Ana içeriğe geç
Sözlük

oyna ile cümle

oyna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Öyleyse seni rahatsız etmek yerine sudoku oynayacağım.I will play Sudoku then instead of continuing to bother you.
"Canım iskambil oynamak istiyor." "Benim de.""I feel like playing cards." "So do I."
Haydi, benimle oyna, çok sıkıldım!Come on, play with me, I'm so bored!
Zengin doğasında oynamamalısın.You should not play on his generous nature.
Kozunu oynama zamanın geldi.The time has come for you to play your trump card.
Sınavlar eğitimde büyük rol oynar.Examinations play a large part in education.
Futbol oynayabileceksin.You will be able to play soccer.
Ben öğrenciyken tenis oynardım.I used to play tennis when I was a student.
Öğrenciler hamleti oynadı.The students performed Hamlet.
Ben oynamak için dışarı çıkabilir miyim?May I go out to play?
Deniz kenarı, çocukların oynamaları için ideal bir noktadır.The seaside is an ideal spot for the children to play.
Kart oynayarak zaman öldürdük.We killed time by playing cards.
Biz tenis oynamaktan keyif aldık.We enjoyed playing tennis.
O günlerde okuldan sonra beyzbol oynardık.We would play baseball after school in those days.
Kazansak da kaybetsek de, adil oynamak zorundayız.We have to play fair, whether we win or lose.
Ateş etrafında oynamak tehlikelidir.It's dangerous to play around the fire.
Zaman öldürmek için bazı video oyunları oynayalım.Let's play some video games to kill time.
O eve gelir gelmez bir bilgisayar oyunu oynamaya başladı.As soon as he got home, he began to play a computer game.
Tom ekranda ne oynarsa oynasın, muhteşem görünüyor.No matter what he plays on the screen, Tom looks great.
Ne oynayalım?What shall we play?
Bir şey oynayalım.Let's play something.
Onun karısı onu parmağında oynatır.His wife leads him by the nose.
Hava yağmurlu, yani dışarıda oynayamayız.It's a rainy day, so we can't play outside.
Yağmur beyzbol oynamamızı engelledi.The rain prevented us from playing baseball.
Yağmur dışarıda tenis oynamamızı engelledi.The rain prevented us from playing tennis outside.
Yağmur, çocukların okul bahçesinde beyzbol oynamalarına engel oldu.The rain prevented the boys from playing baseball on the playground.
Yağmura rağmen golf oynadık.We played golf in spite of the rain.
Hava açıldığında çocuklar tekrar beyzbol oynamaya başladı.When the weather had cleared, the children began to play baseball again.
Yağmur yağmasına rağmen futbol oynadık.Though it was raining, we played football.
Yağmur durduğunda beyzbol oynayalım.Let's play baseball when the rain stops.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
Genelde çocuklar açık havada oynamayı sever.Generally speaking, children like to play outdoors.
Benimle oynar mısın?Would you play with me?
Kız kardeşimle parkta oynardım.I used to play with my sister in the park.
Dışarıda oynamak için çok kalabalık.It is too dark to play outside.
Dışarıda oynamak için çok karanlık.It's too dark to play outside.
Asla tekrar oynayamayacağım.I'll never be able to play again.
Yarın Minami lisesine karşı oynayacağız.We will play Minami High School tomorrow.
Lucy tenis oynamayı seviyor.Lucy likes playing tennis.
Lucy tenis oynamayı sever.Lucy likes playing tennis.
İsterseniz, ben size satranç oynamayı öğretirim.If you like, I will teach you to play chess.
Selam, Fred. Perşembe günü badminton oynamaya ne dersin?Hi, Fred, how about badminton on Thursday?
Yarın hava güzel olursa,basketbol oynayacağızIf it is fine tomorrow, we will play baseball.
Yarın hava güzel olursa beyzbol oynayacağız.If it is fine tomorrow, we will play baseball.
Mary oyunda, yaşlı bir kadın rolünü oynadı.Mary played the role of an old woman in the play.
Dün Ming'in babası tenis oynadı mı?Did Ming's father play tennis yesterday?
Herkesle beyzbol oynayalım.Let's play baseball with everyone.
Başka bir zaman satranç oynayalım.Let's play chess another time.
Mike iyi beyzbol oynayamaz.Mike can't play baseball well.
Mike erkek kardeşine kötü bir oyun oynadı.Mike played a bad trick on his brother.
Mike basketbol oynamayı seviyor.Mike likes to play basketball.
Bob gelecek okul festivalinde ilk kez başrol oynayacak.Bob will play the leading role for the first time in the next school festival.
Neredeyse bütün Japon erkekleri beyzbol oynamayı sever.Almost all Japanese boys like to play baseball.
Neredeyse tüm erkek çocukları beyzbol oynayabilir.Almost all boys can play baseball.
Pochi ve Moko köpek kulübesinde, ve diğer köpekler bahçede oynamaktadır.Pochi and Moko are in the kennel, and other dogs are playing in the garden.
Parka gidip orada oynadık.We went to the park, and we played there.
Futbol, ikinci yüzyılda Çin'de oynandı.Football was played in China in the second century.
Futbolda ve basketbolda merkez oynarım.I play center in football and basketball.
Ben genellikle tenis oynarım.I usually play tennis.
Bill genellikle tek başına oyuncakları ile oynar.Bill often plays with toys by himself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod