oynamanı ile cümle
oynamanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sert oynamanın bir faydası yok.It's no use playing tough.
Bazı insanlar kumar oynamanın bir günah olduğunu düşünüyor.Some people think that gambling's a sin.
Tom kumar oynamanın yanlış olduğunu düşünüyor.Tom thinks that gambling is wrong.
Tom makasla oynamanın tehlikeli olduğunu bilir.Tom knows that it's dangerous to play with scissors.
Sana dışarıda oynamanı söylediğimi düşündüm.I thought I told you to play outside.
Tom'un anne babası ona ateşle oynamanın tehlikeli olduğunu söylediler.Tom's parents told him that playing with fire was dangerous.
Baban futbol oynamanı istiyor.Your dad wants you to play soccer.
Kedimle oynamanın ortasındayım.I'm in the middle of playing with my cat.
Bilardo oynamanı istemiyorum.I don't want you to play billiards.
Yol kenarında bir top ile oynamanın tehlikeli olduğunu bilmiyor musun?Don't you know it's dangerous to play with a ball by the roadside?
İki oyuncu da bu karakteri oynamanın eğlenceli bir deneyim olduğunu söyledi.Both actors found playing the character together to be a fun experience.
Vujacic Basketbol oynamanın yanı sıra, voleybol, tenis ve futbol oynamayıda sevmektedir.In addition to playing basketball, he enjoys volleyball, tennis, and soccer.
Bu mektupta “Senin bir kaltağı oynamanı çok seviyorum.She stated: "I've absolutely loved playing Donna.
Öğrendiğim birçok şeyden birisiyse büyük futbolcularla oynamanın bir ayrıcalık olduğuydu.One of the first experiences where I knew she'd be better than most, was a game of catch football.
Multimedya-tasking'in ve aksiyon oyunu oynamanın etkilerini kıyaslayamıyorsunuz.You can't compare the effect of multimedia-tasking and the effect of playing action games.
Bu oyunu oynamanın yolu....The way to play this game...
Oyun oynamanın ne kadar olduğunu sordum.[Caine]
Ve biliyoruz ki birlikte oyun oynamanın aile ilişlkilerine muazzam yararları var.Well, we know that playing games together has tremendous family benefits.
Belli bir amacı yok, zaten oyun oynamanın en güzel tarafı budur.It doesn't have a particular purpose, and that's what's great about play.
Doğal programlanmaya göre oyun oynamanın tersi çalışmak değil, depresyon.Now, the program says that the opposite of play is not work, it's depression.
Bana kalırsa oyun oynamanın sırası değil şimdi.I don't think we should play games right now.
Eğer duymadıysanız oynamanızı tavsiye ederim.If you haven't, I recommend playing it.
Eğer oynamanın içine kurallar eklerseniz, bir oyununuz olur.So if you add rules to play, you have a game.
Bazılarınızın oynamanın ne olduğunu unutması ihtimaline karşı, işte oynamak şuna benzer.In case some of you forgot what play is, this is what play looks like.
Bunlar oyun oynamanın getirileri.These are the benefits to play.
Oynamanın tersinin çalışmak olduğu gibi bir algıya sahibiz.We have this concept that the opposite of play is work.
Oyun oynamanın tersi çalışmak değildir.The opposite of play is not work.
Oyun oynamanın tersi depresyondur.The opposite of play is depression.
Yani, siz oynamanın ciddi bir şey olmadığını düşünmediğiniz sürece oynamak anlamsız değildir.So before you start thinking of play as just not serious, play doesn't mean frivolous.
Korku, oynamanın düşmanıdır.Fear is the enemy of play.
Ve sizi bir şekilde konuştuklarımızla ilgili oynamanız için yüreklendiriyorum,And I encourage you to kind of play around with a lot of what we talked about.
Ne zaman Tanrı'yı oynamanız için size görev verildi?When have you been appointed to play God?
Ve bence, yetişkinler olarak, oyun oynamanın iyi ya da kötü bir şekli olmadığını öğrenmeliyiz.And I think, as adults, we need to learn that there's no right or wrong way to play.
Sana dedim ya senin oyun oynamanı istiyorum benim için.I thought you said you wanted to play with my sword.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.a time to weep, and a time to laugh; a time to mourn, and a time to dance;
Karşı taraf kurallara göre oynamanıza izin vermezse ne yapacaksınız?"When the other side doesn't allow you to play by the rules, what are you going to do?"
Oynamanın üç farklı yolu vardır:There are three different ways to play:
Bu mektupta “Senin bir kaltağı oynamanı çok seviyorum.По словам актрисы, ей «понравилось играть плохую девочку».
Vujacic Basketbol oynamanın yanı sıra, voleybol, tenis ve futbol oynamayıda sevmektedir.Além do basquete, ele gosta de jogar vôlei, tênis e futebol.
Günümüzde oyunu çok oyunculu olarak oynamanın iki yolu vardır; Hamachi ya da CnCNet.Atualmente há vários servidores que mantêm o jogo ainda em atividade como a XWIS e a CnCNet.
Ölmeden Önce Oynamanız Gereken 1001 Golf Deliği – Jeff Barr; yayımlanma: 1 Mart 2005.1001 Golf Holes You Must Play Before You Die door Jeff Barr, uitgegeven op 1 maart 2005.
İki oyuncu da bu karakteri oynamanın eğlenceli bir deneyim olduğunu söyledi.Сам актор говорив, що це був щасливий випадок.
Akış video oyunu oynamanın temel sebeplerinden biridir.Det er en fortsettelse av videospillet Just Cause.
Bu mektupta “Senin bir kaltağı oynamanı çok seviyorum.楿のことが「あの見事なクソ女っぷり」だからこそ好き。
Bu mektupta “Senin bir kaltağı oynamanı çok seviyorum.我宣你:“我喜欢你”的谐音。
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.å gråte har sin tid og å le har sin tid; å klage har sin tid og å danse har sin tid;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Aika on itkeä ja aika nauraa. Aika on valittaa ja aika hypellä.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Allah menentukan waktu untuk menangis dan waktu untuk tertawa, waktu untuk meratap dan waktu untuk menari
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.čas jokanja in čas smejanja, čas žalovanja in čas plesanja,
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Čas pláče a čas smíchu, čas smutku a čas proskakování;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.čas plakaniu a čas smiatiu, čas smúteniu a čas poskakovaniu,
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.có kỳ khóc , và có kỳ cười ; có kỳ than_vãn , và có kỳ nhảy_múa ;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.có kỳ khóc, và có kỳ cười; có kỳ than vãn, và có kỳ nhảy múa;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Czas płaczu, i czas śmiechu; czas smutku, i czas skakania;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.een tijd om te huilen en een tijd om te lachen; een tijd om te treuren en een tijd om te dansen;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.eje [van] a sírásnak és ideje a nevetésnek; ideje a jajgatásnak és ideje a szökdelésnek.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Gråta har sin tid, och le har sin tid. Klaga har sin tid, och dansa har sin tid.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.울 때가 있고 웃을 때가 있으며 슬퍼할 때가 있고 춤출 때가 있으며
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.tempo de chorar, e tempo de rir; tempo de prantear, e tempo de dançar;
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.Tid til at græde og Tid til at le, Tid til at sørge og Tid til at danse,