oynar ile cümle

oynar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çocuk, oynarken elbisesini kirletti.L'enfant a sali sa robe en jouant.
Beyaz Oynar ve Kazanır.Les blancs jouent et gagnent.
Aralarında oynarlar.Ils jouent entre eux.
Washington Redskins (Ulusal Amerikan Futbolu Ligi) Landover, Maryland'daki FedExField'da oynar.Les Redskins de Washington (National Football League) joue tout près du FedEx Field à Landover, Maryland.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Certaines séquences d'ADN non codantes jouent un rôle structurel dans les chromosomes.
DC United (Birinci Futbol Ligi) RFK Stadyumu'nda oynar.Les D.C. United (Major League Soccer) jouent au RFK Stadium.
1210 yılında polo oynarken attan düşerek öldü ve yerini Şemseddin İltutmuş aldı.En 1210, il meurt d’une chute de cheval alors qu’il jouait au polo.
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.La surface du cylindre joue un rôle important dans la correspondance AdS/CFT.
Oyuncak; genellikle çocuklar tarafından oyun oynarken kullanılan her türlü nesne.Il s'agit d'un jouet pour enfants, habituellement utilisé par les filles.
Başrolde Jackie Chan oynar.Jackie Chan est en déménagement.
1965 yılında lisede voleybol oynarken Boluspor'a futbolcu olarak transfer oldu.Quand il était étudiant au lycée, il a été transféré à Boluspor comme joueur de football en 1965.
Primoriyeller, aritmetik artışlarda asal sayıları aramada bir rol oynar.Les primorielles jouent un rôle important dans la recherche des nombres premiers en progression arithmétique.
Maçlarını Target Center'da oynar.Ils jouaient leurs matchs à domicile dans le Target Center.
1956 Senesinde bir John Huston filmi olan ünlü Moby Dick uyarlamasında oynar.En 1953, il écrit le scénario du film Moby Dick de John Huston.
Aynı dönemde Kevin Smith'in "Dogma" isimli filminde Tanrı rolünde oynar.Elle apparaît en tant que Dieu dans Dogma le film de Kevin Smith.
Benjamin ve Daisy birlikte oynarlar.Elle voit Sharon et Daisy ensemble.
Bu dizide Scott, basketbol yerine lakros oynar.Dans la série, Scott joue de la crosse et non du basket-ball.
2004 Benimle Oynar mısın?Voulez-vous danser avec moi ?
2000 yılında, Şam Baharı sırasında, Parti önemli bir rol oynar.Lors du printemps de Damas en 2000, le parti a joué un rôle important.
Sonra sıradaki oyuncu oynar.On passe alors au joueur suivant.
Genel olarak ise iç saha maçlarını Boreham Wood'da oynarlar.L'équipe féminine dispute ses matchs à Boreham Wood.
Axc3 oynar.Axe3.
1983 yılı yapımı Doctor Detroit adlı filmde oynarlarken aktör Dan Aykroyd ile tanıştı ve evlendi.En 1983, elle joue dans le film Doctor Detroit, durant le tournage, elle rencontre son futur mari Dan Aykroyd.
İyi futbol oynar.Il se met au football.
Erkekler oyunlarını harmanda oynarlar.Les chiens jouent aux cartes.
Ancak biz diğer tarafı oynarız.)Oubliez le reste.)
Siz oyunla oynarken oyun da sizinle oynar...Exemple : Pendant qu'il jouait, ...
Nuktuk dizisinde oynar.On se met à genoux.
Film uzak gelecekte oynar.Le film présente un avenir proche.
Din, burada oldukça önemli bir rol oynar.La foi jouera ici un rôle primordial.
Filmin başında 30 bin doları vardır ve Teddy KGB ile karşılıklı poker oynar.Il remporte 123 000 € et devient dès lors un habitué du circuit du poker.
Küçük çırak köpek yavrusu ile oynar.Poupard pour les enfants jouer, poupée de chiffon.
Süleyman Mabedinin inşası Masonik gelenekte de oldukça önemli bir rol oynar.La proximité de la capitale de Soissons peut aussi avoir joué un rôle.
Bunda modelin ne amaçla oluşturulacağı etkili rol oynar.Le sujet est ce que le Topic essaie de représenter formellement.
Çoğu bölümde görünür ve küçük bir rol oynar.Il apparaît fréquemment dans ceux-ci comme figurant ou petit rôle.
Kumar oynarken hapsedilmiştir.Elle est jouée durant l'introduction du jeu.
Bir takım 30 maçta oynar ve toplam bir sezonda 240 maç oynanır.Les équipes jouent 30 matchs chacune pour un total de 240 rencontres.
Bazıları kart oyunu oynarken bazıları ise son saatlerini dua ederek geçirmektedir.Puis tout le monde attend la fin : certains jouent aux cartes, d'autres prient.
Maçlarını 5.300 kapasiteli ESPN Wide World of Sports Complex'nda oynar.Les événements sportifs sur déroulent au ESPN Wide World of Sports Complex.
Bu da yazılımın kalitesinin artmasında büyük bir rol oynar.Il joue notamment un grand rôle dans l’écriture de ses discours.
Merkez Bankası özerk bir yapıya sahiptir ve para politikalarının belirlenmesinde önemli rol oynar.Il suffit de disposer d’une banque centrale prête à mener une politique monétaire expansive.
Ancak kamera karşısında çıplak olarak oynarken pek de rahat hissetmediğini ifade etti.Malgré le succès, elle se sent plus à l'aise derrière une caméra.
FIFA. a b c d Real adına oynarken FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu seçildi.FIFA. a b c d Meilleur footballeur de l'année FIFA en tant que joueur du Real Madrid.
Samsunspor'da oynarken, deplasman yolculuğu sırasında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.Il conduisait sous l’emprise de stupéfiants lors de l’accident qui leur a coûté la vie.
Siyah genellikle 3... d6 oynar.Les noirs jouent donc généralement 2. ... exd4.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand chœur en mi bémol majeur – 13.
3) Topluluklar, yarışma süresi içinde en az 4 oyun oynarlar.Les Yankees gagnent la finale dans le minimum de quatre matchs.
İlk oyuncu başlar, kural hatası yapana dek oynar.La poule avance tant que le joueur ne commet pas d'erreur.
Asım rolünü Berkay Akın oynarken, Asım'ın eşi Esra rolünü Pınar Töre oynadı.Mais par inadvertance, il a joué la dame de pique.
Aurier'nin kardeşi, Christopher, eskiden Lens için oynardı.Christopher, frère de Christene, joue de l'harmonica.
Bender, komik bir anti-kahraman rolü oynar.Campion est un joueur amateur de guitare manouche.
Ve babası onu futbol oynarken görür ve çok sevinir.Mais son père est contre le voir devenir footballeur.
Bunların oluşumunda su, hazırlayıcı bir rol oynar.L'eau y joue un rôle de tout premier plan.
Hücre çekirdeği, gövdede kilit rol oynar.La pièce se joue à guichet fermé.
Vezir bir kare çapraz oynar.Chevalier jouant de l'épinette.
O futbol oynar.Juega al fútbol.
Oğlum ile birlikte oynarım.Juego con mi hijo.
O gençken, sık sık beysbol oynardı.A menudo jugaba al béisbol cuando era joven.
O, her Pazar golf oynar.Él juega al golf todos los domingos.
Ben her gün tenis oynarım.Juego al tenis todos los días.

İlgili Sayfalar