Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Karena saat itu, tidak ada nilai untuk Tony; hanya kami berdua berdiri di sana.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Koska sillä hetkellä Tony ei ole merkattu mies; on vain me kaksi seisomassa yhdessä.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Mert ebben a pillanatban nincs Tony-n bélyeg; csak mi vagyunk itt ketten.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Parce qu'à ce moment-là, il n'y a pas de marque à côté du nom de Tony ; il n'y a que nous deux.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Porque naquele momento, não há nenhuma marca no nome do Tony; somos só os dois ali.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Protože v tu chvíli není u Tonyho jména žádný záznam; jen my dva, co tu stojíme.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.V tom momente pri Tonyho mene nebola nijaká značka; boli sme tam len my dvaja.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.W tym momencie Tony nie jest naznaczony, jesteśmy tam tylko my.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Защото в този момент, няма белег върху името на Тони; просто сме само двамата там.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Потому что в этот момент на Тони нет клейма, есть только мы, стоящие рядом.
Cunku o an artik Tony'in isminde bir damga yoktu. Orada oturan sadece ikimizdik.Тому що в той момент немає ніякої оцінки поряд з ім'ям Тоні; є тільки двоє, що стоять там.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Assomigliava molto ad una di quelle donne che siedono dietro alle macchine da cucire.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ea semăna foarte mult cu femeile care stau în spatele maşinilor de cusut.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ela era muito como aquelas mulheres sentadas por trás das máquinas de costura.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ella era muy parecida a esas mujeres sentadas detrás de las máquinas de coser.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Elle ressemblait beaucoup à ces femmes derrière leurs machines à coudre.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Hun var rigtig meget som de kvinder, der sidder bag symaskinerne.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.그녀는 재봉틀 뒤에 앉아있는 여성들과 매우 비슷합니다.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ona była jedną z tych kobiet siedzących za maszyną do szycia.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ő nagyon hasonló volt azokhoz a nőkhöz, akik a varrógép mögött ülnek.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Sie war wie einer diesen Frauen, d hinter den Nähmaschinen sitzen, ziemlich ähnlich.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Vo veľa veciach sa podobala tamtým ženám sediacim za šijacími strojmi.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Ze lijkt erg op die vrouwen achter de naaimachines.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Она была очень похожа на тех женщин, что сидят за швейными машинками.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.Тя много приличаше на тези жени, седнали зад шевните машини.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.היא היתה דומה מאוד לנשים האלו שיושבת מאחורי מכונות התפירה.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.لقد كانت لحد كبير تشبه أؤلئك النسوة الجالسات خلف ماكينات الخياطة.
Dikiş makinelerinin başında oturan kadınlara çok benzerdi.彼女はオーストリアの農家で育ち 貧乏でした
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Dacă toata hemoglobina s-ar găsi în plasmă, ar afecta de fapt fluxul sanguin.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Jeżeli cała hemoglobina znajdowałaby się luzem w osoczu, to zaburzałoby to przepływ krwi przez naczynia.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Jika Anda memiliki semua hemoglobin duduk di Anda plasma darah, itu benar-benar akan menyakiti aliran darah.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Když by jste měli hemoglobin volně proudící v plazmě, narušilo by to proudění samotné krve.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.만약 모든 헤모글로빈이 혈장 속에 둥둥 떠다닌다면 아마 혈류를 방해하게 될 것입니다. 혈류는 피가 흐르는 걸 얘기합니다
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Se você tivesse toda a hemoglobina no plasma sanguíneo, na verdade prejudicaria o fluxo do sangue.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Si tuvieras toda la hemoglobina sentado en su plasma sanguíneo, realmente me dolería el flujo de la sangre.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Ако хемоглобинът се намираше в кръвната плазма, това би навредило на потока на кръвта.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Если бы весь гемоглобин находился в плазме крови, он бы сильно нарушил кровоток.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.Якби весь гемоглобін був в плазмі крові, він би сильно порушив кровотік.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.לו כל ההמוגלובין היה מאוחסן בפלסמת הדם - הוא היה ממש מפריע לזרימת הזם.
Eğer içinde oturan tüm hemoglobin olsaydı kan plazması, aslında zarar vereceğini kan akışı.إذا كان لديك كل من الهيموغلوبين يجلس الخاص بك بلازما الدم، فإنه سوف يضر فعلا تدفق الدم.
En son oturan kişiler.Alleen de mensen die als laatsten gingen zitten.
En son oturan kişiler.Azok, akik utoljára ültek le.
En son oturan kişiler.Ci, którzy ostatni usiedli.
En son oturan kişiler.Die, die sich als letzte gesetzt haben.
En son oturan kişiler.마지막으로 앉으신 분들 말입니다.
En son oturan kişiler.Las personas que acaban de sentarse de últimos.
En son oturan kişiler.Les gens qui viennent de se rasseoir...
En son oturan kişiler.Oamenii care tocmai s-au aşezat.
En son oturan kişiler.Orang-orang yang baru saja duduk.
En son oturan kişiler.Quelli che si sono appena seduti.
En son oturan kişiler.Εκείνοι που κάθισαν τελευταίοι.
En son oturan kişiler.Люди, які щойно сіли.
En son oturan kişiler.Участники, которые сели последними.
En son oturan kişiler.Хората, които току-що седнаха.
En son oturan kişiler.האנשים שישבו אחרונים.
En son oturan kişiler.آخر الأشخاص الذين جلسوا.
En son oturan kişiler.ではあなたが考えた数字は何桁ですか?
Epigenetik işaretler, kromatinlerimizin üzerinde oturan kimyasal etiketlerdir.構造を締めるか緩めるかという クロマチンへの命令を補助するものです
Evden çalışan, evde oturan ve kariyer sahibi eşlerine evden destek olan erkekler tanıyorum.Conosco degli uomini che stanno a casa e lavorano a casa per dare supporto alle loro donne con una carriera.
Evden çalışan, evde oturan ve kariyer sahibi eşlerine evden destek olan erkekler tanıyorum.Cunosc bărbaţi care stau acasă şi lucrează acasă pentru a sprijini soţii cu cariere.