ortalık ile cümle

ortalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemediHe didn't go around telling people what needed to change in America.
Penguenler üremiyor, ortalıkta bile görünmüyorlar.They're not breeding; they're not even around.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.No, it means that he didn't appear that Christmas.
Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın.So, fight them till all opposition ends, and obedience is wholly God's.
Parkta, diğer ekstrem spor meraklıları bisiklet ve patenlerle ortalıkta dolanıyorlar.At the park, other extreme sport enthusiasts whiz around on bicycles and rollerblades.
Ortalık biraz yatıştığında yeniden irtibata geçmemizi istediler.They wanted us to resume contact when things settled down a bit.
Ortalık yatıştıktan sonra, hükümet yargı reformu için bir öneri sunmaya karar verdi.After the furor cooled, the government decided to offer a proposal for judicial reform.
Fakat kaptanımız Dejan Stankoviç ile sohbet ettikten sonra ortalık yumuşadı.But, the situation calmed after we had a conversation with our captain, Dejan Stankovic.
Nihayet ortalık aydınlanırken korkunç ses onları yakalayıverdi!So the shriek seized them at sunrise.
Ayrıca, ebeveynleri ayrıydı ve babası ortalıkta yoktu.In addition, her parents split and her father was not around.
Elbette 'solcular' ve 'sağcılar' etiketleri serbestçe ortalıkta dolaşıyordu.To be sure, the labels 'leftists' and 'rightists' were freely tossed about.
Polis ortalıkta yoktur.Sicherheit ist nirgends.
Aradan uzun zaman geçmiştir ve Aaron 6 aydır ortalıklarda yoktur.Die Zeit ist ein halbes Jahr zurückgedreht und nur Juliane weiß davon.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Seitdem ist sie dort allerdings verschwunden.
Polis ortalıkta yoktur.La police n’est pas présente.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Il fut installé à cet emplacement alors que la place était déserte et qu'aucune habitation ne s'y trouvait.
Vali Montforte meydana gelmiştir ve ortalık suspus olmuştur.Montfort, le gouverneur, intervient et calme tout le monde.
Kampa vardıklarında kimse yoktur ortalıkta.Mais à leur arrivée le camp est vide.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Il sait qu’il est perdu dès ce moment.
Bu şarkı sonrasında Neneh Cherry, uzun süre ortalıkta görünmedi.Areen, depuis cette sombre soirée, ne chante plus.
Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş.Il se replie sur Perpignan.
İç savaş sırasında Kırım'a gidecek ve ortalıkta hüküm süren kargaşalık içinde türlü sıkıntılar çekecektir.Muté en Tunisie, il sera confronté aux troubles qui s’y déroulent.
Turiddu kendini çok iyi hissetmektedir çünkü Lola ile birleşmiştir ve Santuzzza da ortalıktan kaybolmuştur.Turiddu está alegre porque está con Lola y parece que Santuzza se ha ido.
Bunun sonucu olarak ortalık savaş alanına döndü.Finalmente, esto significó que se volviera al campo de batalla.
Helms bir süre ortalıkta görünmedi.Los helechos estuvieron presentes en un número aproximadamente constante durante todo el tiempo.
Quasimodo bir süre ortalıktan kaybolur.Quimsa perdió en tiempo extra.
Raziye ortalıkta yoktur.Ninguna razas allí.
İşçi sınıfının radikal önderleri de tamamen ortalıktan kaybolmamıştı.Fueron totalmente excluidos de la radiofonía los políticos no peronistas.
Ortalıkta hiç palto yoktur ve kadının bluzu kısa kolludur.Se entiende que hace buen tiempo: no se ve ningún abrigo, y la blusa de la mujer tiene las mangas cortas.
Grubun müziği hakkındaki konuşmalar, albümden sonraki iki sene boyunca ortalıklarda dolaştı.Ambos músicos comentaron que el álbum de dúos estaba planeado desde hacía años.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.El lugar estaba desierto y no había nadie, pero a lo lejos se encontraba una casa.
Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş.Digitalizado como Perseus.
"Nebraska" isimli bölümde Hershel, samanlıkta olanların ardından ortalıktan kaybolur.Nell'episodio Nebraska, Hershel sparisce dopo l'incidente del fienile.
Bu sıkıntılar sonucunda Mert, Yaman, Selim denize açılırlar ve uzun bir süre ortalıklarda görünmezler.Sconfitti, fuggono su Akkron e non si vedranno per molto tempo.
Olaya aşiret­lerin de katılması ile ortalık daha da karıştı.Questo paradosso si fa ancora più intricato se coinvolge persone viventi.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Da quel momento sparì definitivamente.
Persephone'yi kaptığı gibi ortalıktan kaybolmuş.A volte viene ritratta insieme a Persefone.
Ortalık çok karıştı.Всё очень запуталось.
Raziye ortalıkta yoktur.Саи нигде нет.
Bunun sonucu olarak ortalık savaş alanına döndü.Из-за неё вся страна превратилась в зону бедствия.
Big Show birkaç ay ortalıkta görünmedi.Программа отсутствовала в эфире несколько месяцев.
Uzun bir süre ortalıkta görünmez.ولم يظهر بعدها لفترة طويلة.
Ortalıkta hiç palto yoktur ve kadının bluzu kısa kolludur.Não há sobretudos em evidência e a blusa da mulher é de manga curta.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Dado que os habitantes tinham já abandonado as casas, ninguém morreu.
Bunun sonucu olarak ortalık savaş alanına döndü.Foi por causa disso que ele voltou-se para a escuridão.
Yavrular 6 ila 8 haftalık olduklarında ortalıkta gezinmeye, yüzmeye ve toplu olarak beslenmeye başlar.Por 6 a 8 semanas, eles vagam, ocasionalmente nadam e podem praticar a alimentação comunitária.
Ortalık çok karıştı.Eles são muito confundidos.
Quasimodo bir süre ortalıktan kaybolur.E Crescêncio desapareceu por algum tempo.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Esta desaparecido desde então.
Aradan uzun zaman geçmiştir ve Aaron 6 aydır ortalıklarda yoktur.Eentje is dakloos, Wilson heeft hem in geen negen jaar gezien.
4 Ekim günü ortalık ölüm sessizliğine bürünmüştü.Op 4 oktober was er een open dag in de Lijnwerkplaats Leidschendam.
Quasimodo bir süre ortalıktan kaybolur.Het kuitbeen verdween bijna.
Ancak o zamandan sonra ortalıktan kaybolduğu anlaşıldı.Sindsdien geldt het als verdwenen.
Ortalıkta dolaşırken ayağına dışkı bulaşır.Je loopt als het ware op de binnenkant van je voet.
Hiç iz bırakmadan ortalıktan kaybolur.Plots verdwijnt hij evenwel spoorloos…
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Nikogo nie zamordowano, żadnej wsi nie spalono, żadnej okolicy nie przesiedlono.
Raziye ortalıkta yoktur.Roszada nie istnieje.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.Herrgården var placerad långt ute på landsbygden och det bodde inga människor i närheten.
Bade ise yardım etmek isterken Yeliz'e ağzından Cansu ile ilgili laflar kaçarınca ortalık fena karışır.Om något går fel så skyller han alltid på Heloise.
Ortalıkta pek görülmeyen bu maddelerin ömrü çok azdır.De korthåriga saknar nästan helt det behovet.
İlgili Sayfalar