Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
57
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Domnul este înălţat, şi locuieşte în înălţime. El umple Sionul de nepărtinire şi dreptate.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Ðức Giê-hô-va là cao trọng, vì Ngài ở nơi cao. Ngài làm cho Si-ôn đầy dẫy sự công bình và chánh trực.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Ðức_Giê - hô-va là cao_trọng , vì Ngài ở nơi cao . Ngài làm cho Si-ôn đầy_dẫy sự công_bình và chánh trực .
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Eccelso è il Signore poiché dimora lassù; egli riempie Sion di diritto e di giustizia
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.¡Exaltado sea Jehovah, porque mora en las alturas! Él ha llenado a Sion de derecho y de justicia
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Felmagasztaltatott az Úr, mert magasságban lakozik, betölté Siont ítélettel és igazsággal.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Herra on korkea, sillä hän asuu korkeudessa. Hän täyttää Siionin oikeudella ja vanhurskaudella.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.HERREN är hög, ty han bor i höjden; han uppfyller Sion med rätt och rättfärdighet.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Hospodin bude vyvýšený, lebo prebýva na výsosti; naplní Sion súdom a spravedlivosťou.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.여호와께서는 지존하시니 이는 높은 데 거하심이요 공평과 의로 시온에 충만케 하심이라
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.L`Éternel est élevé, Car il habite en haut; Il remplit Sion De droiture et de justice.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Ophøiet er Herren, for han bor i det høie; han fyller Sion med rett og rettferdighet.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Ophøjet er HERREN, thi han bor i det høje, han fylder Zion med Ret og Retfærd.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.O Senhor é exalçado, pois habita nas alturas; encheu a Sião de retidão e justiça.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Pan będzie wywyższony, bo mieszka na wysokości; napełni Syon sądem i sprawiedliwością.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.TUHAN sangat luhur; Ia menguasai segala-galanya. Ia akan menegakkan hukum dan keadilan di Yerusale
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Vyvýšíť se Hospodin, nebo na výsosti přebývá, a naplní Sion soudem a spravedlností.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Vzvišen je GOSPOD, kajti prebiva na višavi; napolnil je Sion s sodbo in pravičnostjo.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Ο Κυριος υψωθη διοτι κατοικει εν υψηλοις ενεπλησε την Σιων κρισεως και δικαιοσυνης.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Высок Господь, живущий в вышних; Он наполнит Сион судом и правдою.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.Господ е превъзвишен, защото обитава на високо; Той е изпълнил Сион с правосъдие и правда.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.נשגב יהוה כי שכן מרום מלא ציון משפט וצדקה׃
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.تعالى الرب لانه ساكن في العلاء. ملأ صهيون حقا وعدلا.
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.耶 和 華 被 尊 崇 、 因 他 居 在 高 處 . 他 以 公 平 公 義 充 滿 錫 安
Yükseklerde oturan RAB yücedir, Siyonu adalet ve doğrulukla doldurur.耶和華 被 尊崇 、 因 他 居在 高處 . 他 以 公平 公義 充滿 錫安
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››a kričali velikým hlasom a hovorili: Spasenie nášmu Bohu, sediacemu na tróne, a Baránkovi!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››A volali hlasem velikým, řkouce: Spasení jest od Boha našeho na trůnu sedícího a od Beránka.
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››cất tiếng lớn kêu rằng: Sự cứu rỗi thuộc về Ðức Chúa Trời ta, là Ðấng ngự trên ngôi, và thuộc về Chiên Con.
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››e clamavam com grande voz: Salvação ao nosso Deus, que está assentado sobre o trono, e ao Cordeiro.
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››E gridavano a gran voce
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››És kiáltanak nagy szóval, mondván: Az idvesség a mi Istenünké, a ki a királyiszékben ül, és a Bárányé!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››in kličejo z glasom velikim, rekoč: Zveličanje Bogu našemu, sedečemu na prestolu, in Jagnjetu!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››I wołali głosem wielkim, mówiąc: Zbawienie należy Bogu naszemu, siedzącemu na stolicy i Barankowi.
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››큰 소리로 외쳐 가로되 구원하심이 보좌에 앉으신 우리 하나님과 어린 양에게 있도다 하니
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››Och de ropade med hög röst och sade: »Frälsningen tillhör vår Gud, honom som sitter på tronen, och Lammet.»
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››og de råbte med høj Røst og sagde: Frelsen tilhører vor Gud, som sidder på Tronen, og Lammet!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››og de ropte med høi røst og sa: Frelsen tilhører vår Gud, han som sitter på tronen, og Lammet!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››schrieen mit großer Stimme und sprachen: Heil sei dem, der auf dem Stuhl sitzt, unserm Gott, und dem Lamm!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››Zij riepen: "Onze redding komt van onze God, Die op de troon zit en van het Lam!"
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››И восклицали громким голосом, говоря: спасение Богунашему, сидящему на престоле, и Агнцу!
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››І покликували великим голосом, говорячи: Спасеннє Богу нашому, сидячому на престолі, і Агнцеві.
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››ויקראו בקול גדול לאמר הישועה לאלהינו הישב על הכסא ולשה׃
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››وهم يصرخون بصوت عظيم قائلين الخلاص لالهنا الجالس على العرش وللخروف.
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››大 聲 喊 著 說 、 願 救 恩 歸 與 坐 在 寶 座 上 我 們 的 神 、 也 歸 與 羔 羊
Yüksek sesle bağırıyorlardı: ‹‹Kurtarış, tahtta oturan Tanrımıza Ve Kuzuya özgüdür!››大 聲喊 著說 、 願救恩 歸與 坐在 寶 座上 我 們 的 神 、 也歸與 羔羊
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.Ale obyvatele vysokých míst snižuje, města vyvýšeného ponižuje, ponižuje ho až k zemi, sráží je až do prachu.
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.높은 데 거하는 자를 낮추시며 솟은 성을 헐어 땅에 엎으시되 진토에 미치게 하셨도다
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.Ngài đã dằn những người ở nơi cao; đã phá đổ thành cao ngất, hạ xuống tới đất, sa vào bụi bặm,
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.Ngài đã dằn những người_ở nơi cao ; đã phá đổ thành cao_ngất , hạ xuống tới đất , sa vào bụi_bặm ,
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.Thi han ydmyger dem, der bor i det høje, den knejsende By, styrter den til Jorden, lægger den i Støvet.
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.TUHAN merendahkan orang yang congkak; Ia menghancurkan kota berkubu mereka, dan meratakannya dengan tanah
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.Он ниспроверг живших на высоте, высоко стоявший город; поверг его, поверг на землю, бросил его в прах.
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.כי השח ישבי מרום קריה נשגבה ישפילנה ישפילה עד ארץ יגיענה עד עפר׃
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.لانه يخفض سكان العلاء يضع القرية المرتفعة. يضعها الى الارض. يلصقها بالتراب.
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.他 使 住 高 處 的 、 與 高 城 一 併 敗 落 、 將 城 拆 毀 、 拆 平 直 到 塵 埃
Yüksekte oturanı alçaltır, Yüce kenti yıkar, Yerle bir eder.他 使住 高 處 的 、 與高城 一 併 敗落 、 將城 拆毀 、 拆 平直 到 塵埃
Yüzüne baktım. Yanında oturan oğlunun yüzüne baktım,Ik keek haar aan, en ik keek haar zoon aan, die naast haar zat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod