Parkta uzun bir süre bekledik.We waited in the park for a long time.
Biz pazar günü oynarız.We play on Sunday.
Bombanın patladığını duyduk.We heard the bomb go off.
Onun parka girdiğini gördük.We saw her enter the park.
Yarın bahçe partisi vereceğiz.We are to have a garden party tomorrow.
Biz yarın öğleden sonra parkta tekrar buluşacağız.We are to meet again at the park tomorrow afternoon.
Bizim açık havada bir partimiz vardı.We had a party in the open.
Biz oynamak için parka gittik.We went to the park to play.
Ben kendi paramla seyahat ettim.I traveled at my own expense.
Bana bir parça kağıt ver.Give me a piece of paper.
Lütfen bana bir parça kağıt getir.Please fetch me a piece of paper.
Sınav önümüzdeki pazartesi başlıyor.The examination begins next Monday.
Sınavlar gelecek hafta pazartesi günü başlayacak.The examinations will begin on Monday next week.
Oyunu önümüzdeki Pazara ertelemek zorundayız.We have to put off the game till next Sunday.
Kedimizin kürkü parlaklığını kaybetti.Our cat's fur has lost its luster.
Sanırım pantolon askısına ihtiyacım var.I think I need braces.
Kaza pazar günü yaklaşık olarak saat üçte oldu.The accident happened on Sunday at about 3:00.
İnsan paranın zaman olduğunu akılda tutmalıdır.One should bear in mind that time is money.
Zamanın para olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that time is money.
Biz vakit öldürmek için parkta gezdik.We walked about in the park to kill time.
Hangisi daha değerlidir, para mı yoksa zaman mı ?Which is more valuable, time or money?
Zaman ve para kaybı inanılmaz.The waste of time and money is incredible.
Zamanını ve paranı ziyan etme.Don't waste your time and money.
Zamanını ve paranı boşa harcama.Don't waste your time and money.
Bol zamanım var, ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Bol bol zamanım var ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Bir saati parçalara ayırmak onu monte etmekten daha kolaydır.Taking a watch apart is easier than putting it together.
Bazen benim patronummuş gibi davrandı.Sometimes he acted as if he were my boss.
Bazen sanki patronummuş gibi davranır.Sometimes he acts as if he were my boss.
Daha sonra Bayan Pam Roland ile konuşacağız.Next, we will talk to Ms. Pam Roland.
Önümüzdeki Pazarı romanlar okuyarak geçireceğim.I will spend next Sunday reading novels.
Gelecek Pazartesi bir İngilizce sınavı olacağız.We will have an English test next Monday.
Önümüzdeki pazartesi seni görebilecek miyim?Will I be able to see you next Monday?
Önümüzdeki pazartesiye kadar mektubu almalısın.You should receive the letter by next Monday.
Önümüzdeki Pazar seni görmeye geleceğim.I will come to see you next Sunday.
Önümüzdeki pazar seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you next Sunday.
Önümüzdeki Pazar gününü boş tutun.Keep next Sunday free.
Önümüzdeki Pazar bir konser olacak.There will be a concert next Sunday.
Önümüzdeki pazar nereye gitmek istersin?Where would you like to go next Sunday?
Gelecek Pazar günü geleyim mi?Shall I come next Sunday?
Gelecek pazar bir yürüyüşe gitmeye ne dersin?What do you say to going on a hike next Sunday?
Bu pazar benimle çıkmayı isteyip istemediğini merak ediyorum.I wonder if you'd like to go out with me this Sunday.
Önümüzdeki sene doğum günüm Pazara denk gelecek.Next year my birthday will fall on Sunday.
Gelecek yıl doğum günüm pazar gününe rastlayacak.Next year my birthday will fall on Sunday.
Onun gururu onun parayı almasına izin vermedi.His pride did not allow him to take the money.
Bisikletimin patlak bir lastiği vardı, bu yüzden yedi trenini kaçırdım.My bicycle had a flat tire, so I missed the seven o'clock train.
Bütün paralarını harcamak gülünç olurdu.It would be ridiculous to spend all their money.
Kendi giysilerini yaparsan, bu sana para kazandırır.If you make your own clothes, it will save you money.
İş payınızı bitirdiniz mi?Have you finished your share of the work?
Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.If you enjoy the work you do, you have something worth more than money.
Bu parayı özgürce harcayabilirsin.You may spend this money freely.
Para kayıp zamanı telafi edemez.Money cannot make up for lost time.
Para mutluluğun kaybını ödeyemez.Money cannot pay for the loss of happiness.
Gerçek yanımda para olmamasıdır.The fact is that I have no money with me.
Gerçek bütün parayı harcamış olmamdır.The fact is that I've spent all the money.
Doğruyu söylemek gerekirse, yanımda hiç param yok.To tell the truth, I have no money with me.
Doğruyu söylemek gerekirse, günde iki paket sigara içerdim.To tell the truth, I used to smoke two packs a day.
Gerçeği söylemek gerekirse, şu an yanımda hiç para yok.To tell the truth, I have no money with me now.
Patron bize sabahtan akşama kadar çalışmamızı emretti.The boss ordered us to work from morning till night.
Patronumuzla konuşan adam Hiroshi'dir.The man talking with our boss is Hiroshi.