oy ile cümle

oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Cumartesi öğleden sonra tenis oynardı.She used to play tennis on Saturday afternoon.
O, okuldan sonra tenis oynar.She plays tennis after school.
Onun yaklaşık yirmi yıldır bir oyuncu olduğu söyleniyor.She is said to have been an actress about twenty years ago.
O, en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Oscar adaylığını kazandı.She won an Oscar nomination for best supporting actress.
O, basketbol oynardı.She used to play basketball.
Kulüpte açık farkla en iyi oyuncudur.She is by far the best player in the club.
O kahve içerken futbol oyunu hakkında arkadaşlarıyla sohbet etti.She chatted with her friends about the football game over coffee.
O kelime oyunlarını sever.She likes word games.
O, çocuklarla oynamaktan çok büyük zevk alıyor gibi görünüyor.She seems to take immense pleasure in playing with children.
O bu projede önemli bir rol oynadı.She played an important part in this project.
O, nasıl golf oynanacağını bilmiyor.She doesn't know how to play golf.
O, cazdan hoşlanır; ben de öyle.She likes jazz, and so do I.
O, Juliet rolünü oynamak için uygun.She is a natural to play the part of Juliet.
O, Juliet rolünü oynamak için biçilmiş kaftan.She is a natural to play the part of Juliet.
O, öyle söylemiş olabilir.She may have said so.
O oyunda rol yaptı.She acted in the play.
O sırada kız kardeşi ile oynuyordu.She was playing with her sister at that time.
Oyuncak bebeği yatağına yatıracak.She will lay the doll on her bed.
O, benim için oyuncak bebek yaptı.She made the doll for me.
Oyuncağı kendi kız kardeşi gibi sever.She loves the doll like her own sister.
O, öyle bir şey yapmamalıydı.She should not have done such a thing.
Öyle bir teklifi düşünmeye tenezzül etmedi.She would not deign to consider such an offer.
O, iyi bir tenis oyuncusu.She is a good tennis player.
O, tenis oynayabilir, ve ben de.She can play tennis, and so can I.
O çok iyi tenis oynar.She plays tennis very well.
O çok iyi tenis oynayabilir, ancak onun oynayabileceği kadar iyi oynayabilirim.She can play tennis very well, but I can play just about as well as she can.
O tenis oynamaya düşkündür.She is fond of playing tennis.
O bir tenis oyuncusu olarak hayatını bitiren bir kaza geçirdi.She had an accident that ended her life as a tennis player.
Niçin o öyle sessiz?Why is she so silent?
O basketbol oynadı.She played basketball.
Kendisini Beatles dinlemeye öylesine kaptırmıştı ki onunla olan randevusunu kaçırdı.She got so carried away listening to the Beatles that she missed the date with him.
Onun Fransa'da en iyi tenis oyuncusu olduğu söylenmektedir.It is said that she is the best tennis player in France.
Sık sık bana oyunlar oynardı.She would often play tricks on me.
O, Roy'la iskambil oynadı.She played cards with Roy.
Bana öyle geliyor ki o her şeyi biliyor.It seems to me that she knows everything.
O, meraktan öyle yaptı.She did so out of curiosity.
Dün bütün gün tenis oynadı.She played tennis all day yesterday.
Çocuklara oyuncaklarını yerine koymasını söyledi.She told her children to put away their toys.
O, çocukların oyunlarına katıldı.She participated in the children's games.
Çocuğu için güzel bir oyuncak aldı.She bought a nice toy for her child.
O, çocuğu için bir oyuncak aldı.She bought a toy for her child.
O, çocukları caddede oyun oynamaya karşı uyardı.She warned the children against playing in the street.
O, kuruluşumuzda önemli bir rol oynuyor.She is playing an important role in our organization.
O bana güzel bir oyuncak bebek verdi.She gave me a pretty doll.
O, bana küçük bir oyuncak aldı.She got me a tiny toy.
O, bana bir oyuncak verdi.She gave me a doll.
O, kahramanı benden daha iyi oynadı.She played the heroine better than I.
O, tuhaf deneyiminin öyküsünü anlattı.She gave a narrative of her strange experience.
O, bütün oyuncak bebeklerini başkalarına verdi.She gave away all her dolls.
Haftada bir kez, o, arkadaşları ile tenis oynar.She plays tennis with her friends once a week.
O, ilk kez bir oyunda oynadı.She acted in a play for the first time.
Oyuncu olmasının yanında o ünlü bir ressamdı.Besides being an actress, she was a famous painter.
O, bir oyuncak bebekle oynuyor.She is playing with a doll.
O bir oyuncak bebek yapıyor mu?Is she making a doll?
O her zaman popüler bir oyuncu olmuştur.She has always been a popular actress.
Oynayan diğer çocukları seyreder ama asla kendisi katılmaz.She watches the other kids playing, but she never joins in.
O bir kısa öykü yazarı.She is a short story writer.
O, sabahleyin tenis oynar.She plays tennis in the morning.
Kadınların özgürlüğü hareketinde bir rol oynadı.She played a part in the women's lib movement.
O her cumartesi öğleden sonrayı tenis oynayarak geçirir.She spends every Saturday afternoon playing tennis.

İlgili Sayfalar