oy ile cümle

oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Beyzbol oyunu gelecek pazara kadar ertelendi.The baseball game was put off till next Sunday.
Beyzbol oyunu oynayalım.Let's play a game of baseball.
Sen hiç beyzbol oynadın mı?Have you ever played baseball?
Beyzbol oynarken bir düğme düştü.A button came off when I was playing baseball.
Beyzbol oynayalım.Let's play baseball.
Beyzbol oynamamız gerektiğini önerdi.He proposed that we should play baseball.
Top oynarken daha dikkatli olmalısın.You have to be more careful when you play ball.
Beyzbol oynamak için; bir sopa, top ve eldivenlere ihtiyacın var.You need a bat, a ball and gloves to play baseball.
Beyzbol oynamaya ne dersin?How about playing baseball?
Çok çalışırsan beyzbol oyuncusu olma hayalin gerçekleşebilir.Your dream of becoming a baseball player will come true if you try hard.
Eğer sıkı çalışırsanız, bir beyzbol oyuncusu olma hayalin gerçekleşir.Your dream of becoming a baseball player will come true if you try hard.
Bir oyuncu sözleri ezberlemek zorundadır.A player has to memorize words.
Arkadaşlarımdan biri yurt dışında aldığı bütün oyuncak bebekleri bana gösterdi.A friend of mine showed me all the dolls he had bought abroad.
Bir insanı birinin arkadaşı yapmak kolaydır fakat onu öyle sürdürmek zordur.It is easy to make a man one's friend, but hard to keep him so.
Bir arkadaş, yarın evimizde oynamak için geliyor.A friend comes to play at our house tomorrow.
Ben arkadaşım ile bir tenis maçı oynadım fakat kaybettim.I played a match of tennis with my friend, but lost.
John, arkadaşlarımdan biri, bana öyle söyledi.John, a friend of mine, told me so.
Hayalet görünce öyle korktum ki tüylerim diken diken oldu.When I saw the ghost, I was so frightened that my hair stood on end.
Yumi tenis oynamayacak.Yumi will not play tennis.
Yumi tenis oynamak için parka gider.Yumi goes to the park to play tennis.
Yumi tenis oynamada iyidir.Yumi is good at playing tennis.
Yumi pazar günü tenis oynamaktadır.Yumi plays tennis on Sunday.
Daha çok oyun çalışmak için daha az zaman anlamına gelir.More play will mean less time to study.
Oyna ya da ders çalış - seçim senindir.Play or study - the choice is yours.
Dışarı çıkıp oyun oynayabilir miyim?Can I go out and play?
Eğlence ve oyunlar bitti.Fun and games are over.
Oyun oynayalım.Let's play.
Akşam yemeğinden sonra, on bire kadar kart oynadık.After dinner, we played cards till eleven.
Akşam yemeğinden sonra oyuna devam edelim.Let's continue the game after supper.
Kâr elde etmek için mücadele eden komisyoncular her zaman kitabına göre oynamıyorlar.Brokers struggling to make a profit don't always play by the book.
Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.The Board of Trustees voted to divest the organization's overseas holdings.
Grip onun golf oynamasını engelledi.The flu prevented him from playing golf.
Ne annem ne de babam golf oynar.Both of my parents do not play golf.
Ebeveynler bebeklerini bir oyuncakla eğlendirmeye çalışır.The parents try to amuse their baby with a toy.
Tren öylesine kalabalıktı ki Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorundaydım.The train was so crowded that I had to stand all the way to Ueno.
Ne kadar süredir tenis oynamaktadırlar?How long have they been playing tennis?
Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.Oh yes, you're right. Well, it's the way you shop that's tight-fisted then.
O takımın güçlü oyunculardan başka bir şeyi yok.That team has nothing but strong players.
Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults.
Neredeyse oyunun yorumlarının hepsi olumluydu.Almost all of the reviews of the play were favorable.
Tenisin neden mini eteklerle oynandığını merak ediyorum.I wonder why tennis is played in mini-skirts.
Bu oymacılık bıçağı, ünlü bir demirci tarafından yapılmış bir bıçaktır.This carving knife ... it's one made by a famous swordsmith.
Duruma bağlı olarak; bazen öyledir, bazen değildir.Depending on the case; sometimes it is so, sometimes not.
Ancak baş oyuncu kendi hatalarının farkında.However the protagonist is aware of his own mistakes.
Evet, o kesinlikle öyledir.Yes, that is most certainly so.
Aşk bir oyun değildir, bu nedenle sadece en iyi parçaları seçemezsiniz!Love isn't a game, so you can't just cherry pick the best bits!
Bu oyun bir kurgu eseri.This game is a work of fiction.
Fakat ne yazık ki, yağmur nedeniyle oyun iptal edildi.But, unfortunately, the game was called off due to rain.
Bir Windows 95 oyunu çalıştırmak istiyorum.I want to run a Windows 95 game.
Sonuç olarak yağışlı günlerde içeride top oynarız.As a result, we play ball inside on rainy days.
Oyalanmayı bırakmalıyım.I should stop procrastinating.
O, bu gece Nelson rolü oynayacak.He is acting like Nelson tonight.
Sadece sosyalleşmek için masa üstü oyunları oynarım.I play board games just to socialize.
Japoncayı Japonya'da mahjong oynamak için öğreniyorum.I am learning Japanese to play mahjong in Japan.
Bu oyunlar yetişkin kategorisi altında listelenmiş.These games are listed under the adult category.
Öyle görünüyorki ki sen Hindistanlısın.It looks like you are from India.
Oyun saat sekizde.The play is at eight o'clock.
Bu hafta sonu tenis oynuyoruz.We are playing tennis this weekend.
Hamlet Şekspir tarafından yazılmış bir oyun.Hamlet is a play by Shakespeare.
Güle güle! Daha fazla zamana sahip olduğunda, geri gel ve oyna!Goodbye! When you have more time, come back and play!

İlgili Sayfalar