oy ile cümle

oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom çok iyi tenis oynayabilir.Tom can play tennis very well.
Tom oldukça iyi tenis oynayabilir.Tom can play tennis quite well.
Tom, hem tenisi hem de masa tenisini iyi oynayabilir.Tom can play both tennis and table tennis well.
Tom ve arkadaşları, çoğu kez gece yarısına kadar kart oyunu oynar.Tom and his friends often play cards until after midnight.
Tom oylamada çekimser kaldı.Tom abstained from voting.
Ben Tom'un tanıdığı satranç oynayabilen tek kişiyim.I'm the only person Tom knows who can play chess.
Tom ne sıklıkta hokey oynar?How often does Tom play hockey?
Kazadan önce, Tom profesyonel bir tenis oyuncusu olmayı umuyordu.Before the crash, Tom had been hoping to become a professional tennis player.
Öyle görünüyor ki Tom'un arabasının yeni bir takım lastiğe ihtiyacı var.Apparently, Tom's car needs a new set of tires.
Tom ve Mary'nin el topu oynamasını izledik.We watched Tom and Mary playing handball.
Öyle yapmasını istediği için Tom Mary'yi 6:30'da uyandırdı.Tom woke Mary up at 6:30 as she had asked him to do.
Tom Mary'nin babasıyla golf oynamak istiyor.Tom wants to play golf with Mary's father.
Tom Mary ile tenis oynardı.Tom used to play tennis with Mary.
Tom Mary'ye ateşle oynamamasını söyledi.Tom told Mary not to play with fire.
Tom bazen Mary ile tenis oynar.Tom sometimes plays tennis with Mary.
Tom Mary'ye öyle kaba şeyler söylememeli.Tom shouldn't say such rude things to Mary.
Tom Mary ile iskambil oynamaktan her zaman hoşlandığını söylüyor.Tom says that he always enjoys playing cards with Mary.
Tom Mary'nin dışarı çıkmasına ve yağmurda oynamasına izin vermeyi reddetti.Tom refused to let Mary go out and play in the rain.
Tom Mary ile kart oynadı.Tom played cards with Mary.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom often plays tennis with Mary after school.
Tom Mary ile kart oynuyor.Tom is playing cards with Mary.
Tom Mary'ye pahalı bir oyuncak verdi.Tom gave Mary an expensive doll.
Tom Mary ile atçılık oyunu oynadı.Tom gave Mary a piggyback ride.
Tom oyunun kurallarını Mary'ye açıkladı.Tom explained the rules of the game to Mary.
Tom çocuklarının Mary ile oynamasına izin vermez.Tom doesn't allow his children to play with Mary.
Tom Mary'nin onun çocuğuyla oynamasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to play with his kid.
Tom Mary'nin dışarıda oynamasına izin vermedi.Tom didn't let Mary play outside.
Tom, Mary'nin öylesine iyi bir aşçı olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary was such a good cook.
Tom, bir satranç oyununda Mary'ye meydan okudu.Tom challenged Mary to a game of chess.
Tom, öyle davrandığı için Mary'yi affedemiyor.Tom can't forgive Mary for behaving like that.
Tom ve Mary, satranç oynayarak iyi bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a good time playing chess.
Tom ve Mary Cumartesi sabahı her zaman tenis oynarlar.Tom and Mary always play tennis on Saturday morning.
Tom ve Mary hemen hemen her zaman okuldan sonra tenis oynarlar.Tom and Mary almost always play tennis after school.
Mary oyuncak bebeklerle oynardı.Mary used to play with dolls.
O oyuncak tahtadan yapılmış.That toy is made out of wood.
Bugünlerde çocuklar artık sokakta oynamıyorlar.These days, kids no longer play in the street.
Tom her zaman kurallarıyla oynamaz.Tom doesn't always play by the rules.
Gerçekten, Tom için oy vermeyeceksin, değil mi?You aren't really going to vote for Tom, are you?
Herkes gittikten sonra biz konuşabilelim diye neden bir süre oyalan mıyorsun?Why don't you hang around a while after everyone else leaves so we can talk?
Başkanlık için kime oy vereceksin?Who will you vote for for president?
Okuldan sonra tenis oynardım.I used to play tennis after school.
O, oyun oynarken köprücük kemiğini çıkardı.He dislocated his collarbone while playing.
O dağa tırmanmak çok oyuncağıydı.Climbing that mountain was a piece of cake.
Haydi,saklambaç oynayalım!Let's play hide-and-seek!
Asla öyle bir şey görmedim.I've never seen anything like it.
Küçük çocuk hariç hiç kimse Tango ile oyun oynamak istemedi.No one wanted to play with Tango except the little boy.
Lütfen çocukların bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Please don't let the children play with knives.
Şans hayatta önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in life.
Bana bir Japon oyuncak bebeği gönderiyorsun, değil mi?You are sending me a Japanese doll, right?
Çocukların oynamasına izin ver.Let the children play.
Ben henüz satranç oynayamam.I can't play chess yet.
Fransa'da sol kanat siyaset için asla oy vermedim ve artık başlamayacağım.I have never voted for the left-wing politics in France and I'm not going to start now.
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek şey Mary ile satranç oynamak.One thing Tom really enjoys is playing chess with Mary.
Tom bugün niçin öyle suratsız.Why is Tom so grouchy today?
Tom bugün niçin öyle giyinmiş?Why is Tom so dressed up today?
Tom öğleden beri bilgisayar oyunları oynuyor.Tom's been playing computer games since noon.
Tom, Mary ve John sahada kovalamaç oynuyorlardı.Tom, Mary and John were playing tag on the playground.
Tom, Mary'nin kim için oy vermeyi planladığını merak etti.Tom wondered who Mary was planning to vote for.
Tom Mary kadar iyi tenis oynayabilmeyi diledi.Tom wished that he could play tennis as well as Mary.
Tom öylesine kısa sürede bir çocuk bakıcısı bulamadı.Tom wasn't able to find a babysitter on such short notice.

İlgili Sayfalar