Ana içeriğe geç
Sözlük

oynar ile cümle

oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kulüp, evindeki maçlarını 12,994 kapasiteli Ljudski vrt stadyumunda oynar.Klub igra tekme na stadionu Ljudski vrt, ki ima kapaciteto 12.994 gledalcev.
1991 yılında, A Woman Named Jackie adlı filmde genç Jacqueline Bouvier'i oynar.Leta 1991 je zaigrala mlajšo Jacqueline Bouvier v televizijskem filmu A Woman Named Jackie.
San Francisco Film Festivali, yabancı yapım filmleri Amerikalı seyirciye tanıtmada önemli rol oynar.Festival je odigral pomembno vlogo pri uvajanju tujih filmov Ameriški javnosti.
Maçlarını A Coruña şehrindeki Estadio Municipal de Riazor'nda oynar.Domače tekme igra na stadionu Riazor v La Coruñi.
Turizm sebebi ile lokal anlamda çok önemli bir ekonomik rol oynar.Kraj ima tako v lokalnem, kot tudi v regijskem smislu pomembno gospodarsko vlogo.
3 numarada oynar.Za igro v 3.
Beyinsapı, kalp ve solunum sisteminin çalışmasının düzenlenmesinde de önemli rol oynar.Možgansko deblo je pomembno za uravnavanje delovanja srca in dihanja.
Hayvancılık şehrin iktisadi hayatında büyük bir ekonomik rol oynar.Univerza igra zelo pomembno vlogo v mestnem življenju.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Bil je član Sokola v Naklem, kjer je telovadil in igral nogomet.
Otomobil I. Dünya Savaşı sırasında önemli bir rol oynar.Transport je med prvo svetovno vojno odigral eno ključnih vlog.
Sıcaklık kışın 12 °C ve yazın 35 °C arasında oynar.Temperature se gibljejo od 12 °C pozimi in 35 °C v poletnih mesecih.
Takımda biri kaleci olmak üzere altı oyuncu molasız oynar.Moštvo ne sme med igro v nobenem trenutku imeti na ledu več kot šest igralcev.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.Igra je potezne narave in zato za uspešno igranje zahteva precej taktiziranja.
İlaveten balıkçılık ve tarım önemli bir rol oynar.Uke in nage imata enako pomembno vlogo.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Pomembno vlogo je igrala tudi na praznovanjih.
Aralarında tam oynar eklemler vardır.Med njima je narivna ploskev.
Makara, bir tür, dudak için dayak rolünü oynar.Poljub (strokovno oskulacija) je dotikanje z ustnicami.
Triptofan serotonin sentezinde rol oynar.Triptofanas dalyvauja serotonino sintezėje.
Bu tanımda dil oyunu, dilbilgisi ve kural kavramları önemli rol oynar.Aprašant kalbą, svarbų vaidmenį vaidina kalbos žaidimų, gramatikos ir taisyklių sąvokos.
O'Sullivan sağ eliyle oynar, fakat sol eliyle de yüksek beceride oynayabilmektedir.O’Salivanas atsakė, kad jis geriau žaidžia savo kairiąja ranka, nei Robidu – dešiniąja.
Yıllık ortalama sıcaklıklar batı kısmında 3 derece ile Titikaka Gölü kenarında 12 derece arasında oynar.Metinės temperatūros vidurkis svyruoja nuo 3 °C vakaruose iki 12 °C Titikakos pakrantėje.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Jie kare ėmė vaidinti svarbų vaidmenį.
Alt koridorda oynar.Viena iš jų mokėsi koridoriuje.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Todėl vietoj 3…Žxe4? dažniausiai žaidžiama 3…d6.
NBA takımları, her yıl sezon öncesi yedi hazırlık maçı oynarlar.Viso NBA jis rungtyniavo 13 sezonų už 7 skirtingas komandas.
4. sıradaki takım konfederasyonlararası play-off maçı oynar.Tai ketvirtas „Counter-Strike“ žaidimas.
Burada gelgitler yaşayan bir kadının iç dünyasını oynar.Mokslininkai tiria čia įsiveisusių šikšnosparnių gyvenimą.
Protein fosforilasyonu pek çok hücresel süreçte önemli bir rol oynar.Proteosomos reguliuoja daugybę ląstelės procesų.
Erkekler gibi dört çeker araç kullanır ve futbol oynardı.Padaugėjo sirgalių ir norinčių žaisti futbolą žmonių.
Film uzak gelecekte oynar.Veiksmas vyksta tolimoje ateityje.
Bizanslılar tavli (Bizans Yunancası: τάβλη) oyununu severek oynarlardı.Teigiama, kad graikų dievas Bakchas irgi mėgo „nešioti“ skėtį.
Savunmada oynar.Žaidė gynėju.
Takım maçlarını Stade Olympique Stadı'nda oynar.Atkrintamosios varžybos vyksta Stadio Olimpico stadione.
Seymenler o gece "Sinsin" denilen bir ateş oyunu oynarlardı.Po to piemenys suruošdavo šventę, vadinamą piemenų pautienę.
Her pazar tenis oynardı.Ji žaisdavo tenisą kiekvieną sekmadienį.
Her pazar tenis oynardı.Jis žaisdavo tenisą kiekvieną sekmadienį.
Foster 2003 yazında kardeşiyle tenis oynarken sakatlandı ve altı ay sahalardan uzak kaldı.Foster sai 2003. aasta juunis oma vennaga tennist mängides vigastuse, mis hoidis teda platsilt eemal 6 kuud.
NBA’de Chicago Bulls takımında basketbol oynar.Ta mängib korvpalliliigas NBA Chicago Bullsi meeskonnas.
Perkunas savaşta da önemli bir rol oynardı.Ülikkonna elus mängis olulist rolli sõjandus.
Axc3 oynar.Aksioom III.
Çoğu RNA başka RNA'ların modifikasyonunda rol oynar.Mitmed RNA-d osalevad teiste RNA-de modifitseerimisel.
Her zaman oyuna hazırdır ve oynarken yorulmak bilmez.Mängujuht on pidevalt mängus ja ei lase käest mängusituatsiooni.
Sonradan 14 yaşına kadar SO Septèmes-les-Vallons takımında oynar.Poolteist aastat hiljem liitus ta SO Septèmes-les-Vallonsiga.
Bu noktalardan biri üzerinde taraflardan biri oynarsa, rakibinin de diğerini oynaması beklenir.Kui see kellelgi õnnestub, siis peab järgmine mängija viskama samast kohast.
Çocuklar hep birlikte oynarlarmış.Lapsed mängisid .
Albert Einstein'ın görelilik teorisi bütün modern kozmolojik teorilerde baş rolü oynar.Albert Einstein püüdis seda teooriat kohe kosmoloogias rakendada.
İç saha maçlarını 33,597 kişilik Pride Park'ta oynar.1997. aastast on klubi kodustaadion Pride Park Stadium, mis mahutab 33 597 pealtvaatajat.
Film uzak gelecekte oynar.Filmi tegevus toimub tulevikus.
Alçak posttan oynar.Ta mängib kontrabassi.
Savunmada oynar.Mängis kaitsepositsioonil.
Bunda ortamdaki sinyal kirliliği ile alıcı ve vericinin Wi-Fi kalitesi önemli rol oynar.Ärireisijad peavad majutusasutust valides oluliseks heal tasemel tehnoloogia ning Wi-Fi olemasolu.
Özdevinirler derleyici tasarımı ve ayrıştırmasında önemli rol oynar.TNC-d mängivad olulist rolli tümotsüütide koolitamisel ja diferentseerumisel.
Kadın-erkek karışık olarak oynar.Naiskond mängib Naiste Meistriliigas.
"Bir şeyle fazla oynarsanız, onu bozarsınız."Kui sa lõhud veel ühe asja, siis sa lähed siit majast välja."
Yağ ve protein sindiriminde rol oynar.Sobib nii õli- kui ka proteiinitootmiseks.
(Hatta bu versiyonda özgün film TV'de oynarken gözülmektedir.)(Tõestust selle kohta vaata välislinkides lisatud videost).
Çünkü öğrenci-içerik etkileşimi öğrencinin öğrenmesinde büyük rol oynar.Seega mängib õppija emotsioon õpiprotsessis suurt rolli.
6. Kız: Koşu yaparım, futbol oynardım, basketbol oynarım ve daha birçok şeyi yapmayı seviyorum.(소녀6) 전 육상도 하고 축구도 해요.
6. Kız: Koşu yaparım, futbol oynardım, basketbol oynarım ve daha birçok şeyi yapmayı seviyorum.Bambina 6: io vado a correre, giocavo a calcio, gioco a basket, e ci sono tante cose che mi piace fare.
6. Kız: Koşu yaparım, futbol oynardım, basketbol oynarım ve daha birçok şeyi yapmayı seviyorum.ילדה 6: אני רצה, שיחקתי כדורגל,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod