O, toplantının pazartesiye kadar ertelenmesini önerdi.He suggested that the meeting be put off till Monday.
O, şirketin parasını cebine attı.He pocketed the company's money.
Ofisten zimmetine para geçirdi.He embezzled the money from his office.
O, kırık bir vazonun parçalarını bir araya getirmeye çalıştı.He tried to put the fragments of a broken vase together.
O, pakete bir "Kırılgan" etiketi ekledi.He attached a "Fragile" label to the package.
Yaralanması için tazminat olarak büyük bir miktar para aldı.He received a large sum of money in compensation for his injury.
Yurt dışında bir yolculuk için para biriktiriyor.He is saving money for a trip abroad.
O, resim eğitimi amacıyla Paris'e gitmeye karar verdi.He decided to go to Paris for the purpose of studying painting.
Borsa yatırımında çok para kaybetti.He lost a lot of money in the stock investment.
Minnettarlık göstergesi olarak bana biraz para verdi.He offered me some money in token of gratitude.
Öldürülmekten kıl payı kurtuldu.He narrowly escaped being killed.
Kendini parkta bir bankta yatarken buldu.He found himself lying on a bench in the park.
Sanırım o, balık satarak para kazanır.I think he makes money by selling fish.
Bütün parasını at yarışına harcamayacak kadar akıllı.He knows better than to spend all his money on horse racing.
Kullanabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can use.
Parası olmadığı için geziye gidemedi.He could not go on a trip for lack of money.
O, parasızlıktan dolayı başarısız oldu.He failed, due to lack of money.
O parayı istedi.He asked for the money.
O, para konusunda bir şey söylemedi.He said nothing as to money.
O parası ile cömerttir ve bir sürü hediyeler alır.He is liberal with his money and buys a lot of presents.
O para için evlendi.He married for money.
O, para için her şeyi yapacak.He'll do anything for money.
Parasıyla ne yapacağını bilmiyor.He doesn't know what to do with his money.
O biraz para istedi.He asked for some money.
O, para biriktirmek için yıllarca kıt kanaat geçindi.He pinched and scraped for many years to save money.
Bir sürü parası olduğunu söyledi.He said that he had a lot of money.
O, parasını hisse senetlerine yatırdı.He invested his money in stocks.
O parasını tüketti.He exhausted his money.
Parayı cebime koydu.He slid the money into my pocket.
O, ona biraz borç para verme konusunda amcasına yaklaştı.He approached his uncle about lending him some money.
O, parayı kabul ettiğinde halkının saygısını kaybetti.He lost the respect of his people when he accepted the money.
Onun bütün parası soyuldu.He was robbed of all his money.
O, kasadan benim paramı çaldı.He stole my money from the safe.
O, parasında özgürdür.He is free with his money.
Para yönünden cömerttir.He is generous with his money.
O, para hakkında dikkatsiz.He is careless about money.
Sadece para kazanmayı düşünüyor.He thinks only of making money.
Para kazanmayla o kadar meşguldü ki başka bir şey düşünecek vakti yoktuHe was so intent on money-making that he had no time to think of anything else.
Para kazanmaktan başka bir şey düşünmez.He thinks of nothing but making money.
Bankadan bir sürü ödünç para aldı.He borrowed a lot of money from the bank.
Onun bankada çok parası var.He has plenty of money in the bank.
Onun bankada bol parası var.He has plenty of money in the bank.
Bankaya gidip parasını bozdurdu.He went to the bank and changed his money.
Bankada onun çok parası vardı.He had a lot of money in the bank.
Bu antik paraya bir antikacı dükkanında rastladı.He came across this old coin in an antique shop.
Sana ödünç para vermeyecek kadar aklı başında.He knows better than to lend you money.
O seninle paylaşacak kozu olduğunu söylüyor.He says he has a bone to pick with you.
Parayı çalacak son kişi olurdu.He would be the last man to steal money.
O, fakir olmaktan çok uzak, aslında çok parası var.He is far from poor, in fact he has a lot of money.
Ay sonuna kadar bütün parasını harcamış olacak.He will have spent all his money by the end of the month.
O, Pazartesiden Cumaya kadar çalışır.He works from Monday to Friday.
Pazartesi ve Cumartesi sık sık okulu asar.He often cuts classes on Monday and Saturday.
O, pazartesi günü Newyork'a gitti.He went to New York on Monday.
O görevini sağlığı pahasına yaptı.He did his duty at the cost of his health.
O eski madeni para toplamayı sever.He likes collecting old coins.
Patronu ile tartıştı ve kovuldu.He had words with his employer and was fired.
O, mayıs ayının sonunda Paris'e gitti.He went to Paris at the end of May.
O sıkı pazarlık yapar.He drives a hard bargain.
O, parktaki bankta oturdu.He sat on the bench in the park.
O, park civarında koşuyor olabilir.He may be jogging around the park.