ortasına ile cümle
ortasına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.Když vložíte jeden kousek do středu těchto skládaček, tak vám ihned všechno bude dávat smysl.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.여러분이 이 조각 맞추기 퍼즐의 중간 부분에 하나의 조각을 넣는다면, 갑자기 그것은 일관성 있는 그림을 이루기 시작합니다.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.Om man lägger en bit i mitten av pusslet kommer plötsligt allt att forma en sammanhängande bild.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.Se pusermos uma peça no meio deste puzzle, de repente tudo começa a formar uma imagem coerente.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.Wanneer je een stukje in het midden van deze puzzel plaatst, vormt het allemaal een coherent beeld.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.Ако сложите едно парче в средата на този пъзел, изведнъж всичко ще започне да формира цялостна картина.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.אם תשימו חלק אחד באמצע הפאזל הזה, פתאום הכל מתחבר יחד לתמונה ברורה.
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.ان هناك قطعة واحدة يجب ان تفسر كل الفكرة وتجعل الموضوع متماسكاً جدا ً
Bu bulmacanın tam ortasına öyle bir parça koyabilirsiniz ki, birdenbire tutarlı bir resim oluşmaya başlar.突然 一貫したイメージが見えてくるんです 「なぜタラフマラ族は戦わないの?」
Bu işlerin ortasına düşerek, kar yapabiliyordu.그리고 그 중간 어디 그 그것에서 이익을 만들 수 있을 것 이라고.
Bu işlerin ortasına düşerek, kar yapabiliyordu. Ve işte böylece başladı.Und das war sein Anfang.
Bu işlerin ortasına düşerek, kar yapabiliyordu.ويكون في المنتصف حيث يستطيع أت يحصل على ربح منه
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Celui-ci est à moins de la moitié de la hauteur de l'arbre. Puis il se divise en une forêt de séquoias.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Deze steunbeer bevindt zich nog niet halverwege de boom. En dan barst hij uit in een bos van sequoia's.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Dieser Bogen ist nicht mal auf halber Höhe. Und dann bricht daraus ein Redwood-Wald hervor.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Ez a külső támív valamivel a fa fele alatt van. Azután egy mamutfenyőerdőbe tör ki.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Jest poniżej połowy wysokości drzewa i rozrasta się w las małych sekwoi.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.이 것은 크로노스의 중간이 채 안되는 지점에 난 것이죠. 그리고 위쪽에 삼나무 숲이 생겼어요.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Questo contrafforte è poco sopra la metà dell'albero. E poi diventa una foresta di sequoie.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Trụ đỡ này ở dưới nữa thân cây. Nó bung ra một cánh rừng Redwoods.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Тази подпора е на по-малко от половината път нагоре по дървото. А после избухва в гора от секвои.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.התמך מצוי בפחות ממחצית הדרך במעלה העץ. ואז הוא מתפרץ לחורשה של עצי רדווד.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.توجد هذه الدعامة في أقل من نصف الطريق نحو قمة الشجرة. وثم تنفلق لتكوّن غابة من السكويات.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.そしてここから新たなセコイアの森を生み出すのです ここに見える幹は根元の部分で直径1メートルほどあり
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunCon queste Pyongyang Neng Myun... metti l'aceto proprio sopra le tagliatelle.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunDengan Pyongyang Neng Myun... kau beri cuka tepat di minya.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunFolosesti acest Pyongyang Neung Myun... Pui otetul direct in taietei.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunMed den här Pyongyang Neng Myun.... så häller du vinäger precis på nudlarna.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunMet dit Pyongyang Neng Myun... doe je de azijn direct op de noedels.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunMit diesem Pyongyang Neng Myun... du machst diesen Essig auf den Nudeln drauf.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunPri teh Pyongyang Neng Myun... moraš kis zliti naravnost na rezance.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunVới Pyongyang Neng Myun này... cậu phải cho dấm vào ngay trên mì.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunZ tym Pyongyang Neng Myun... Wlewasz ocet zaraz na makaron...
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunΜε αυτό το Πιονγκγιάνγκ Νενγκ Μοάν... βάζεις το ξύδι πάνω στα νούντλς.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunС этим Пёнъян Нен Мён... Надо поливать лапшу уксусом.
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsun...עם האטריות האלו .ככה, את שמה את החומץ מלמעלה
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunمع هذا البيونيغ نيغ مايون تضعين الخل على النودل مباشرة
Bu Pyongyangla.. sirkeyi eriştenin tam ortasına koyuyorsunこうやって 酢を直接麺にかける 酢が麺に染みるのを待ってから
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Będziemy na pierwszej stronie terminarza Condi Rice i pojawimy się w Gabinecie Owalnym.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Condoleeza Rice nous inscrira dans son agenda et la Maison Blanche en fera autant.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Estaremos en la primera página del boletín informativo de Condi Rice, y de ahí al Despacho Oval.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Estaremos na primeira página da agenda da Condoleezza Rice, e diretos à Sala Oval.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.우리는 대통령 집무실로 직접 들어가는 라이스 국무장관의 브리핑 자료 첫 페이지에 올라갈 것입니다.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Pääsemme Condi Ricen muistivihkon ensimmäiselle sivulle ja suoraan presidentin kansliaan.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Saremo il primo appuntamento sull'agenda di Condi Rice, e proprio nella Sala Ovale.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Vom fi prima pagină în agenda secretarei de stat Condi Rice şi vom intra direct în Biroul Oval.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.We staan op de eerste pagina in het boekje van Condoleezza Rice en komen in de Oval Office.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Wir werden die erste Seite in Condi Rices Besprechungsbuch sein, direkt ins Oval Office.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Θα είμαστε στην πρώτη σελίδα στην ατζέντα της Κοντολίζα Ράις και μέσα στο Οβάλ Γραφείο.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Мы будем на первой странице плана брифинга Конди Райс, мы окажемся прямо в Овальном кабинете.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.Ше бъдем на първата страница в бележника със задачи на Конди Райс и дори в Овалния офис.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.נהיה בדף התדריכים הראשון של קונדי רייס, וישר לחדר הסגלגל.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.سنصبح اول صفحة في صحيفة اعمال كوندي رايس، ومباشرة في عُمق البيت الابيض.
Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına.大統領の執務室へも近くなる もし100万人のアメリカ人が 僕の承知のとおり
Ders başlamadan önce dersliğin ortasına, sanki gerçekten alan kaplamak istercesine girerler.교실에 들어오면 한가운데로 갑니다. 수업이 시작하기도 전인데, 공간을 다 차지하려는 듯 행동하죠.
Ders başlamadan önce dersliğin ortasına, sanki gerçekten alan kaplamak istercesine girerler.Llegan al salón, y se dirigen al centro antes de comenzar la clase. Quieren ocupar mucho espacio.
Ders başlamadan önce dersliğin ortasına, sanki gerçekten alan kaplamak istercesine girerler.שנכנסים לכיתה, מתיצבים ישר במרכז הכיתה לפני שהשיעור מתחיל, כאילו הם באמת רוצים לתפוס את כל החלל.
Ders başlamadan önce dersliğin ortasına, sanki gerçekten alan kaplamak istercesine girerler.يأتون ويدخلون الى وسط القاعة حتى قبل بدء الحصة الدراسية، وكأنهم يريدون أن يحتلوا مساحة.
Ders başlamadan önce dersliğin ortasına, sanki gerçekten alan kaplamak istercesine girerler.その場を支配しよう とでも言うかのようです そして席に座ると 体を大きく広げます
DNA'nın küçük parçalarıdır. Eğer bir genin ortasına yerleştirilirse, o genin çalışmasını bozar.Transpunerile sunt doar părţi mici de ADN ce se înserează aleatoriu în codul genetic.