Ana içeriğe geç
Sözlük

oya ile cümle

oya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.Šel sem naprej, ne da bi se ozrl noter.
Bu rüzgarın yeni ilişkileri bir oya gibi öreceğine hiç kuşku yoktur.Buvo nuspręsta, jog tokios ausys taps naujos veislės skiriamuoju bruožu.
Bu oyalanan akıl yaşam ve ölümün bağı olur.Jo kūrybai būdingos gyvenimo ir mirties temos.
1958 ve 1974 arası 48 tane filmde oyandı.Ta mängis aastatel 1958–1974 ligi 50 filmis.
2006 yılında Oyak Renault'ya transfer oldu.2006. aastaks siirdus Grönholm Fordi.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.Agradeço por conheceres tantos sitios para manter a Vicky ocupada.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.Gelukkig kende je leuke plekken om aan Vicky te laten zien.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.Hála Istennek, hogy volt elég látnivaló, amivel lekötötted Vickyt.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.Je remercie Dieu que tu aies pu faire visiter tellement d'endroits à Vicky.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.lugares para mantener ocupada a Vicky.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.Slavă Domnului că ştii destule locuri cât s-o fi ţinut pe Vicky ocupată.
Allahtan Vicky'yi oyalayacak kadar yer biliyorsun bu şehirde.و حمداً لله أن هناك ما يكفي من المناظر لكي تبقي فيكي مشغولة
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur...Ale někteří....není tu již více času na laškování.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur... Etrafta gezinip durmak istemezler.Ale niektórzy... nie ma więcej czasu na drobiazgi... oni nie chcą się rozglądać.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur... Etrafta gezinip durmak istemezler.De néhánynak nincs több ideje gatyázni, nem akarnak körülnézni.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur... Etrafta gezinip durmak istemezler.Ma a volte... non c'è tempo per esitare... non vogliono guardarsi intorno.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur... Etrafta gezinip durmak istemezler.Mais pour certains, il n'y a plus de temps pour traîner en route, ils ne veulent plus regarder autour d'eux.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur... Etrafta gezinip durmak istemezler.Но некоторые..больше нет времени на замешательство...они не хотят осматриваться вокруг.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur...Insa pentru unii... nu mai este timp de pierdut.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur...Maar voor sommigen is er geen tijd meer voor getreuzel.
Ama bazıları için... oyalanmaya hiç vakit yoktur...Pero algunos...
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.아비를 조롱하며 어미 순종하기를 싫어하는 자의 눈은 골짜기의 까마귀에게 쪼이고 독수리 새끼에게 먹히리라
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, ki zasmehuje očeta in zameta pokorščino materi – izkljujejo krokarji potočni in požro mladi orli.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, kteréž se posmívá otci, a pohrdá poslušenstvím matky, vyklubí krkavci potoční, aneb snědí je orličata.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, ktoré sa vysmieva otcovi a pohŕda poslušnosťou matky, vykľujú potoční havrani, a zožerú ho orlíčatá.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.עין תלעג לאב ותבוז ליקהת אם יקרוה ערבי נחל ויאכלוה בני נשר׃
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.العين المستهزئة بابيها والمحتقرة اطاعة امها تقوّرها غربان الوادي وتأكلها فراخ النسر
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.戲 笑 父 親 、 藐 視 而 不 聽 從 母 親 的 、 他 的 眼 睛 、 必 為 谷 中 的 烏 鴉 啄 出 來 、 為 鷹 雛 所 喫
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.戲笑 父親 、 藐視而不聽從 母親 的 、 他 的 眼睛 、 必為 谷 中 的 烏鴉啄 出來 、 為鷹雛 所 喫
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Ada orang yang akan menyibukkan diri dengan pekerjaan sebagai pelarian.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Alcuni si buttano a capofitto nel lavoro, grati per la distrazione.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Algumas pessoas enterram-se em trabalho, agradecidas pela distracção.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Algunas personas se encierran en su trabajo, agradecidos por la distracción.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Certaines personnes s'enferment dans le travail, reconnaissantes d'y trouver là une distraction pour l'esprit.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Einige Leute vergraben sich in ihrer Arbeit, dankbar für die Ablenkung.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.어떤 사람들은 일에 몰두합니다. 바쁘게 만들어서 다른 생각이 안 나게 하는 거죠.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Một số người sẽ chôn vùi bản thân trong công việc và biết ơn vì nó làm họ phân tâm.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Nekateri ljudje se zakopljejo v delo, hvaležni, da jim odvrne pozornost.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Někteří lidé utopí sami sebe v práci, vděčni za každé rozptýlení.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Niektorí sa zahrabú do roboty, vďační za rozptýlenie.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Niektórzy uciekają do pracy, wdzięczni, że odciąga ich uwagę od problemów.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Nogle mennesker begraver sig selv i arbejde, taknemmelige for afbrydelsen.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Sommige mensen dompelen zich onder in hun werk, blij met de afleiding.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Unii se îngroapă în muncă, bucuroși că se gândesc la altceva.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Vannak, akik beletemetkeznek a munkába, mert az elvonja a figyelmüket.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Vissa människor gräver ner sig i arbete och är tacksamma för den distraktion det ger.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Κάποιοι θα βυθιστούν στη δουλειά τους για να τους αποσπάσει την προσοχή.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Дехто шукатиме порятунку в роботі і дякуватиме за нагоду відволіктися від думок.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Кто-то с головой погружается в работу, благодарный за то, что может отвлечься от проблем.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.Някои се заравят с работа, благодарни, че могат да се разсеят.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.יש אנשים שקוברים את עצמם בעבודה, ומברכים על הסחת הדעת.
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.بعض الناس تدفن أنفسها في العمل، لكي تشغل نفسها عن التفكير بما يزعجها
Bazıları kendilerini işe verir, ve kendilerini oyaladığı için müteşekkirdir.すばらしい気の紛らわし方です 友達や家族と話し 支えを求める人もいます
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Aku berlama-lama paling tentang perapian, sebagai bagian paling penting dari rumah.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Am zăbovit cel mai mult la cămin, ca parte cele mai vitale ale casei.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Én időzött a legtöbb a kandalló, mint a legtöbb létfontosságú része a ház.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Eu fiquei mais sobre a lareira, como a parte mais vital da casa.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Ho indugiato più del camino, come la parte più vitale della casa.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Ich verweilte am meisten über den Kamin, als der wichtigste Teil des Hauses.
Ben evin en önemli parçası olarak, şömine hakkında en çok oyalandı.Ik bleef het meest over de open haard, als het meest vitale deel van het huis.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod