otlak ile cümle
otlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Ik zeg dus niet dat je een weide vol pot (hennep) moet kweken, maar een potweide.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.제가 말하고 싶은 것은 화분으로 채워진 목초지가 아니라, 목초지에서 화분을 키워보라는 것입니다.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Nie zalecam obsadzania łąki trawką, tylko łąkę w doniczce. [gra słów: pot = trawka, donica].
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.No estoy diciendo que deban plantar un campo de hierba de la buena, sino un buen campo herbal.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Nu spun că toţi ar trebui să plantaţi o pajişte de ghivece, ci un ghiveci într-o pajişte.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Quindi non sto dicendo che si dovrebbe piantare un campo di vasi, ma di piantare un campo in un vaso.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Så jeg siger ikke at man burde plante en eng i en pot, men en potte i en eng.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Szóval nem azt mondom, hogy ültessenek egy rétnyi zöldet, hanem egy rétet egy cserépben.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.И така, не казвам, че трябва да засадите поляна в саксия, а саксия в поляна.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.Таким образом, я не говорю, что вы должны завести горшок с лугом, но горшок на лугу.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.אני לא אומר שאתם צריכים לשתול אחו של חשיש (pot), אלא עציץ (pot) של אחו.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.لذلك أنا لا أقول أنه يجب زرع مرج من وعاء ، ولكن وعاء في مرج.
Size bir saksının içine bir otlak dikmenizi söylemiyorum, fakat otlakta bir saksıdan bahsediyorum.ひとつの鉢に草地を作るのです 養蜂は街や建物の屋上でもできます
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Andarono verso l'ingresso di Ghedor fino a oriente della valle in cerca di pascoli per i greggi
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.A odišli na západ od Gedora, až na východ tej doliny, hľadať pašu pre svoje stádo.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.A protož brali se, kudyž se vchází k Gedor, až k východu po údolí tom, aby hledali pastev dobytku svému.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Chegaram até a entrada de Gedor, ao lado oriental do vale, em busca de pasto para os seus rebanhos;
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Chúng sang qua Ghê-đô , đến bên phía đông của trũng , để kiếm đồng_cỏ cho đoàn súc_vật mình .
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Chúng sang qua Ghê-đô, đến bên phía đông của trũng, để kiếm đồng cỏ cho đoàn súc vật mình.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Da de engang drog i Retning af Gerar østen for Dalen for at søge Græsning til deres Småkvæg,
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.De drog avsted bortimot Gedor like til østsiden av dalen for å søke beite for sitt småfe;
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Ei s'au dus înspre Ghedor pînă la răsăritul văii, să caute păşune pentru turmele lor.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Ellos llegaron hasta la entrada de Gedor, hasta el oriente del valle, buscando pastos para sus ganados
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.ért elindulának Gedor felé, hogy a völgy keleti részére [menjenek] és ott barmaiknak legelõt keressenek.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.In šli so k vhodu v Gedor, proti vzhodu doline, da poiščejo pašnikov svoji drobnici.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Ja he kulkivat Gedoriin päin, aina laakson itäiseen osaan saakka, hakeakseen laidunta lampailleen.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.저희가 그 양떼를 위하여 목장을 구하고자 하여 골짜기 동편 그돌 지경에 이르러
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Och de drogo fram mot Gedor, ända till östra sidan av dalen, för att söka bete för sin boskap.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Przetoż ruszyli się, aby szli do Gador, aż na wschód słońca onej doliny, aby szukali paszy bydłu swemu.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Und sie zogen hin, daß sie gen Gedor kämen, bis gegen Morgen des Tals, daß sie Weide suchten für ihre Schafe,
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Και υπηγαν εως της εισοδου Γεδωρ, προς ανατολας της κοιλαδος, δια να ζητησωσι βοσκην εις τα ποιμνια αυτων
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.И Симеоновите потомци отидоха дори до прохода на Гедор, на изток от долината, за да търсят паша за стадата си.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.Они доходили до Герары и до восточной стороны долины, чтобы найти пастбища для стад своих;
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.וילכו למבוא גדר עד למזרח הגיא לבקש מרעה לצאנם׃
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.وساروا الى مدخل جدور الى شرقي الوادي ليفتشوا على مرعى لماشيتهم.
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.他 們 往 平 原 東 邊 基 多 口 去 、 尋 找 牧 放 羊 群 的 草 場
Sürülerine otlak aramak için Gedor yakınlarına, vadinin doğusuna kadar gittiler.他 們往 平原 東邊 基多 口 去 、 尋找 牧放 羊群 的 草場
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››In divji osli, stoječ na golih gričih, duškajo kakor šakali; hirajo jim oči, ker ni zelenjave.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››들 나귀들은 자산 위에 서서 시랑같이 헐떡이며 풀이 없으므로 눈이 아득하여 하는도다
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››Những lừa rừng đứng trên các gò trọi , hít hơi như chó đồng , vì không cỏ nên mắt lòa .
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››Những lừa rừng đứng trên các gò trọi, hít hơi như chó đồng, vì không cỏ nên mắt lòa.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››Och vildåsnorna stå på höjderna och flämta såsom schakaler; deras ögon försmäkta, därför att gräset är borta.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››På nøgne Høje står Vildæsler og snapper efter Luft som Sjakaler, deres Øjne vansmægter, thi Grønt er der ikke.
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››ופראים עמדו על שפים שאפו רוח כתנים כלו עיניהם כי אין עשב׃
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››الفراء وقفت على الهضاب تستنشق الريح مثل بنات آوى. كلت عيونها لانه ليس عشب
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››野 驢 站 在 淨 光 的 高 處 、 喘 氣 好 像 野 狗 . 因 為 無 草 、 眼 目 失 明
Yaban eşekleri çıplak tepelerde durmuş, Çakal gibi soluyorlar; Gözlerinin feri sönmüş, Çünkü otlak yok.››野驢站 在 淨光 的 高處 、 喘氣 好像 野狗 . 因為 無草 、 眼目 失明
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.A mezõ vadai is hozzád esengenek, mert kiszáradtak a vizeknek ágyai, és tûz emésztette meg a puszta virányait.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Endog markens dyr skriker op til dig; for bekkene er uttørket, og ild har fortært ørkenens beitemarker.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Ešte i tá poľná zver práhnuc reve k tebe, pretože vyschly potoky vôd, a oheň strávil pasienky pustiny.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.들짐승도 주를 향하여 헐떡거리오니 시내가 다 말랐고 들의 풀이 불에 탔음이니이다
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Metsän eläimetkin sinua ikävöivät, sillä vesipurot ovat kuivuneet ja tuli on kuluttanut erämaan laitumet.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Pa tudi zveri na polju žejne vpijejo k tebi, ker so posehnili potoki in je ogenj požrl pašnike v puščavi.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Také i zvěř polní všecka lká k tobě, proto že vyschli potokové vod, a oheň sežral pastviska na poušti.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Thật, những thú đồng cũng thở giốc cho Ngài, vì các dòng nước đã khô, lửa đã nuốt những đám cỏ nơi đồng vắng.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.til dig skriger selv Markens Dyr, thi Bækkenes Lejer er tørre, og Ild har fortæret Ørkenens Græsning.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Zelfs de wilde dieren roepen tot U om hulp, want de beken liggen droog en alle weiden zijn verbrand.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.Даже и животные на поле взывают к Тебе, потому что иссохли потоки вод, и огонь истребил пастбища пустыни.
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.גם בהמות שדה תערוג אליך כי יבשו אפיקי מים ואש אכלה נאות המדבר׃
Yabanıl hayvanlar bile sana sesleniyor. Çünkü akarsular kurudu, Ateş otlakları yok etti.حتى بهائم الصحراء تنظر اليك لان جداول المياه قد جفّت والنار اكلت مراعي البرية
İlgili Sayfalar