Tom otuz dakika şekerleme yaptı.Tom took a nap for thirty minutes.
O otuz yaşın üzerindedir.He's over thirty.
Kardeşi otuz yıl kamyon sürücülüğü yaptı.His brother had been a truck driver for thirty years.
Otuz yıl bu şirkette çalıştım.I worked in this company for three decades.
Sayfa otuzdan başlayalım.Let's begin on page 30.
Babamın otuz yıldır tuttuğu günlüğünü buldum.I found my father's diary that he kept for 30 years.
En fazla, sadece otuz dakika geç kalacaksın.At the most, you'll only be 30 minutes late.
George Washington yirmi iki şubat bin yedi yüz otuz ikide doğdu.George Washington was born on the twenty-second of February seventeen thirty-two.
Hangisi beni hatırlatıyor, o olaydan beri otuz yıldan daha fazla oldu.Which reminds me, it's been more than 30 years since that incident.
O, otuz yaşın üstünde gibi görünüyor.It seems she is over thirty years old.
Bir yıl içinde otuz bir milyondan fazla saniye vardır.In one year there are more than thirty-one million seconds.
Onlar planlanan zaman çizelgesine göre otuz dakika geç kaldılar.They are thirty minutes late according to the planned timetable.
Otuz o kadar da yaşlı değil.Thirty isn't that old.
Bir otuz beş sularında istasyona varıyorum.I'm arriving at the station around one thirty-five.
Yaklaşık otuz avroya mal olur.It costs around thirty Euros.
"Tom otuz yaşında." O gerçekten o kadar yaşlı değil, değil mi?"Tom is thirty years old." "He's not really that old, is he?"
Bütün bildiğimiz, Tom'un otuz yaşından büyük olabileceğiydi.For all we know, Tom could be over thirty.
Sen otuz yaşında olamazsın.You can't be thirty years old.
Buradan kampüse otuz dakikalık bir yürüyüş.It's a fifteen minute walk from here to the campus.
Tren otuz dakika geç kaldı.The train is thirty minutes late.
Tom otuz yaşında.Tom's thirty.
Tom yaklaşık otuz yaşında.Tom's thirtyish.
Tom otuz yaşına yakın.Tom's thirtyish.
Otuz yaşındayım.I'm thirty.
Sen otuz yaşında değilsin.You're not thirty.
Otuz yaşında değilsiniz.You aren't thirty.
Sen otuz yaşından fazlasın.You're over thirty.
Otuzuna yaklaşıyorsun.You're pushing thirty.
Otuz yaşındasın, değil mi?You're thirty, right?
Otuz yaşına giriyorsun.You're turning thirty.
Ben otuz yıldır bir mezar kazıcısıydım.I was a grave digger for thirty years.
Tom otuz yaşındaydı.Tom was thirty.
Bu yaklaşık otuz pezoya mal oldu.It cost about thirty pesos.
Bu tank otuz litre kapasiteye sahiptir.This tank has a capacity of thirty liters.
Kitap otuz bölümden oluşuyor.The book consists of thirty chapters.
Tom otuza merdiven dayıyor.Tom is pushing thirty.
Tom şimdi otuz yaşında.Tom is thirty now.
Tom otuz oluyor.Tom is turning thirty.
Toplantının ne zaman başladığını bilmiyorum ama en az otuz dakika önce başladı.I don't know when the meeting started, but it started at least thirty minutes ago.
Otuz dakikadır buradayım.I've been here thirty minutes.
Cüzdanımda otuz dolarım var.I've got 30 dollars in my wallet.
Otuz kilogramı aşkın kutuları kaldıramam.I can't lift boxes over thirty kilograms.
Onu yaklaşık otuz dakika önce duydum.I just heard about it thirty minutes ago.
Ben sadece otuz yaşına girdim.I just turned thirty.
Sadece otuz dolar istedim.I just wanted thirty dollars.
Bugünün ne olduğunu biliyorum. Otuzuncu yaş günün, değil mi?I know what today is. It's your thirtieth birthday, isn't it?
Otuz yaşına kadar hiç araba sürmedim.I never drove a car until I was thirty.
O kuyrukta otuz dakika durdum.I stood in that line for thirty minutes.
Otuz yıl Fransızca öğrettim.I taught French for thirty years.
Hem Tom hem de Mary otuzlu yaşlarındalar.Tom and Mary are both in their thirties.
Tom otuz yaşına kadar Fransızca öğrenmeye başlamadı.Tom didn't begin to study French until he was thirty years old.
Otuz kilometre ötede bulunuyor.It's thirty kilometers away.
Tom geçen yıl ölmeseydi bugün otuz yaşında olacaktı.Tom would've been thirty years old today if he hadn't passed away last year.
Tuhaf sesler yaklaşık sadece otuz saniye boyunca sürdü.The strange noise only lasted for about thirty seconds.
Meramını anlatmak için sadece otuz saniyen var.You've only got thirty seconds to explain yourself.
Tom ve Mary otuz yıldır evli.Tom and Mary have been married for thirty years.
Tom'un en iyi arkadaşı Mary az önce otuz yaşına girdi.Tom's best friend, Mary, has just turned thirty.
Otuz saatten daha fazla bir süredir baygındım.I was unconscious for more than thirty hours.
Otuz dakika içinde sana bir araba gönderiyorum.I'm sending a car for you in thirty minutes.
Yaklaşık otuz dakika içinde seni geri arayacağım.I'll call you back in about thirty minutes.