Ana içeriğe geç
Sözlük

pa ile cümle

pa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaptığınız işin miktarı ile orantılı olarak para alırsınız.You get paid in proportion to the amount of the work you do.
Maalesef o yer biraz çok pahalı.I'm afraid that place is a little too expensive.
Orada araba park etmek yasal değildir.It is illegal to park a car there.
Asistan parayı aldı.The assistant took the money.
Akira parası varken New York'ta kalacak.Akira will stay in New York while his money lasts.
Ne yazık ki yanımda hiç param yok.Unfortunately I have no money with me.
O aşırı para harcıyor.He's got money to burn.
Onun çok parası var.He's got money to burn.
O, on parmağında on marifet olan bir kimsedir.He is a jack-of-all-trades.
O, patronuna yalakalık yapıyor.He is buttering up to his boss.
Vay be, işte nihayet Paris'teyiz. Önce nereyi gezsek?Wow, we're finally in Paris. Where should we visit first?
IMF Uluslararası Para Fonu (IMF) anlamına gelir.IMF stands for International Monetary Fund.
Paris'e giden 8:15 trenine binmek zorundayım.I'll have to catch the 8:15 train to Paris.
Yürüyerek beş dakikada parka vardık.Five minutes' walk brought us to the park.
Beş bin dolar büyük miktarda paradır.Five thousand dollars is a large sum of money.
Beş dolar'dan biraz fazla param var.I have little more than 5 dollars.
Üç büyük adam ona saldırdı ve onun parasını çaldı.Three big men attacked him and stole his money.
Üç çocuk parkta oynuyordu.Three children were playing in the park.
Tüm bu parayı üç ay içerisinde harcamış olacağım.I will have spent all this money in three months.
İki cadde birbirine paralel çalışır.The two streets run parallel to one another.
İki kadın parktaki bir bankta rahat ediyorlar.Two women are taking it easy on a bench in the park.
Dün gece üst kattaki bir tür parti saat bire kadar beni uyutmadı.Some kind of party upstairs kept me up till one last night.
Sayfa 22 deki pasajı okuyun.Read the passage on page 22, please.
Bir köpek parkta koşuyor.A dog is running in the park.
Bir dolar para cezasına çarptırıldım.I was fined a dollar.
Neden bir odayı paylaşmıyoruz?Why don't we share a room?
1972'de, Dr. Francine Patterson Koko'ya işaret dilini öğretmeye başladı.In 1972, Dr. Francine Patterson started to teach sign language to Koko.
Heykel 1958 yılında Hiroşima Barış Parkına inşa edildi.In 1958, the statue was built in the Hiroshima Peace Park.
Savaş 1941 yılında patlak verdi.War broke out in 1941.
Ben 1 Kasımdaki partiye katılmak istiyorum.I would like to attend the party on November 1st.
Lütfen parağraf ona bakınız.Please refer to paragraph ten.
Yüz dolar sadece bozuk para.One hundred dollars is just chicken feed.
Bin dolar, parti için tüm masrafları kapsayacak.One thousand dollars will cover all the expenses for the party.
Papaz Allah bizim kurtuluşumuzdur dedi."God is our salvation," said the priest.
Jim'in patronu ona "tatile çıkmanın zamanı geldi" dedi."It's high time you took a vacation," Jim's boss said to him.
"Paul bugün yatakta hasta." "Çok kötü.""Paul is sick in bed today." "That's too bad."
"Parka nasıl gittin?" "Otobüsle.""How did you go to the park?" "By bus."
"Buraya park edebilir miyim?" "Hayır, etmemelisin.""May I park here?" "No, you must not."
Utangaç genç adam "Teşekkür ederim, bir parça daha kek yemek istiyorum" dedi."Thank you, I'd love to have another piece of cake," said the shy young man.
Patronu gerçeği öğrendiğinde, yalan onun başını derde soktu.The lie got him in trouble when his boss found out the truth.
Patronu gerçeği öğrendiğinde yalan onun başını belaya soktu.The lie got him in trouble when his boss found out the truth.
Biraz yaban mersini topladıktan sonra, bir pasta yaparım.After I pick some blueberries, I make a tart.
Paco şehir manzarası çizer.Paco draws cityscapes.
İnsanlar buradan beş para etmez görünüyor.The people look like trash from here.
Bu fabrika, otomobil parçaları üretmektedir.This factory manufactures automobile parts.
Partime geleceğine kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you would come to my party.
Sizi bir partiye davet etmek istiyorum.I want to invite you to a party.
Kalabalık kontrolden çıktı ve parmaklıkları kırıp geçti.The crowd got out of control and broke through the fence.
Kalabalık, panik içindeydi.The crowd was in a panic.
Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız.We must consider the question of whether we can afford such huge sums for armaments.
Erkek kardeşim iyi bir patenci.My brother is a good skater.
Erkek kardeşim bana bir kot pantolon verdi.My brother gave me a pair of jeans.
Kardeşim kullanılmış bir araba satın aldı, bu yüzden çok pahalı değildi.My brother bought a used car, so it was not very expensive.
Polis onun işaret parmağı ile bana işaret etti.The policeman beckoned to me with his forefinger.
Polis ona orada park etmesi için izin verdi.The policeman permitted him to park there.
Polis seni yirmi yıl boyunca parmaklıkların arkasına koyacak.The police will put you behind bars for twenty years.
Polisler genellikle caddede park etmiş arabaları görmezden gelirler.The police usually close their eyes to cars parked on the street.
Polis yasadışı parkta sıkı önleme başladı.The police began a crackdown on illegal parking.
Polis silahtaki parmak izlerini kapıdakilerle karşılaştırdı.The police compared the fingerprints on the gun with those on the door.
Polisler onu Paris'e kadar izledi.The police have traced her to Paris.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod