Ana içeriğe geç
Sözlük

oya ile cümle

oya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ve vadileri oyan, kayaları kesen Semud'a.And with Thamud who carved rocks in the valley;
Oyaladı mal-mülk çokluğuyla öğünmek sizleri.THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.Yet they are lost in doubt and play.
Ve ne yaptı vadide kayaları oyan Semûd kavmine?And with Thamud who carved rocks in the valley;
Aldatıp oyaladı o çokluk yarışı sizleri,THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardıThey used to hew dwellings in the mountains to live in security.
Ki onlar daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız!Indulging in pleasantries?
Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki,THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
(Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.Say: "God," and leave them to the sport of engaging in vain discourse.
Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir.Leave them to feast and revel, beguiled by hope; they will come to know soon.
Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir.The life of this world is only a sport and play.
Çoklukla övünmek, sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir.As for the life of this world, it is nothing but a frolic and frivolity.
Dünyalıklarla böbürlenmek, oyaladı sizleri.THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.Leave them to feast and revel, beguiled by hope; they will come to know soon.
"Her tepenin üzerine bir işaret (bir yapı) yerleştirip oyalanıyor musunuz?"You construct monuments on every hill in vain,
Ve aylak aylak oyalanıyorsunuz?Indulging in pleasantries?
Vadideki kayaları oyan Semud'a?And with Thamud who carved rocks in the valley;
Sonra onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar.Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.Say, “Allah” – then leave them playing in their indecency.
Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır.diverted their hearts.
Kalpleri hep oyun ve oyalanmada.diverted their hearts.
Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın.Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope.
Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun.Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope.
Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın.Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope.
Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.They play in doubt.
Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun.Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope.
Bırak onları, yesin içsinler, zevklerine düşsünler, arzu ve emelleri kendilerini oyalaya dursun.Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope.
De ki: “İnkârınla biraz oyalan, biraz zevk al bakalım!Say, (O Prophet): “Enjoy your unbelief for a while.
Mutlaka onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım.I shall fill them with fancies and order them to cut off the ears of cattle.
Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar.Satan promises them and arouses desire in them.
Şeytan onlara sadece vaadlerde bulunur, birtakım kuruntularla oyalar.Satan promises them and arouses desire in them.
Planları dağları yerinden oyanatacak kadar olsa bile..All these were known to God.
Kimse oyalama taktiklerinin işe yarayacağını sanmasın," dedi.Nobody should have the illusion that delaying tactics can help," he added.
Berişa'nın Demokrat Parti'si değişikliği geçirmek için yeterli oya sahip değil.Right now, Berisha's Democratic Party does not have enough to pass the amendment.
Josipoviç'in ikinci tur oylamadan kurtulmak için %50'den fazla oya ihtiyacı vardı.Josipovic needed more than 50% to avoid a run-off.
PRM ise yüzde 13 oya sahip.The PRM has 13 per cent.
Belediye Binası katibi, Potter'ın kabalığına tepki olarak, kafa karıştırıcı talimatlarla onu oyalar.In retaliation for Potter’s rudeness, the City Hall clerk stalls him with confusing directions.
Kaptan uçağı oyalamak istemediğini belirtti.The Captain stated that he did not want to stall the plane.
Pek çok kuş örneğini, onları gravür olarak oyan Thomas Bewick'e gönderdi. [1]He sent many bird specimens to Thomas Bewick, who engraved them as woodcuts.[1]
Askerlerine şöyle söyledi: "Ama neden oyalanıyoruz, neyden korkuyoruz?Dessen Fragen „Warum bist du gekommen, du verrückter Kerl?
Artık önümüze bakacağız, oyalanmayacağız.Wir warten und tun nichts.
Hafta sonları ise Cansu Oyan sunmuştur.Während der Wochenenden ist er stark besucht.
Bu da tehlikeli ve oyalayıcı bir işti.Es war eine interessante, aber auch gefährliche Arbeit.
Berkun Oya, (3 Mart 1977, Bursa) Çerkes asıllı Türk yazar ve yönetmen.Berkun Oya (* 3. März 1977 in Bursa) ist ein türkischer Theaterschriftsteller und Regisseur.
Chris, Nola'ya karısını bırakacağını söyleyerek onu oyalamaya başlar.Chris fasst daraufhin den Entschluss, Nola loszuwerden.
Bunların yanında hizmet sektörü de büyük bir rol oyanamaktadır.Daneben spielen Schützenfeste eine große Rolle.
ABD Temsilciler Meclisi de 183 oya karşılık 250 oyla savaşı onaylamıştır.Das Repräsentantenhaus stimmte mit 250:183 Stimmen für den Krieg.
Askerlerine şöyle söyledi: "Ama neden oyalanıyoruz, neyden korkuyoruz?Il aurait dit à ses soldats : « Mais pourquoi tardons-nous, de quoi avons-nous peur ?
Yapılan her çeşit oyanın bir ismi olur.Toutes les parties du discours peuvent former un nom.
Oya Aydoğan kimdir?".Ayant des oreilles, n'entendez-vous pas ? ».
Bunun üzerine rahip Marino oyalanmak için elini bir kitaba uzatır.Marino fait incarcérer son collègue sous un quelconque prétexte.
Tablo üzerinde dört yıl oyalandı ve tabloyu bitirmedi..." demiştir.Combien sont montés au pinacle, sans avoir fait la moitié de son œuvre».
Hitler bu konuda hep "Hayır Mareşalim, bunlar orada kendilerinin birkaç katı Rus askerini oyalıyor." demiştir.Hitler: « Général regardez si les Russes sont encore loin ».
Askerlerine şöyle söyledi: "Ama neden oyalanıyoruz, neyden korkuyoruz?El informa que dijo a sus soldados: «Pero ¿por qué nos detenemos, de que tenemos miedo?
O sıralarda piyano ayakları oyan bir makine de icat etti.Alrededor de aquel tiempo también inventó una máquina para tallar patas de piano.
Hafta sonları ise Cansu Oyan sunmuştur.El fin de semana hacen una oferta especial.
1958 ve 1974 arası 48 tane filmde oyandı.Ella apareció en 48 películas entre 1958 y 1974.
Yapılan her çeşit oyanın bir ismi olur.Cada obra representa un concepto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod