Tenis oynamak için parka gittim.I went to the park to play tennis.
Tenis oynamayı göze alamam.I can't afford to play tennis.
Erkek kardeşimle oynamak istiyorum.I would play tricks on my brother.
Yüzmektense tenis oynamayı tercih ederim.I would rather play tennis than swim.
Eskisi kadar çok tenis oynamam.I do not play tennis as much as I used to.
Geçen sezon beyzbol oynamayı bıraktım.I stopped playing baseball last season.
Dün tenis oynamadım.I did not play tennis yesterday.
Hafta sonunda tenis oynamayı sevdim.I enjoyed playing tennis over the weekend.
Japon satrancı oynamaya düşkünüm.I'm fond of playing shogi.
Yıllar önce golf oynamaya başladım.I began playing golf years ago.
Geçen gün beyzbol oynamak için parka gittim.I went to the park to play baseball the other day.
Pazar günleri onunla tenis oynamayı prensip ediniyorum.I make it a rule to play tennis with him Sundays.
Beyzbol oynamayı severim.I like playing baseball.
Ben oyun oynamaktan bıkıyorum.I am tired from playing.
Oynamak için parka gittim.I went to the park to play.
Bana oyun oynamaya çalışmanızın faydası yok.It is no use trying to play a trick on me.
Oynamamız için yeterli yer var.There is enough room for us to play.
Akşam yemeğinden sonra şogi oynamak bizim için iyi bir düşünce.It is a good idea for us to play shogi after dinner.
Bizimle futbol oynamak ister misin?Would you like to play soccer with us?
Biz futbol oynamaktan zevk aldık.We enjoyed playing football.
Onların Beyzbol oynamasını izledik.We watched them play baseball.
Biz oynamak için parka gittik.We went to the park to play.
Bir sonraki oyunu oynamama izin ver.Let me play the next game.
Yarın golf oynamak için bir rezervasyon yaptırmak istiyorum.I'd like to make a reservation to play golf tomorrow.
Küçük kızlar bebeklerle oynamaktan hoşlanırlar.Little girls like playing with dolls.
Bir köpek yavrusu ile oynamak çok eğlenceli.It is great fun to play with a puppy.
Kızlar yarın tenis oynamayacaklar.The girls will not play tennis tomorrow.
Çocuk bir bilgisayar oyunu oynamaktan çekildi.The boy was absorbed in playing a computer game.
İnsanlar futbol oynamaya bile teşvik edildi.People were even encouraged to play football.
Yüzmeyi ve basketbol oynamayı severim.I like swimming and playing basketball.
Yüzmeye gitmektense futbol oynamayı tercih ederim.I'd rather play football than go swimming.
Ekmeğinle oynama.Don't quarrel with your bread and butter.
Rızkınla oynama.Don't quarrel with your bread and butter.
Asla yolda oynama.Never play on the road.
Tüm erkek çocuklar beyzbol oynamaktan hoşlanır.All boys like to play baseball.
Çocuklar her zaman okuldan sonra futbol oynamak isterler.Boys always want to play football after school.
Caddede oynamak tehlikelidir.It is dangerous to play in the street.
Tenis oynamak için güzel havadan yararlandık.We took advantage of the fine weather to play tennis.
Elektrikle oynamak çok tehlikelidir.It's dangerous to fool around with electricity.
Şimdilik onunla oynamalısın.You should play along with him for the time being.
Sokakta oynama.Don't play in the street.
Aynı anda iki rolü oynamaya çalıştı ve başarısız oldu.He tried to play two roles at the same time and failed.
Pazar günü tenis oynamak ister misin?Would you like to play tennis on Sunday?
Kediler güneşte oynamayı severler.Cats like playing in the sun.
Onun golf oynamada iyi olduğu doğrudur.It is true that he is good at playing golf.
Onun babası golf oynamaz.His father doesn't play golf.
O asla faullü oynamayacak.He will never play you foul.
Golf oynamayı bilmiyor.He doesn't know how to play golf.
O, futbol oynamayı sever.He likes playing soccer.
O tenis oynamaktan hoşlanıyor.He enjoys playing tennis.
Tenis oynamada çok iyiydi.He was very good at playing tennis.
O, tenis oynamada iyidir.He is good at playing tennis.
O, tenis oynama yerine balık tutmaya gitti.He went fishing instead of playing tennis.
O, tenis oynamaya düşkün.He is fond of playing tennis.
Kart oynamak için zamanı yok.He doesn't have the time to play cards.
O golf oynamayı çok sever.He's quite crazy about golfing.
O asla golf oynamadı.He has never played golf.
Bütün gün oynamaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
Bütün gün oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
O, bu öğleden sonra futbol oynamak istiyor.He wants to play soccer this afternoon.