otobüsü ile cümle
otobüsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Aici suntem noi la trecătoarea Khyber, şi acesta este autocarul nostru.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.C'est nous à la Passe de Khyber, et voilà notre bus.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Das sind wir auf dem Khyber Pass und das ist unser Bus.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Dit zijn wij op de Khyberpas en dat is onze bus.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Estes somos nós no Passo Khyber, aquele é o nosso autocarro.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Estos somos nosotros en el paso Khyber y ese es nuestro bus.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.이 사진은 카이베르 고개에서 찍은 저와 제 아내의 모습이고 저 뒤에 있는 것이 저희가 탔던 버스입니다.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Questi siamo noi al passo Khyber, e questo è il nostro bus.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.To my na Przełęczy Chajberskiej, a to nasz autobus.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Това сме ние в пункта Кхибер и това е нашия автобус.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.Это мы на перевале Хайбер, а вот и наш автобус.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.אלה אנחנו במעבר קיבר, וזה האוטובוס שלנו.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.ها هم نحن في ممر خيبر، وذلك الباص خاصتنا.
İşte Hayber Geçidi'ndeyiz ve bu da otobüsümüz.カイバル峠を越えるのは大変でしたが
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Batu ini mungkin berukuran sebesar bus sekolah saat pertama kali masuk ke bumi.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Cái thiên thạch này có lẽ bự khoảng một chiếc xe buýt khi nó mới bắt đầu đi vào Trái Đất.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Celá ta věc byla pravděpodobně veliká asi jako školní autobus, když se poprvé objevila.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Ce truc était sans doute de la taille d'un autobus quand il est arrivé.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Das Ding hatte beim Eintritt vermutlich die Größe eines Schulbusses.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Den här var säkert stor som en skolbuss i början av inträdet.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Este devia ser do tamanho de um autocarro escolar antes de se desintegrar.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Keď sem ten kameň priletel, mal pôvodne veľkosť školského autobusu.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.원래 이 운석은 아마 처음에 대기에 진입할 당시에는 통학버스만 한 크기였을 겁니다.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Nos, amikor belépett a légkörbe ez a dolog valószínűleg akkora volt mint egy iskolabusz.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Obiectul acesta a fost probabil de mărimea unui autobuz când a intrat în atmosferă.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Posiblemente esta cosa era del tamaño de un autobús escolar cuando llegó.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Probabilmente l'asteroide era grande come un autobus quando si avvicinò.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Ta asteroida prawdopodobnie była wielkości szkolnego autobusu kiedy się zbliżała do Ziemi.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Ta stvar je bila, ko je priletela v atmosfero, najbrž velika približno toliko kot avtobus.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Τώρα αυτό το πράγμα ήταν περίπου στο μέγεθος ενός σχολικού λεωφορείου όταν πρωτοεμφανίστηκε.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Пожалуй, он был размером со школьный автобус, когда вошел в атмосферу.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.Сега, това нещо вероятно било с размера на училищен автобус, когато се появило първоначално.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.בערך בגודל של כדור פוטבול, שפגע במכונית הזו וגרם לנזק הזה.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.هذا الشئ كان على الأرجح بحجم حافلة مدرسية حين إقترب في البداية.
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.スクールバス程の大きさでした それが大気圧で砕けて
Muhtemelen taş, ilk başta bir okul otobüsü büyüklüğündeydi.不過當呢個小航行進入地球時 可能係一部校車嘅晒士
Ne otobüsü ya? [ISLIK ÇALAR]Джемре.
Ne otobüsü ya?Η Τζεμρέ.
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Az iskolabusszal kell utaznotok."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Cô phải đi bằng xe bus của trường."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Dovete andare in scuolabus."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Je moet een schoolbus nemen.
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."통학버스를 이용하셔야만 합니다." 라고 했답니다.
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Musicie pojechać szkolnym autobusem. "
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor.""Ne, nemůžete je odvést autem kvůli pojistné odpovědnosti. Musíte použít školní autobus."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Tienes que ir en el omnibus escolar."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Trebuie să mergeţi cu autobuzul şcolii."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Vous devez prendre un autobus scolaire. "
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Πρέπει να πάτε με το σχολικό λεωφορείο."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."Вы поедете на школьном автобусе".
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."את חייבת לנסוע באוטובוס בית ספר."
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."يجب عليكم الذهاب في الحافلة المدرسية".
Okul otobusu ile gitmeniz gerekiyor."その結果 60人乗りのバスが登場して
Oradaki kız mı? Tehlikeli gibi biraz, otobüsün üstünde falan.上に乗るのは危ないわ
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Am trecut pe lângă o stație de autobuz. Am văzut un autobuz explodând sub privirile noastre.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Chúng tôi đi qua một trạm xe buýt. Chúng tôi đã nhìn thấy một chiếc xe buýt bốc hoả ngay trước mắt mình.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Egy buszmegálló mellett haladtunk el éppen. Láttuk, ahogy egy busz a szemünk láttára felrobban.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Kami melintasi halte bus. Kami melihat sebuah bus meledak di depan kami.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.우리가 버스 정류장을 지나가는데 버스 한대가 우리 눈 앞에서 폭발했어요
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.Mijaliśmy przystanek autobusowy. Na naszych oczach autobus wyleciał w powietrze.