Eğitim hayatından sonra 1972'de ahşap oyuncaklar yapmaya başladı.After a career in teaching he began making wooden toys for a living in 1972.
Oyuncak bir devridaim makinesi değildir.I'm Not A Machine Music.
Bütün Oyuncaklar Benim Ben Ne Zaman Büyüyeceğim?"When Will Indian Cartoons Grow Up Enough For My Child?
Ron Fuller (21 Ağustos 1936 - 2 Temmuz 2017), İngiliz oyuncak tasarımcısı.Ron Fuller (21 August 1936 – 2 July 2017) was a British artist and toy designer.
Oyuncaklarını kimi zaman sahiplerine de vermez.They sometimes even adopt other players as their children.
Transformers 1970lerde Japonya'da bir oyuncak serisi olan Microman ve Diaclone'dan meydana geldi.The Transformers began with the 1980s Japanese toy lines Microman and Diaclone.
Git ve oyuncak ol!" der.Go outside and play."
Betty: Vipo'nun sevimli oyuncak kedisi.Caramel: Betty’s golden-haired cat.
Filmin oyuncak yapımı ise Hasbro tarafından teyit edilmiştir.The toy line was produced by Hasbro.
2004 yılında dizinin ilk oyuncak figürleri Mezco Toys tarafından satışa sunuldu.In 2004, the first series of Family Guy toy figurines was released by Mezco Toyz.
Helen Meyer – 65 yaşında, Alfred İasonidisin hanımı, oyuncak bebek Klabauterman için bayılıyor.Helen Meyer, wife of Alfred Antopoulos, 65, loves a doll Klabautermann.
Şirket, oyuncaklar, video oyunları, arcadeler, anime ve lunaparklarında uzmanlaşmıştır.It specializes in toys, video games, arcades, anime, and amusement parks.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.Children entertained themselves with toys and such games as leapfrog.
Çok basit nesneler oyuncak olarak kullanılabilir.Most can be played as stand-alone pieces.
Oyuncak özellikle okul çocukları arasında popülerleşti.The series remains popular among school children.
Ardından da içindeki oyuncak uçağın ne olduğunu öğrenmek ister.It has been undecided what the inside of the Business Jet will have.
Seriye dayalı çeşitli oyuncaklar ve video oyunları üretilmiştir.There have been several toys and video games based on the series.
"Günümüzde Geleneksel Oyuncaklar"."Traditional Japanese Games".
Albert Schoenhut tarafından kurulan oyuncak piyano şirketi halen üretime devam etmektedir.Schoenhut toy pianos, designed by Albert Schoenhut, were the company's first products.
Teddy, David'in android oyuncak ayısı.Teddy: David's robot toy companion.
Önceleri diecast oyuncaklar iç detayı olmayan araba ya da kamyon tipinde üretilmişti.Many early model cars were not intended either as toys or for collecting.
Kazadan yaklaşık on ay sonra oyuncaklardan bazıları Alaska kıyılarına ulaşmaya başlar.Ten months after the incident, the first Floatees began to wash up along the Alaskan coast.
Plastikten yapılma, motorla çalışan ve ağzından farklı renklerde toplar fırlatan bir oyuncaktır.The game features a plastic, motorized bucket which ejects differently-colored balls from its mouth.
Daha çok oyuncak sanayisinde kullanılır.He is skilled in the manufacture of toys.
Lisa, Simpsonlar yayımlarında, oyuncaklarında ve başka ürünlerde yer aldı.Lisa has been included in many The Simpsons publications, toys, and other merchandise.
Şirket maskot olarak oyuncak ayıyı seçti.The group adopted the poodle as their mascot.
Oyun Oyuncakları için 14 Dick Tracy çizgi film oyuncağı imal etti.Playmates Toys manufactured a line of 14 Dick Tracy figures.
Oyunun ayrıca oyuncak ve oyun türlerinde ürünleri de vardır.This also went for vehicles and playsets.
Konuşmaya başlarken, sizlerden çocukken oyuncak küplerle oynadığınız günleri düşünmenizi istiyorum.I want to start out by asking you to think back to when you were a kid, playing with blocks.
Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.When I opened my door in the evening, off they would go with a squeak and a bounce.
Kiliç oyuncak değil.A sword is not a toy.
Bir bebeğe veya kıza oyuncak bebek verdiğin zaman onu programlıyorsun.Whne you give a baby dolls or a girl you're are programming her.
Bu, bir çocuğu olabilir th sensiblest oyuncak.It's th' sensiblest toy a child can have.
Steve. Yeni oyuncak.Oh, Steve, new toy.
Oyuncak bir silahla.It was a toy gun.
Tek yaptığı oyuncak bir silaha sahip olmaktı.He did after all have a toy gun.
Sol üstte oyuncak trenler filmi var.Upper left is a film they did on toy trains.
Sol altta Ölülerin Günü oyuncakları.Lower left is Day-of-the-Dead toys.
Charles oyuncakların göründükleri kadar masum olmadıklarını söylerdi.Charles used to say that toys are not as innocent as they appear.
Baba, oyuncak arabamın tekeri çıktı. Tamir edebilir misin?Daddy the wheel came off my toy car, would you fix it?
Ve bize bir ipucu veren özel bir oyuncak vardı.And so there was one particular toy that gave us a clue.
Oyuncak ayı teröristi şimdi benim terbiyeli çalışanlarımla dinleniyor.A teddy bear terrorist chilling with my well-mannered crew.
O, oyuncaklar yerine aletlerle oynayarak büyümüş bir çocuktu.He's just a kid that grew up playing with tools instead of toys.
Bu bir radar hız dedektörü, Hotwheels oyuncak tarafından yapılmış.This is a radar speed detector that was developed from a Hot Wheels toy.
Birkaç hafta önce, arkadaşlarımdan biri 8 yaşındaki oğluna bir oyuncak araba hediye etti.So a few weeks ago, a friend of mine gave this toy car to his 8-year-old son.
Bir bakıma bir oyuncak, öyle değil mi?In a way, it's a toy, no?
Ole'nin kücük müdahalesi cocuklarını cok mutlu etmisti: Tekrar oyuncak üretmeye başlama düsüncesi.Ole's little invention made his boys so happy that he thought maybe he should start making toys.
Onları şimdi oyuncak yapmak için kullanabilecekti.He could now use it to make toys.
Duydum ki ahşaptan çok hos oyuncaklar yapıyorumussunuz.'I heard that you are making some very nice wooden toys'
Toptancı bütün bu ahsap oyuncaklardan cok etkilenmişti.The wholesaler was very impressed with all the wooden toys.
Böylece toptancı Noel'den önce tüm oyuncakları kendi magazasına alabilecekti.So the wholesaler could get the toys out in stores before Christmas.
Kendim yaparım.Arabamla etrafta oyuncakları satarım.Ole: "I'll do it myself. I'll drive around selling the toys"
Kaybedecek zaman yoktu.Ole tüm oyuncakları arabaya yükledi ve gitti.There was no time to lose. Ole packed the car with all the toys and drove off.
Ole çok iyi bir oyuncak üreticisiydi ama cok iyi bir satıcı degildi.Ole was a very good toy-maker but was not a very good salesman.
Bu oyuncaklar ileride patlama yapacak.ilgilendigin birseyler var mıydı ?Ole: "This is going to be a blast. Is there anything you were interested in?"
Parayı tercih ederim ama sonuç olarak tüm oyuncakları satmıs olacaktı.Ole: "Well, i would prefer money" 'but'
Zaman aktı geçti ama oyuncakları bekledikleri kadar hızlı satamıyolardıTime passed by But the toys didn't sell as quickly as they had expected
Kullanışlı ve oyuncakların gelişimi açısından oldukca kaliteli oldugunu görebilmiştiHe could see that it was useful and that the quality of the toys improved
Yakında ahsap oyuncakların üretimi tekrar başlayacaktı.Soon the production of the wooden toys started again
Godtfred dışarıya cıkıp oyuncakları kendisi satmasına kara verdiGodtfred decided that he would go out and sell the toys himself.