eğlenceler, pahalı giysiler...Любит дорогую одежду, вечеринки, развлечения.
Kuşkusuz Tom Hanks'in bir sonraki projesi daha az pahalı değildi.Но огромный успех Майкла Джексона не всегда был лёгким.
Yüksek güç amplifikatörleri için bu çok büyük ve pahalı güç kaynakları ve ısı lavabolar gelir.Для этого потребуются мощные и дорогостоящие конденсаторы.
Öte yandan Avrupa'nın en pahalı ülkesidir.И именно поэтому мы самое бедное государство ЕС.
Park Avenue, bazı tahminlere göre dünyanın en pahalı emlak fiyatlarına ev sahipliği yapmaktadır.Жилая недвижимость на Парк-авеню является, по некоторым оценкам, самой дорогой в мире.
O, ne pahasına olursa olsun yumurtaları korur.Они пытаются добыть желейные бобы любой ценой.
Pahalı reklamlardan da uzak duruyorlardı.Но это — издания заведомо дорогие.
Üretimi de çok pahalıydı.Строительство было слишком дорогим.
Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir.Но победа была достигнута с большими потерями.
Sıçrayan mayınlar zıplayarak dağılma özelliklerin ötürü diğer tipik AP mayınlarına nazaran daha pahalıdırlar.Выпрыгивающие мины являются более дорогостоящими, чем типичные противопехотные мины.
İşte o zaman değerine paha biçilmezdi.Только тогда эту машину оценили по достоинству.
Sende dünyaya geldik biz Ve büyüdük - Bizim için sevgi dolu ve paha biçilmezsin.Здесь ты нас родила, здесь ты нас вырастила, мы любим тебя.
Daha yeni, daha pahalı arabalar için oyuncu, bilgisayarı immobilizer "hack" gerektirir.Для новых, более дорогих автомобилей требуется взломать компьютеризованный иммобилайзер.
Olimpiyatlar pahalı ve masraflı organizasyonlardır.Мир игры богат и разнообразен.
Ekonomik olarak pahalı olması.Это экономически дешевый вариант.
Tablo bu tarihe kadar satılmış en pahalı tablo oldu.Модель стала самой дорогой вещью, купленной на этом аукционе.
Stalin, birliklere ne pahasına olursa olsun mevzilerini tutmalarını emretti.Греческим частям было приказано удерживать занятые позиции любой ценой.
Birkaç on yıl içinde enerji çok daha pahalı hâle gelebilir.Лет через десять мы могли бы быть и посмелее.
Ancak modeli bile aracın çok pahalıya mal olacağını ispatladı.К тому же, система оказалась весьма дорогостоящей.
Tavuk eti ve koyun eti, dana etinden daha sık kullanılmaktadır, çünkü dana eti pahalıdır.Их мясо и яйца ценятся за свой вкус, а производство обходится дешевле.
Et, sebzelere göre daha pahalı idi.Мясо стоило дороже растительной пищи.
Otizm tedavisi pahalıdır ve doğrudan olmayan maliyet oldukça yüksektir.Затраты на терапию аутизма велики; косвенные потери ещё выше.
Son nefesleri pahasına bir söz verilecek, Ve düşmanlar Ölümün Kapıları'na dizilecek.Клятву сдержи на краю могилы, К Вратам Смерти идут вражьи силы.
Bazı Alman polis birimleri tarafından kullanılmış, fakat çok pahalı olduğu için üretimi durdurulmuştur.Повар немцев материл, но кое-что им давал.
Santa Monica'da pahalı zevkine uygun olarak döşediği bir ev satın aldı.В Санта-Монике он купил новый дом, обставив его в соответствии со своим вкусом.
Denizde en tehlikeli misyonları yüklenir ve hayatı pahasına başarır.Экипаж самоотверженно устранил в море наиболее опасные из них, продолжив поход.
Bilgi yönetimi pahalıdır.Техническо-распорядительный акт ст. Дорошиха.
62. Ordu'nun görevi kenti ne pahasına olursa olsun savunmaktır.وجهت للجيش 62 مهمة الدفاع عن المدينة بأي ثمن.
Pahalı olduğundan öyle yapılmıştı.لأنها كانت مكلفة.
Et, sebzelere göre daha pahalı idi.كانت اللحوم أكثر تكلفة من الأطعمة النباتية.
AMG modelleri, her Mercedes-Benz sınıfının en pahalı ve en yüksek performanslı modelleridir.تعتبر نماذج أيه أم جي أعلى أداءا وأغلى ثمنا من كل فئة من فئات مرسيدس بنز.
Konut sayısı çok az ve kira fiyatları pahalıdır.لكن المساكن شحيحة وأسعار الإيجارات غالية كثيرة.
Cihan Pahişahı: "Muhteşem" Süleyman (PDF). ss. 12-13.حاكم العالم: سليمان "العظيم" ص 12-13.
Buna karşın balık, kıyı kasabalarında bile ekmek ile karşılaştırıldığında 16 kat daha pahalı olabilirdi.وكانت الأسماك ترتفع لتصل إلي 16 أضعاف تكلفته، وأنها كانت مكلفة حتي بالنسبة لسكان المناطق الساحلية.
Londra bölgesinde en pahalı mülklerden bazıları bu bölgede bulunur.لديها بعض من أغلى المساكن في منطقة لندن.
Öğrenim pahalıydı.من المعروف أن الدراسة مكلفة.
Kalbin sağ tarafındaki basıncı azaltır ancak kanda daha düşük seviyede oksijen (hipoksiya) pahasına.وهو يقوم بتخفيف الضغط على الجانب الأيمن من القلب, لكن هذا يكون على حساب خفض مستويات الأوكسجين في الدم.
Firmanın ürünleri kalitesi ve pahalılığıyla bilinir.كانت الشركة تعرف بمنتجاتها المعقولة الثمن وذات الجودة الجيدة.
Jenerik ilaç olarak kullanılabilir ve pahalı değildir.وهو متاح كدواء عام، وغير مكلف.
Daha pahalı ve daha geniş evler doğrudan sokağa bakıyordu.تتركز على الشارع أهم المقرات والمؤسسات المالية.