Tom'un akşam yemeği için rulo köftesi ve patates püresi vardı.Tom had meat loaf and mashed potatoes for dinner.
Tom büyük bir çatalla patatesleri püre yaptı.Tom mashed the potatoes with a large fork.
Biraz daha patates püresi alır mısınız?Would you like more mashed potatoes?
Tom çok soslu patates püresi yemeyi sever.Tom likes to eat mashed potatoes with lots of gravy.
Tom tabağına biraz patates püresi koydu.Tom put some mashed potatoes on his plate.
Biraz daha patates püresi almak istiyorum.I'd like to have some more mashed potatoes.
Lütfen patates püresini verir misin?Would you pass the mashed potatoes, please?
Akşam yemeği için sebzeli patates püresi yiyorum.I am having mashed potatoes with vegetables for dinner.
Tom patates püresinden hoşlanmaz.Tom doesn't like mashed potatoes.
Sabahleyin pirinç püresi yedim.I ate rice porridge in the morning.
Lütfen bana patates püresi verin.Please give me the plate of potatoes.
Birçok patates püremiz var.We have a lot of mashed potatoes.
O, patatesleri püre yapıyordu.He was mashing potatoes.
Bu akşam akşam yemeği için tekrar püre patates yemeyelim .Let's not eat mashed potatoes for dinner again tonight.
Tom patatesleri püre hâline getirdi.Tom mashed the potatoes.
Torbalarda satılan 80 kalorili (330 kJ) bir meyve püresidir.It is an 80-calorie (330 kJ) fruit puree that is sold in pouches.
Tropolis, 2010 yılında Tropicana tarafından tanıtılan bir meyve püresidir.Tropolis is a fruit purée that was introduced by Tropicana Products in 2010.
Dondurma ve meyve püresi tatlıları da oldukça popülerdir.Ice cream and sorbets are also very popular.
Daha aşağıda Pürenli Seki kilisesi bulunur.The abbey church still stands.
Belki haşlanmış veya püre patates, veya tüm zamanların en aptal yemeği -- Minute Rice.Maybe baked or mashed potatoes, or perhaps the stupidest food ever, Minute Rice.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Your father wanted to eat cucumber kimchi but I'm investing it in your face.
Bezelye püresi ile servis edilmiş fish and chipsPlated fish and chips served with mushy peas
İçine genellikle patates püresi konur.The most popular filling is mashed potato but it may also be ragout or millet.
Kugeller pirinç, erişte veya patates püresinden hazırlanır.Kugels are prepared from rice, noodles or mashed potatoes.
Tahıllar, karıştırıcıda üretilen buhar nedeniyle pişerek püre haline gelir.The steam created in the mixer allows the grains to cook resulting in a puree.
Püre yapmak için çok uygundur.Sie ist für Steingärten geeignet.
3 dakika sonra püre haline getirilmiş olan sebzeler eklenerek 5 dakika daha kaynatılır.Gemüse hinzufügen und weitere fünf Minuten kochen.
Sarımsaklar dövülerek püreye katılır.Las Lloronas que acompañan al Féretro.
Daha aşağıda Pürenli Seki kilisesi bulunur.Più ad ovest si trova il cratere Perepelkin.
Sarımsaklar dövülerek püreye katılır.Атакует врагов баллончиками с парфюмерией.
3 dakika sonra püre haline getirilmiş olan sebzeler eklenerek 5 dakika daha kaynatılır.تسلق الفليفلة لمدة عشر دقائق قبل إضافة المكونات الأخرى.
Patates püresi, haşlanmış patateslerin püre haline getirilmesiyle hazırlanmış bir yemektir.Een aardappelkroket is een kroket die wordt bereid met aardappelpuree.
Her iki aile de iyi eğitim görmüş Püreiten ailelerdi.Beide broers genoten een goede opleiding.
Her iki aile de iyi eğitim görmüş Püreiten ailelerdi.Ambii părinți proveneau din familii cu trecut științific.
Her iki aile de iyi eğitim görmüş Püreiten ailelerdi.Molemmat vanhemmat olivat hyvin uskonnollisia kalvinisteja.
Püre yapmak için çok uygundur.Laji soveltuu hyvin kotiviinin valmistamiseen.
Dondurma ve meyve püresi tatlıları da oldukça popülerdir.Τα παγωτά και τα σορμπέ είναι επίσης πολύ δημοφιλή.
Kevgirden veya mutfak robotundan geçirilerek püre haline getirilir.Til udvaskning af stenen bruges viskoseklude eller køkkenrulle.
Püre yapmak için çok uygundur.Vatnet er velegnet for padling.
Dondurma ve meyve püresi tatlıları da oldukça popülerdir.Kem và thanh kẹo trái cây làm bằng mãng cầu Xiêm cũng rất phổ biến.
Püre yapmak için çok uygundur.Gỏi cá mai rất thích hợp làm gỏi.
1960 - Swanson yeni dörtlü kaba tatlı (elma püresi ve brovni) ekledi.1960年 – スワンソンはトレイの仕切りを4つに増やし、デザートを追加した(アップル・コブラーやブラウニーなどの焼き菓子)。
Her iki aile de iyi eğitim görmüş Püreiten ailelerdi.בארץ שניהם היו לפסיכואנלטיקאים בכירים.
Patates püresi, haşlanmış patateslerin püre haline getirilmesiyle hazırlanmış bir yemektir.Картофена салата е вид ястие, приготвено от варени картофи.
Yemek ve püre yapmak için uygundur.Je určená na varenie a pečenie.
Yaklaşık bir ay boyunca protein içeren bu püreyi yiyen yavru sütten yaprak yemeye geçiş yapar.Maždaug po mėnesio sūdytus arbūzus galima valgyti.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Ayahmu mau makan ketimun kimchi, tapi aku mau menginvestasikan ke wajahmu.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Az apád uborkát akart enni, de befektettem azt az arcodra
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Ba của con muốn ăn kim chi với dưa leo và bây giờ mẹ lại lấy để dắp mặt cho con.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Dein Vater wollte Gurken Kimchi, aber ich investiere in dein Gesicht.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Din far ville äta gurka kimshi men jag investerar dem på ditt ansikte.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Isäsi halusi syödä kurkku kimchiä, mutta sijoitan niitä sinun kasvoihisi.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Je vader wilde komkommer kimchi eten, maar we investeren ze voor je gezicht.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.아빠가 오이소박이 먹고 싶다고 했는데도 내가 특별히 니 얼굴에 투자하고 있는거야
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Tatal tau dorea sa manance kimchi cu castraveti dar eu ii investesc in fata ta.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Ton père voulait manger un Kimchi aux concombres mais je les ai investi sur ton visage.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Tvoj oče je hotel jesti kumaričin kimchi, jaz pa jih raje investiram v tvoj obraz.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Tvoj otec chcel jesť uhorkové kimchi, ale ja ich radšej investujem do tvojej tváre.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Tvůj otec chtěl jíst okurkové kimchi, ale já je investuji na tvůj obličej.
Baban salatalık püresi istediğini söylediği halde ben bunları senin yüzün için harcıyorum.Twój ojciec chciał zjeść ogórki z kimichi ale ja wolę je zainwestować w twoją twarz!