Keşke çok param olsa.I wish I had much money.
Onun parası var.He's in the money.
Benim patronum bugün çok neşeli.My boss is very cheerful today.
Patronum bugün çok neşeli.My boss is very cheerful today.
Patronumuzu memnun etmek zordur.Our boss is hard to please.
Bir çevre otelde bir yangın patlak verdi.A fire broke out in a neighborhood hotel.
Enflasyon sorunu partiyi böldü.The inflation issue split the party.
Hindistan'da kaldığım sırada param bitti.I ran out of money during my stay in India.
İyi akşamlar. Partinizde kaç kişi var?Good evening. How many are in your party?
Patatesler bana gaz yapar.Potatoes give me wind.
Savaş her an patlak verebilir.War may break out at any moment.
Aslan payını hep sen alıyorsun!You always take the lion's share!
Paris'e ne zaman geldin?When did you come to Paris?
Savaş ne zaman ve nerede patlak verdi?When and where did the war break out?
Dün birlikte patenle kaymışız gibi görünüyor.It seems like yesterday that we skated together.
Parayı bana ne zaman iade edeceksin?When will you return the money to me?
İtalya'da yapılmış bu kot pantolon oldukça pahalı.Made in Italy, these jeans were very expensive.
Zor günler için bir kenara para koy.Put aside money for a rainy day.
Hiçbir para miktarı onun fikrini değiştirmeyecek.No amount of money will change his mind.
İngiliz Parlamentosu, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasına bölünmüştür.The British Parliament is divided into the House of Commons and the House of Lords.
İngiltere'de pazar günü mağazalar kapalı mı?Are the stores closed on Sunday in England?
Bir miktar para iş görür.Any amount of money will do.
Paskalya geçidini izlemeye gidelim.Let's go and watch the Easter parade.
Mutlu Paskalyalar.Happy Easter!
İyi Paskalyalar!Happy Easter!
Paskalya yumurtalarını boyuyorum.I'm painting Easter eggs.
Anne partimize gelmeyecektir.Anne will not come to our party.
Ann partimize gelmeyecektir.Ann will not come to our party.
Ann'in yanında biraz parası var.Ann has a little money with her.
Onu ödünç para verecek kadar delisin.You are crazy to lend money to him.
Keşke o kadar çok para harcamasaydım.I wish I hadn't spent so much money.
Keşke bu kadar çok para harcamasaydım.I wish I hadn't spent so much money.
Anderson ailesi dışında herkes gelecek Perşembe akşamı partiye gidiyor.Everybody except the Anderson family is going to the party next Thursday evening.
O bir pagodadır.That is a pagoda.
O benim paltom.That is my overcoat.
Bu kadar çok parayı toplamak ne kadar zamanını aldı?How long did it take you to collect so many coins?
Paris'te tanıştığım şair odur.That is the poet I met in Paris.
Bir araştırmaya göre her yıl 53.000 Amerikalı pasif içicilik sonucu ölüyor.A study reports that 53,000 Americans die each year as a result of secondhand smoke.
Part-time bir işin iyi bir deneyim olduğunu düşünüyorum.I think a part-time job is a good experience.
Sahip olduğum tüm parayı ona verdim.I gave her all the money I had.
Sahip olduğum bütün parayı ona verdim.I gave her all the money I had.
Alice, geçen Pazardan beri soğuk algınlığı geçiriyor.Alice has had a cold since last Sunday.
ABD, Japon ürünleri için iyi bir pazardır.The USA is a good market for Japanese products.
Çok fazla para harcama.Don't spend too much money.
Güneş tüm muhteşem güzelliğiyle parlıyordu.The sun was shining in all its splendid beauty.
Bu iki çocuk aynı yatakhane odasını paylaşır.Those two boys share the same dormitory room.
O parti her zaman orta sınıfı kötülüğe teşvik ediyor.That party is always pandering to the middle class.
O mağazada bana paranın üstünü eksik verdiler.They short-changed me at that store.
O adam güvercin-parmaklı yürüyor.That guy is walking pigeon-toed.
O mavi-beyaz parlayan yıldız Sirius'tur.That blue-white shining star is Sirius.
Ona biraz borç para verdim, halen geri vermedi.I lent him some money, but he hasn't returned it yet.
O küçük yıldız en parlaktır.That small star is brightest.
O aktris şirketteki parlayan yıldızdır.That actress is the shining star in the company.
O araba satın almam için çok pahalı.That car is too expensive for me to buy.
Bu araba, paranız için en iyi anlaşma.That car is the best deal for your money.
Patronumun emriyle o işi yaptım.I did that work on the orders of my boss.
O eski paraları nerede buldun?Where did you pick up those old coins?
Şu parlayan yıldıza bak.Look at that brilliant star.
Şirket para kaybetmeyi durdurdu.The company stopped losing money.
Şirket para kaybediyor.The company is losing money.