Ben golf oynamak istemiyorum.I don't want to play golf.
Tom golf oynamayı öğrenmek istiyordu.Tom wanted to learn to play golf.
Ben sadece tenis oynamak istiyorum.I just want to play tennis.
Onlar parktaki salıncaklarda oynamayı seviyorlar.They like to play on the swings in the park.
Çocuklarım evimin yanındaki parkta salıncaklarda oynamayı seviyor.My children like to play on the swings in the park near my house.
Bugün çok iyi oynamadım.I didn't play very well today.
Tom pislikte oynamayı sever.Tom likes to play in the dirt.
Tom bir süre için tenis oynamadı.Tom hasn't played tennis for a while.
Johannes satranç oynamaktan hoşlandı.John liked to play chess.
Tom Avustralya'da yaşarken golf oynamayı öğrendi.Tom learned how to play golf while he was living in Australia.
Ben diğer çocuklarla elim sende oynamak istedim ama onlar bana izin vermediler.I wanted to play tag with the other children, but they wouldn't let me.
Lisede voleybol oynamaya başladım.I started playing volleyball in high school.
Bana aptalı oynama.Don't play dumb.
Oğlumun beyzbol oynamasını izlemek zorundayım ve onunla gurur duyuyorum.I got to watch my son playing baseball and I was proud of him.
Tom ateşle oynamayı seviyor.Tom likes playing with fire.
Masumu oynamaya çalışma.Don't try to play innocent.
Biz iyi oynamadık.We didn't play well.
Ben kovalamaca oynamak istedim.I wanted to play tag.
Daha önce bu oyunu oynamadım.I haven't played this game before.
Tom hiç lakros oynamadı.Tom has never played lacrosse.
Biz o kadar iyi oynamadık.We didn't play that well.
Biz oynamaya hazırız.We're ready to play.
Tom satranç oynamayı seviyordu.Tom liked to play chess.
Tom satranç oynamayı sever.Tom likes playing chess.
Tom satranç oynamayı seviyor.Tom likes playing chess.
Tom bu öğleden sonra bizimle golf oynamak istediğini söylüyor.Tom says he intends to play golf with us this afternoon.
Sadece satranç oynamak istiyoruz.We just want to play chess.
Biz sadece satranç oynamak istiyoruz.We just want to play chess.
Tom Mary'ye bilardo oynamayı öğretti.Tom taught Mary how to play pool.
Daha çok oynamalıydık.We should've played harder.
Tom köpekleri ile oynamaktan hoşlanır.Tom likes to play with his dogs.
Tom bugün tenis oynamayacak.Tom won't play tennis today.
Köpekler diğer köpeklerle oynamayı sever.Dogs like playing with other dogs.
Biz sadece satranç oynamak üzereydik.We were just about to play chess.
Biz beyzbol oynamak için geldik.We're just here to play baseball.
Biz sadece beyzbol oynamak için buradayız.We're just here to play baseball.
Tom'un tek yaptığı oyunlar oynamak.All Tom does is play games.
Tom beyzbol oynamaz.Tom doesn't play baseball.
Bana masumu oynama.Don't act innocent with me.
Bana çok masumu oynama. Neyin peşinde olduğunu biliyorum.Don't act so innocent with me. I know what you're up to.
Tom'la satranç oynamak istiyorum.I want to play chess with Tom.
Saçımla oynamayı bırak.Stop playing with my hair.
Saçlarınla oynamayı bırak.Stop playing with your hair.
Sadece poker oynamak istedim.I just wanted to play poker.
Sadece golf oynamak istedim.I just wanted to play golf.
Köpeğimle oynamayı seviyorum.I like playing with my dog.
Sadece beyzbol oynamak istedim.I just wanted to play baseball.
Tekrarlama, dil öğrenmede çok önemli bir rol oynamaktadır.Repetition plays a very important role in language learning.
Mary çocukların oynamasını izledi.Mary watched the children play.
Kovboylar ve Hintlileri oynamak ister misiniz?Do you want to play cowboys and Indians?
Çocukların oynamasını izleyerek eğleniyorum.I'm having fun watching the children playing.
Gerçekten putt-putt golf oynamaktan hoşlanıyorum.I really enjoy playing putt-putt.
Gerçekten minyatür golf oynamaktan hoşlanıyorum.I really enjoy playing miniature golf.
O, çocuğa sokakta oynamama hakkında ders verdi.He lectured the boy about not playing in the street.
Bilardo oynamanı istemiyorum.I don't want you to play billiards.
Tenis oynamak için yetiştirildim.I was brought up playing tennis.
Daha iyi oynamak istediğimi biliyordum.I knew I wanted to play better.
Kurallara göre oynaman gerek.You need to play by the rules.
Oynamak için hiç şansımız olmadı.We never got a chance to play.
Basketbol oynamak için para alıyorum.I get paid to play basketball.