oynamayı ile cümle
oynamayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Devi imparare a giocare come gli altri bambini non quando non hanno ottenuto sorelle e fratelli.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Du bliver nødt til at lære at spille som andre børn gør, når de ikke har fået søstre og brødre.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Du måste lära dig att spela som andra barn gör när de inte har systrar och bröder.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Du musst lernen, wie andere Kinder spielen tut, wenn sie nicht haben Schwestern und Brüder.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri.'Je moet leren om te spelen als andere kinderen doet als ze niet gekregen zussen en broers.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."당신은 다른 아이들처럼 경기를 할 수 배워야 할 그들이 자매가 없어 않는 경우 및 형제.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Majd meg kell tanulni játszani, mint a többi gyerek nem, amikor már nem kapott nővérek és a testvérek.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Musisz nauczyć się grać jak inne dzieci nie kiedy nie mam siostry i braci.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Sinun täytyy oppia pelaamaan kuten muutkin lapset ei kun heillä ei ole siskoa ja veljet.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Vas a tener que aprender a jugar como los otros niños cuando ellos no tienen hermanas y hermanos.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Va trebui să înveţe să joace ca şi alţi copii nu atunci când nu au primit surori şi fraţii.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Você vai ter que aprender a jogar como as outras crianças faz quando não tem irmãs e irmãos.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Vous aurez à apprendre à jouer comme les autres enfants quand ils ne sont pas obtenu sœurs et des frères.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Θα πρέπει να μάθουν να παίζουν σαν τα άλλα παιδιά κάνει όταν δεν έχεις αδελφές και τα αδέρφια.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Ви повинні навчитися грати так, як інші діти, буває, коли у них немає сестри і братів.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Вы должны научиться играть так, как другие дети, бывает, когда у них нет сестры и братьев.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."Ще трябва да се научи да играе като другите деца, когато те не трябва сестри и братя.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."תצטרך ללמוד לשחק כמו ילדים אחרים עושה כאשר אין להם אחיות והאחים.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri."عليك أن تتعلم كيف تلعب مثل الأطفال الآخرين لا عندما لم تكن قد حصلت الأخوات وأخوته.
"Diğer çocuklar gibi oynamayı öğrenmek zorunda olacak kız kardeşleri var değil ne zaman ve kardeşleri.と兄弟。 私たちのDickonは時間の芝居"一人で停泊する"目に消灯します。
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Alam tidak bodoh dan alam telah memilih untuk bermain.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.A natureza não é estúpida, e selecionou o brincar.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.A természet nem ostoba és a játékosság alapján szelektált.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.De natuur is niet dom, en ze heeft voor spel gekozen.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.자연은 어리석지 않습니다, 그래서 자연은 놀이를 선택했습니다.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.La Naturaleza no es tonta y favorece el juego.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.La Natura non è stupida, e ha scelto il gioco.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.La nature n'est pas stupide, et elle favorise le jeu.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Natura nie jest głupia, a to ona wykształciła zabawę.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Natura nu este proastă și a selectat pentru joacă.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Natur ist nicht dumm und hat Spielen ausgewählt.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Příroda není hloupá a vybrala si hraní.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Η φύση δεν είναι χαζή, έχει επιλέξει το παιχνίδι.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Природа не глупа, и она отобрала в животных черты для игры.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Природа не дурна і вона вибрала для нас гру.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Природата не е глупава, и е избрала забавлението.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.ובוחרת תכונות שנותנות לנו יתרון תחרותי.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.فالطبيعة ليست غبية،ولقد اختارت التسلية.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.動物界では 例えばアリ アリは遊びます
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.自然好醒目,而佢選擇咗玩來幫助進化。
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Azt gondoltam, szeretnek játszani.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Così pensai che gli piace giocare.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Daher dachte ich, naja, sie lieben Spiele.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Dus ik dacht, nou, ze vinden spelletjes spelen leuk.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Jadi saya pikir, mereka suka bermain.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.그러다가, 아이들은 게임을 좋아한다는 사실이 떠올랐습니다.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Pensé:
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Pomyślałem, że lubią gry.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Pomyslel som si teda: "Radi sa hrajú.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Por isso pensei: "Bem, eles gostam de jogar jogos.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Řekl jsem, že když rádi hrají hry, že vytvořím něco -- Neřekl jsem interaktivní.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Så jag tänkte att de tycker om lekar och spel.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Så jeg tænkte, vel de kan lide at spille spil.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Şi m-am gândit, ei bine, le place să se joace.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Vì vậy tôi đã nghĩ, chúng giống như chơi những trò chơi
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Έτσι σκέφτηκα, τους αρέσει να παίζουν παιχνίδια.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Така че си помислих, ами те обичат да играят.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.Я подумал, они ведь любят играть в игры.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.אז חשבתי, ובכן הם אוהבים לשחק משחקים.
Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.ففكرت، حسنا، إنهم يحبون اللعب.