Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.I pozostali najbardziej o kominku, jako najbardziej istotną częścią domu.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Jag dröjde kvar mest om den öppna spisen, som den mest viktig del av huset.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Jaz lingered večina o kaminom, kot najbolj vitalen del hiše.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Jeg dvælede mest om pejsen, som den mest vitale del af huset.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Je m'attarde plus sur la cheminée, comme la partie la plus vitale de la maison.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Jsem otálel nejvíc krbu, jako nejdůležitější část domu.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.나는 집안의 가장 중요한 부분으로, 난로에 대해 가장 서성 거.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Me demoré más de la chimenea, como la parte más vital de la casa.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Olen viipyi eniten takan, sillä tärkein osa talon.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Som otáľal najviac krbu, ako najdôležitejšia časť domu.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Tôi nấn ná nhất về lò sưởi, như là một phần quan trọng nhất của ngôi nhà.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Μου έμενε πλέον για το τζάκι, ως το πιο ζωτικό μέρος του σπιτιού.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Бавили най-много за камината, като най-важна част на къщата.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Я задержался больше всего камин, как наиболее важная часть дома.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Я затримався найбільше камін, як найбільш важлива частина будинку.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.השתהיתי ביותר על האח, כמו החלק החיוני ביותר של הבית.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.بقيت أنا أكثر حول الموقد ، والجزء الأكثر حيوية للمنزل.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.確かに、私はかかわらず、私がInグランドで開始されたので、意図的に働いた
Beyler, onları biraz oyalayın.Kæmp mod de her i et stykke tid.
Beyler, onları biraz oyalayın.Luchad contra ellos un rato, chicos.
Beyler, onları biraz oyalayın.Ragazzi, dategli un po' di filo da torcere.
Beyler, onları biraz oyalayın.Slåss mot de här ett tag.
Beyler, onları biraz oyalayın.Taistelkaa heidän kanssaan vähän aikaa.
Beyler, onları biraz oyalayın.Tratem deles.
Beyler, onları biraz oyalayın.Zajmijcie ich trochę, chłopcy.
Beyler, onları biraz oyalayın.Παιδιά, δώστε τους ένα μάθημα.
Beyler, onları biraz oyalayın.Ребята, берите их пока себе.
Bir defasında havaalanındaydım, uçağımı beklerken hayallere dalmış romantik düşüncelerle oyalanıyordum.제가 공항에 갔을 때였어요. 비행기를 기다리면서 사색에 잠겨 아주 낭만적인 생각을 하고 있었어요.
Bir defasında havaalanındaydım, uçağımı beklerken hayallere dalmış romantik düşüncelerle oyalanıyordum.חשבתי את המחשבות הרומנטיות האלו. ואז זה קרה. משהו התחיל לגרד לי ביד.
Bir defasında havaalanındaydım, uçağımı beklerken hayallere dalmış romantik düşüncelerle oyalanıyordum.هو أنني عندما كنت في المطار أنتظر رحلتي وغارق في أحلام اليقظة أفكر في تلك الأفكار العاطفية
Bir kere daha karıştır. Bu sefer oyalanmak yok.Revuélvelos un poco, esta vez nada de pasarse de listo.
Bu sefer oyalanmak yok.Diesmal kein herumalbern.
Bu sefer oyalanmak yok.Fara glume de data asta.
Bu sefer oyalanmak yok.Geen geintjes deze keer.
Bu sefer oyalanmak yok.이번엔 장난치지 마시구요.
Bu sefer oyalanmak yok.Lần này không làm hỏng đấy nhé.
Bu sefer oyalanmak yok.Most ne szórakozzon.
Bu sefer oyalanmak yok.Niente giochetti questa volta.
Bu sefer oyalanmak yok.Pas de blague cette fois.
Bu sefer oyalanmak yok.Tym razem żadnych sztuczek.
Bu sefer oyalanmak yok.Όχι χαζομάρες αυτή τη φορά.
Bu sefer oyalanmak yok.Без глупости този път.
Bu sefer oyalanmak yok.Без шуток в этот раз.
Bu sefer oyalanmak yok.בלי להתחכם הפעם.
Bu sefer oyalanmak yok.ولا تحاول التلاعب بالأمر هذه المرة
Bu sefer oyalanmak yok.どうぞ混ぜて
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.(118:60) Спешил и не медлил соблюдать заповеди Твои.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Aku bergegas-gegas dan tidak menunggu untuk menjalankan perintah-Mu
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Apresso-me sem detença a observar os teus mandamentos.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Hitim in se ne obotavljam izpolnjevati zapovedi tvoje.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Ich eile und säume mich nicht, zu halten deine Gebote.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Jag skyndar mig och dröjer icke att hålla dina bud.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Jeg hasted og tøved ikke med at holde dine Bud.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Jeg hastet og ventet ikke med å holde dine bud.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Je me hâte, je ne diffère point D`observer tes commandements.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.주의 계명을 지키기에 신속히 하고 지체치 아니하였나이다
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Mă grăbesc, şi nu preget să păzesc poruncile Tale.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Me apresuré, y no me retardé, a guardar tus mandamientos
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Minä riennän viivyttelemättä noudattamaan sinun käskyjäsi.
Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım.Ponáhľam sa a neváham ostríhať tvoje prikázania.