Ancak ortada 2 üzeri 23 tane değişik dizilim var çünkü kromozom aldığım 23 çift var.ואז כרומוזום 5 בא מאבא וכו..וכו.
Ancak ortada 2 üzeri 23 tane değişik dizilim var çünkü kromozom aldığım 23 çift var.ولكن هناك 2 إلى تركيبات الثالثة والعشرين هنا، لأن هناك 23 أزواج التي وأنا أشعر بجمع من.
Ancak ortada 2 üzeri 23 tane değişik dizilim var çünkü kromozom aldığım 23 çift var.なぜなら私が採集する 23対があるからだ。 妻の卵子は、同じ状況に置かれようとしている。
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.300일의 기간을 둬 베트남 사람들은 그 기간동안 북베트남과 남베트남을 자유로이 갈 수 있었다.
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.Během 300 dnů se lidé mohli stěhovat z jedné části do druhé.
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.Dù vậy, nó cho phép một khoảng thời gian 300 ngày để di chuyển qua ranh giới đó.
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.Er was een periode van 300 dagen waarin mensen van het ene deel naar het andere konden verhuizen.
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.Имало 300-дневен период, през който хората можели да се местят между Северен и Южен Виетнам.
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.Протягом 300 днів люди мали можливість перетинати кордон.
Ancak ortada, insanların bölünmede karşı tarafa taşınabileceği 300 günlük bir süre vardı.どこの人々 は、パーティション間を移動できます。 そのパーティションの中にして実際に持っていた 900,000 人
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Aber in der Mitte hier gibt es so eine Art fixen Punkt.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Ale pro vás je to hodnota, která se bude nacházet ve středu.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Ampak imamo nekakšno izhodiščno točko, ki se nahaja v sredini.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Dar ai un fel de punct fix acolo care va fi în mijloc.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.De mindenkinél van egy alap pont, amelyet középre helyezünk.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.중앙에 있는 지점이 여러분의 일종의 기준점이 되는 것이죠.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Maar je hebt een soort vaststaand punt daar dat in het midden staat.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Ma esiste un punto fisso che sarebbe nel mezzo.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Mais vous avez une sorte de point de départ ici qui devrait être au milieu.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Men man har et udgangspunkt her, der vil være i midten.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Men vi får en utgångspunkt där, som skulle vara i mitten.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Pero tu tendrás un tipo punto desde donde comienzas a estabilizarte el cual sería en medio.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Przy czym każdy ma pewien stały punkt, mniej więcej na środku.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Tapi Anda dapat semacam keadaan di mana ada di tengah.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Thế nhưng bạn có một điểm quyết định ở đây, điểm sẽ ở giữa.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Αλλά έχετε ένα συγκεκριμένο σημείο που βρίσκεται στο κέντρο.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.Но вие имате нещо като средна стойност, която би била в средата.
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.אבל יש לך שם סוג של נקודת הגדרה שתהיה באמצע
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.ولكن لديك نقطة محددة هناك تكون في الوسط
Ancak ortada olacak bir tür belirli bir ayar noktası var.中心点のレベルがわかっていれば
And for the abducted children returned home Ortada büyük bir sorun var.En voor de ontvoerde kinderen terug naar huis
And for the abducted children returned home Ortada büyük bir sorun var."Oui."
Apaçık ortada değil mi?Är det inte uppenbart?
Apaçık ortada değil mi?Eikö se ole selvää?
Apaçık ortada değil mi?"Er det ikke klart?" Selvfølgelig vil barnet forstå -
Apaçık ortada değil mi?분명하지 않나요?
Apaçık ortada değil mi?"Não é óbvio?" que somos idiotas criados apenas para servir as instituições estabelecidas
Apaçık ortada değil mi?N'est-ce pas évident?
Apaçık ortada değil mi?Ni to očitno?
Apaçık ortada değil mi?¿No es obvio?
Apaçık ortada değil mi?Nu este evident ?
Apaçık ortada değil mi?Δεν ήταν φανερό;
Apaçık ortada değil mi?Ведь это очевидно!
Apaçık ortada değil mi?Не е ли очевидно?
Apaçık ortada değil mi?," أليس الأمرُ واضحا؟ " وبالطبع ، فإن الطفل سوف يفهم
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Berburu bahkan tidak diperlukan lagi karena kebutuhan untuk berburu sudah lama hilang.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Cacciare non è neanche più necessario perchè il bisogno di cacciare è più che andato.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Cazar ni siquiera es necesario ya, porque la necesidad de cazar hace mucho tiempo que pasó.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Chasser n'est même plus nécessaire car le besoin de chasser est passé depuis longtemps.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Nahrung durch Jagd zu beschaffen ist schon lange nicht mehr notwendig.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Vanatoarea nici nu mai este necesara pentru ca nevoie de a vana a disparut de mult.
Artık avlanmaya ihtiyacımız yok, çünkü avlanma ihtiyacımız çoktan ortadan kalkmış durumda.Той вече дори не е нужен за оцеляването ни и необходимостта от лов отдавна е изчезнала.
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.Hij hakte de dieren in tweeën, maar liet de vogels heel.
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.Ja hän toi nämä kaikki ja halkaisi ne ja asetti puolikkaat vastakkain; lintuja hän ei kuitenkaan halkaissut.
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.아브람이 그 모든 것을 취하여 그 중간을 쪼개고 그 쪼갠 것을 마주 대하여 놓고 그 새는 쪼개지 아니하였으며
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.Wziął tedy wszystko to i rozciął na poły; a jednę część położył przeciw drugiej, ale ptaków nie rozcinał.
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.Он взял всех их, рассек их пополам и положил одну часть против другой; только птиц не рассек.
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.ויקח לו את כל אלה ויבתר אתם בתוך ויתן איש בתרו לקראת רעהו ואת הצפר לא בתר׃
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.فأخذ هذه كلها وشقها من الوسط وجعل شق كل واحد مقابل صاحبه. واما الطير فلم يشقه.
Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.亞 伯 蘭 就 取 了 這 些 來 、 每 樣 劈 開 分 成 兩 半 、 一 半 對 著 一 半 的 擺 列 、 只 有 鳥 沒 有 劈 開