Keşişler manastırlarda tenis oynarlardı.Monks used to play tennis in monasteries.
Şimdilik onunla oynamalısın.You should play along with him for the time being.
Sokakta oynama.Don't play in the street.
Aynı anda iki rolü oynamaya çalıştı ve başarısız oldu.He tried to play two roles at the same time and failed.
Japonya dünya ekonomisinde anahtar bir rol oynar.Japan plays a key role in the world economy.
Japonya dünya barışını teşvik etmede önemli bir rol oynar.Japan plays an important role in promoting world peace.
Pazar günü, Emi ile tenis oynarım.On Sunday, I play tennis with Emi.
Pazar günü tenis oynamak ister misin?Would you like to play tennis on Sunday?
Pazar günü sık sık tenis oynarım.I often play tennis on Sunday.
Pazar günü tenis oynardı.She used to play tennis on Sunday.
Kediler güneşte oynamayı severler.Cats like playing in the sun.
Onun golf oynamada iyi olduğu doğrudur.It is true that he is good at playing golf.
Onun onların hepsiyle iskambil oynadığını gördüm.I saw him playing cards with all of them.
O önemli bir rol oynadı.He played an important part.
Onun babası golf oynamaz.His father doesn't play golf.
Bir haftada üç kez tenis oynar.He plays tennis three times a week.
O asla faullü oynamayacak.He will never play you foul.
O, her zaman iyi oynar.He always plays well.
Sınıfındaki başka bir çocuktan daha iyi tenis oynayabilir.He can play tennis better than any other boy in his class.
O, geçen pazar günü golf oynadı.He played golf last Sunday.
Golf oynamayı bilmiyor.He doesn't know how to play golf.
O, futbol oynarken kolunu kırdı.He got his arm broken while he was playing soccer.
O futbol oynar.He plays soccer.
O, futbol oynamayı sever.He likes playing soccer.
Devrimde etkin bir rol oynadı.He played an active part in the revolution.
O, oyunda küçük bir bölümü oynadı.He played a minor part in the play.
O iyi tenis oynar.He is good at tennis.
O tenis oynamaktan hoşlanıyor.He enjoys playing tennis.
Tenis oynamada çok iyiydi.He was very good at playing tennis.
O, tenis oynamada iyidir.He is good at playing tennis.
Hem tenis hem de beyzbol oynayabilir.He can play both tennis and baseball.
O tenis oynadı.He played tennis.
O, tenis oynama yerine balık tutmaya gitti.He went fishing instead of playing tennis.
O, tenis oynayabilir.He can play tennis.
O, tenis oynamaya düşkün.He is fond of playing tennis.
O birçok kez televizyonda oynadı.He has acted on TV many times.
O, çok iyi tenis oynayabilir.He can play tennis very well.
Kart oynamak için zamanı yok.He doesn't have the time to play cards.
O, bugün niçin tenis oynayamaz?Why can't he play tennis today?
O, Hamlet rolünü oynadı.He played the part of Hamlet.
O, büyük yeteneğiyle Machbeth rolü oynar.He plays the role of Macbeth with great skill.
O sadece on iki yaşında ama o onların en iyisiyle satranç oynar.He's only twelve, but he plays chess with the best of them.
O golf oynamayı çok sever.He's quite crazy about golfing.
Çok geçmeden tekrar beyzbol oynayabilecek.It won't be long before he can play baseball again.
O, Kral Lear rolünü oynadı.He acted the part of King Lear.
O, komitede önemli bir rol oynadı.He played an important role on the committee.
Birlikte oynayacak kimsesi yok.He does not have anyone to play with.
O asla golf oynamadı.He has never played golf.
O, bütün gün boyunca tenis oynadı.He played tennis all day long.
Bütün gün oynamaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
Bütün gün oyun oynamaktan başka hiçbir şey yapmaz.He does nothing but play all day.
O, kozunu oynadı.He played his trump card.
O, bilimsel araştırmamızda çok önemli bir rol oynadı.He played a very important part in our scientific research.
O, tatili sırasında günden güne golf oynadı.He played golf day after day during his vacation.
O, ayda iki ya da üç kez golf oynar.He plays golf two or three times a month.
O, gelecek pazar golf oynayacak.He will play golf next Sunday.
O, bu öğleden sonra futbol oynamak istiyor.He wants to play soccer this afternoon.
O, arkadaşlarıyla tenis oynayacak.He will play tennis with his friends.
O bugün dışarıda oynar.He plays in the outfield today.
Geçen sezon oynamayı bıraktı.He stopped playing baseball last season.