ortasında ile cümle
ortasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Das sind knapp drei Millimeter inmitten des Gehirns.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Es como de tres milímetros en el centro del cerebro.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Jsou to tak tři milimetry uprostřed mozku.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Meri približno tri milimetre v središču možganov.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Nagyjából három milliméteres, az agy közepén.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Nó chừng ba milimet ở trung tâm não bộ.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Ongeveer drie millimeter groot in het midden van de hersenen.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Sunt 3 milimetri în mijlocul creierului.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Tem cerca de três milímetros no meio do cérebro.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Tre millimetri all'interno del cervello.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Trzy milimetry w tkance mózgowej.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Είναι περίπου τρία χιλιοστά στο μέσο του εγκεφάλου.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Воно займає близько 3-ьох міліметрів прямо у центральній частині мозку.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.Примерно 3 миллиметра в середине мозга
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.То е в размер на около три милиметра в средата на мозъка.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.זה בערך 3 מ"מ בתוך המוח.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.انها بطول ثلاثة مليمترات تقريبا في منتصف الدماغ.
Beynin ortasında yaklaşık üç milimetre.治療箇所以外の損傷はありません
Bir bölümün ortasında olamaz!¡En mitad del movimiento no!
Bir bölümün ortasında olamaz!Ну не во время же концерта!
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Hon förde så mycket oväsen under begravningen.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Hun lavede så meget larm under begravelsen.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Não há nada mais irritante durante um funeral.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Nie ma nic bardziej hałaśliwego podczas takiego pogrzebu.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Non c'è mai stato niente di più fastidioso durante un funerale.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.No puede haber nada más ruidoso en un entierro.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.-piti kauheaa meteliä hautajaisissa.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Έκανε πολλή φασαρία στην κηδεία.
Bir cenazenin ortasında daha gürültücü bir şey olamazdı.Что может быть хуже этого шума во время похорон.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.갑자기 40 년대 중반에 얘깃거리가 생기기 시작했습니다.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.A 40-es évek közepén hirtelen elkezdődött a mozgolódás.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Bất ngờ vào giữa những năm 40 bắt đầu có một chút động đậy.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.De repente, a mediados de los 40, empezó a desatarse un rumor.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.De repente, a meio dos anos 40, começa a haver um burburinho.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Dintr-o dată, pe la mijlocul anilor 40, a început un zumzet.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Improvvisamente, a metà degli anni Quaranta, cominciò ad esserci del fermento.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Men plötsligt, i mitten av 40-talet, började det snackas.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Nagle, w połowie lat 40-tych zrobił się wokół tego szum.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Najednou, uprostřed 40. let to začalo vřít.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Opeens, midden jaren '40, ontstond er rumoer.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Plötzlich, mitten in den 40ern, wurde jeder aufgeregt.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Pludselig, midt i 40'erne, blev der hvisket i krogene.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Tiba-tiba, di pertengahan tahun 40-an, mulai ramai.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Tout à coup, au milieu des années 40, une agitation débute.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Zrazu, v polovici 40-tych nastal šum.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Ξαφνικά, στα μέσα της δεκαετίας του '40 άρχισε να δημιουργείται ένας θόρυβος.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Внезапно, в середине 40-х, началось обсуждение.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Изведнъж, по средата на 40-те започна едно шумене.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.Раптово, в середині 40-х років, там здійнявся гомін.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.פתאום, באמצע שנות ה-40, התחיל הבאז.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.وفجأة، في منتصف الأربعينيات، بدأت تحدث ضجة.
Birden, 40'lı yılların ortasında, bir uğultu ortaya çıkmaya başladı.突然 はやり出します みんな1950年はやってきて
Birisi en üstte Tanrı'nın üstünde. Diğeri ise Hz. İsa'nın oturduğu yerdeki bu pencerenin ortasında,A přímo uprostřed máme Ježíše sedícího majestátnš s chodidlem na globusu.
Bir ortak açı paylaşıyorlar ve bu açı kenarların ortasında .A sdílejí společný úhel, sdílejí tento úhel mezi stranami.
Bir ortak açı paylaşıyorlar ve bu açı kenarların ortasında .De deler en vinkel. De har den her vinkel mellem siderne tilfælles.
Bir ortak açı paylaşıyorlar ve bu açı kenarların ortasında .그리고 그 삼각형들은 공통인 각을 가지고 있고 이 각을 두 변 사이에서 공통으로 가진다
Bir ortak açı paylaşıyorlar ve bu açı kenarların ortasında .И това, че те споделят общ ъгъл, те споделят този ъгъл между двете страни.
Bizim kıyılarımızdan başladılar ... Savaşın ortasında doğum günün için geldim.Vuelvo para tu cumpleaños en mitad de la guerra.
Biz yalnız değiliz. Ve sonra, cümlenin ortasında, alacakaranlığın doğuşunda, dönüp sokağa baktım.Entonces, en medio de una frase, cuando nacía el ocaso, volteé y miré hacia la calle.
Biz yalnız değiliz. Ve sonra, cümlenin ortasında, alacakaranlığın doğuşunda, dönüp sokağa baktım.Toen, in het midden van een zin, op het precieze punt van schemering, draaide ik me om en keek de straat in.