ortalık ile cümle
ortalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Genelde yakında, ortalıkla bulunan parçaların birleşmesinden oluşmuşlardır.組み立てられることが多いのです 私たちは人からアイデアをもらいます
Gizli belgelerden oluşan dosyaları aldılar. El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Έχουν ντοσιέ με απόρρητα έγγραφα.
Ha bu arada, albaya bir mesaj iletin. Scar'ın hala ortalıkta dolaştığını söyleyin.Ilmoita everstille, että Scar on vielä liikkeellä.
Hala ortalık kaynıyor.Afera nadal trwa.
Hala ortalık kaynıyor.Ainda está a fervilhar.
Hala ortalık kaynıyor.Asia kuohuu yhä.
Hala ortalık kaynıyor.C'est un sujet qui reste bouillant.
Hala ortalık kaynıyor.Den koger stadig.
Hala ortalık kaynıyor.Es blodelt immer noch.
Hala ortalık kaynıyor.Het pruttelt nog steeds.
Hala ortalık kaynıyor.Încă mai clocoteşte.
Hala ortalık kaynıyor.여전히 논란이 있습니다
Hala ortalık kaynıyor.Napätie rastie.
Hala ortalık kaynıyor.Nó vẫn là đề tài nóng hổi
Hala ortalık kaynıyor.Se ne discute ancora.
Hala ortalık kaynıyor.Sigue estando en ebullición.
Hala ortalık kaynıyor.Stále je to živé.
Hala ortalık kaynıyor.Είναι ακόμη σε αναβρασμό.
Hala ortalık kaynıyor.Ажиотаж по поводу этой истории всё ещё не утих.
Hala ortalık kaynıyor.Все още има напрежение.
Hala ortalık kaynıyor.Це й досі скипає.
Hala ortalık kaynıyor.זה עדיין רותח.
Hala ortalık kaynıyor.لذا فالأمر لا يزال يغلي .
Hala ortalık kaynıyor.この件は これまで透明性を欠いた
Hala ortalık kaynıyor.熱論還在進行。
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.N-ai voie sã iei pacientul din salon ºi sã-l plimbi aiurea.
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Nie wolno ci tak spacerować z pacjentką.
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Sie sollen die Patienten doch nicht so herumführen!
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Vous ne devez pas promener une patiente comme ça !
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Δεν πρέπει να παίρνεις έναν ασθενή και να τον γυρίζεις έτσι
Hatırlarsanız bunlar... Bu benim Florida adayları daha ortalıktayken yaptığım bir şakaydı.Erinnern Sie sich noch daran ... das ist ein Spaß von mir, als die Floridawahlen waren.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.No, significa que no apareció esa navidad.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.No,vuol dire che non apparirà questo Natale.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.Не, означава, че не се е появил на тази Коледа.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Aku terkejut tak ada kamera.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Det undrer mig at der ikke er nogen kameraer.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Dziwi mnie, że nie ma kamer.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.E surprinzător că lipsesc reporterii.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Ich bin überrascht, dass hier keine Kameras sind.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Ik ben verrast dat er geen camera's zijn.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Je suis surpris qu'il n'y ait pas de caméras.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.카메라가 없다는게 놀랍군!
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Konstigt att det inte är kameror här.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Konstigt att det inte är kameror här.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Meglep, hogy nincsenek kamerák.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Me sorprende que no haya cámaras.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Mi sorprende che non ci siano telecamere.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Olen äimänkäkenä, täällä ei ole kameroita.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Překvapuje mě, že tu nejsou kamery.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Tôi ngạc nhiên là không có cái máy quay phim nào.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Tớ ngạc nhiên là không có máy quay
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Εκπλήσσομαι που δεν υπάρχουν κάμερες.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.- Учуден съм, че няма камери.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Я удивлен, что нет камер.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta..אני מתפלא שאין שום מצלמות
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.أنا متفاجئ من عدم تواجد كاميرات
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.- 今日が最終日だ - やっと家に帰れる!
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:A másik közhely, amit szintén sokan hallhattak már:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Další výrok, o kterém jsem si jista, že jste slyšeli:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:De volgende opmerking hebben jullie zeker en vast ook al gehoord: