Okulla bayağı meşgul olmalısın Seung Jo Seni bir süre ortalarda görmek zor olacak卒業までは気が狂いそうです
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.A început prin a le spune ceea ce credea.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Andava in giro a raccontare alla gente ciò in cui credeva.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Chodil a říkal lidem, v co věří.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Chodził po ludziach mówiąc o tym, w co wierzył.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Dia berkeliling memberitahukan orang-orang tentang apa yang ia yakini.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Er lief herum und erzählte den Menschen an was er glaubte.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Han gick runt och berättade vad han trodde på.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Han gik rundt og fortalte folk hvad han troede på.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Hij vertelde mensen wat hij geloofde.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Iba diciéndole a la gente en qué creía.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Il a voyagé et a expliqué aux gens ce en quoi il croyait.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi. "İnanıyorum.Ele dizia às pessoas aquilo em que acreditava.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi. "İnanıyorum.بل جال عليهم وأخبرهم بما كان يؤمن به.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.그는 자신의 신념을 사람들에게 이야기했죠.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Ông ta đi vòng quay và nói mọi người cái mà ông tin tưởng.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Šel je naokoli in govoril ljudem, v kar je verjel.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Šiel a vravel ľuďom to, v čo veril.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Úgy járta körbe az országot, hogy mindenkinek elmondta miben hisz.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Τριγυρνούσε λέγοντας στον κόσμο τι πιστεύει.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Він пішов іншим шляхом і казав людям про те, у що він вірив.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Обикалял и казвал на хората в какво вярва.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Он пошел другим путем и говорил людям о том, во что он верил.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.הוא הסתובב וסיפר לאנשים במה הוא מאמין.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.「私は信じている 信じている 信じている」
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.Él fue por allí diciendo a la gente en qué creía.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi. "İnanıyorum, inanıyorum, inanıyorum." dediIl est allé leur dire ce en quoi il croyait. " Je crois, je crois, je crois ", a-t-il dit aux gens.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.그는 그 자신이 믿는 바를 말하고 다녔습니다. "나는 믿습니다. 나는 믿습니다. 나는 믿습니다."라고 했죠.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.Він ходив і говорив людям те, у що він вірив. "Я вірю, я вірю, я вірю," Він говорив людям.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.「私は信じている 信じている 信じている」と語りました 彼が信じることを信じた人々が
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.O Scar e o Marcoh desapareceram algures no meio.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Scar e Marcoh sono scomparsi da qualche parte nel mezzo.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Scar i Marcoh zniknęli gdzieś po drodze.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Scar ja Marcoh katosivat siinä välillä.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Scar och Marcoh försvann däremellan.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Scar og Marcoh forsvandt et sted derimellem.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Scar y Marcoh desaparecieron entre estos dos lugares.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Ο Σκαρ κι ο Μάρκο εξαφανίστηκαν κάπου ανάμεσα.
Scar ve Marcoh ortalarda bir yerde kayboldu.Шрам и Марко исчезли где-то посередине.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.En zoomant, vous voyez, on peut voir la Terre juste au milieu ici.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.Když si to přiblížíte, můžete vidět Zemi, tady uprostřed.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.Khi phóng to bức ảnh, ta có thể nhìn thấy Trái đất, ngay chính giữa.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.확대를 하면 지구가 여기 중앙에 보입니다. 아트 센터가 있는 데까지 확대를 한 거죠.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.Mientras nos acercamos, pueden ver la Tierra justo en medio aquí.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.Niedługo zobaczymy Ziemię. Zrobię zbliżenie na Akademię Sztuk Pięknych.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.Quando ingrandite potete vedere la Terra, proprio nel mezzo qui.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.Wenn Sie heranzoomen, können Sie die Erde sehen hier in der Mitte.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.We zoomen verder in en daar zie je de Aarde, in het midden.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.И докато приближавате, можете да видите Земята, точно в средата тук.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.כשאתקרב תוכלו לראות את כדור הארץ,
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.و بينما نقوم بتكبير الصورة، تستطيعون رؤية الأرض في الوسط. و قمنا بتكبير الصورة على مركز الفنون.
Yani yakınlaştıkça, bilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz, tam da şurada ortalarda.アートセンターが見えるまでズームします