Ana içeriğe geç
Sözlük

organlar ile cümle

organlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Organları kesilmiş olan Şemsun, Allah’a dua edip kendisini o halkın başına bela etmesini diledi.الإحرام من الميقات لقوله صلى الله عليه و سلم :"هن لهن، ولمن أتى عليهن ممن أراد الحج أوالعمرة".
Bakanlıklar, Amerika Birleşik Devletleri başkanı'nın idari organlarıdır.الإدارات التنفيذية هي الأذرع الإدارية لرئيس الولايات المتحدة.
Nâtık kuvvetin de, diğer organlara dağılmış tabi ve hadım kuvvetleri yoktur.المُتَدارَك: جمعَ فيه ما نَشَرَهُ من مَقالات، وما ألقاهُ من مُحاضَرات، ولم يطبع.
Bu organlar vücudun dışında ve pelvisin içinde bulunur.تتواجد هذه الأعضاء خارج الجسم وفي تجويف الحوض.
Yapışık ikizlerin çoğu şimdi ayrı fonksiyonel organları ayırma girişiminin ameliyatı için değerlendirildi.يتم تقييم معظم التوائم الملتصقة الآن للخضوع لعملية جراحية لمحاولة فصلها إلى أجسام وظيفية منفصلة.
Yerel hükümetler yarı-özerktir ve kendilerine ait yasama ve yürütme organları vardır.الحكومات المحلية تتمتع بحكم شبه ذاتي، وتحتوي على الهيئات التنفيذية والتشريعية الخاصة بها.
Ölülerin iç organlarını korur.حماية الجسم من الكائنات الممرضة.
Bu sayede organların kuruması sağlanırdı.لذلك فهي تحتاج الجهاز التنفسي.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).As lesões podem ser dolorosas ou leves (30%), e podem ocorrer fora dos órgãos genitais (2–7%).
Organları kesilmiş olan Şemsun, Allah’a dua edip kendisini o halkın başına bela etmesini diledi.Nela há homens que adoram ser purificados; e Deus ama aqueles que são purificados.
Organlarını bağışlamıştır.Ele doou seus órgãos.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.O organismo do ser humano está produzindo um novo complexo de órgãos em resposta à tal necessidade.
Proletarya iktidarının geçici olağanüstü organları rolünü üstlendiler.Eles executaram um papel de órgãos extraordinários provisórios do poder do proletariado.
Solunum organları yoktur.Não há órgãos respiratórios.
Doku ve organlar da homeostasis sergilerler.Tecidos e órgãos também mantêm homeostase.
Vulva, dış kadın cinsel organlarından oluşur.Vulva é o conjunto dos órgãos sexuais femininos externos.
Çiftleşmede her iki eşeyde de görülen yardımcı çiftleşme organları birbirine sıkıca uyacak şekildedir.Os secadores de mãos diferem bastante de um para o outro, apesar de parecerem semelhantes.
Komiteler, ayaklanmaları yönetmekte ve Sovyet iktidarını güvence altına almakta güçlü yönetici organlardı.Os comitês eram poderosos corpos dirigentes de revolta, instalando e protegendo o poder soviético.
Erkeklerde dış eşey organları her iki alttakımda da iyi gelişmiştir.As genitálias externas são bem desenvolvidas em ambos os sexos.
Doktoru Jean Thin Wallis'in normal üreme organlarına sahip olduğunu ifade etmiştir.Jean Thin, seu médico, afirmou que ela tinha uma genitália normal.
İnsan organlarının satışı, organ ticareti suç ve yasaktır.A comercialização do material biológico é crime.
Basit duyu organlarına sahiptirler.Contudo, possuem seus próprios órgãos sensoriais característicos.
Bu organlardan biri olan Birlik Sovyeti, her 300 bin kişi adına seçilen temsilcilerden oluşmaktadır.A Câmara dos representantes se composta dos deputados eleitos na proporção de um por cada 30.000 habitantes.
Bu bakanlıklar diğer devlet organlarının faaliyetlerini yönlendirir ve kontrol eder.Estes ministérios controlavam outros setores do governo.
Birçok ulusal hükûmetin, yasama organları partili olsa bile partili olmayan ofisleri vardır.Muitos governos nacionais têm escritórios apartidários, mesmo que suas legislaturas sejam partidárias.
Beşinci kitap karın organlarıyla ilgiliydi.Boek vijf behandelt de belangrijkste organen.
Erkek üreme organları Üreme Döllenme Kadın Cinsel Anatomisi Nedir?Zie voor een beschrijving van de geslachtsorganen het kopje voortplantingsorganen.
Ayrıca firavunları ve organları korur.Hij is tevens de beschermer van de herders en de kudden.
Bu denemede hayvan organları kullanıldığı için, deneme başarısız oldu.Omdat ze tegen de dierproeven was die ze voor dit onderzoek moest uitvoeren, stopte ze met haar werkzaamheden.
Üreme sırasında kadın üreme ovumunu döllemek üzere erkek cinsel organlarında üretilir.Tijdens de rest van het leven worden vrouwelijke eicellen geproduceerd.
Sovyetler Birliği'nin önde gelen kuruluşlarının organlarıydı.Zij waren eigendom van de Sovjetautoriteiten.
Gonad hayvanlarda üreme hücreleri olan gametleri oluşturan organlardır.De gonaden zijn bij dieren de organen die de geslachtscellen vormen.
Her iki eşeyde de dış eşey organları iyi gelişmiştir.Beide groepen waren, respectievelijk zijn, eveneens zeer succesvol in het water dankzij de lichaamsbouw.
Canlı organizmaların organları ölümünden kısa bir süre sonra ayrıştırmaya başlar.Ciała martwych organizmów zaczynają rozkładać się po krótkim czasie od momentu śmierci.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.Ludzki organizm produkuje nowy układ organów w odpowiedzi na takie zapotrzebowanie.
Doku ve organlar da homeostasis sergilerler.Tkanki i organy również są w stanie utrzymywać homeostazę.
Ölülerin iç organlarını korur.Dlatego mumifikowali ciała zmarłych.
Erkek üreme organları Üreme Döllenme Kadın Cinsel Anatomisi Nedir?Charakterystyczna dla podrodziny jest budowa narządów rozrodczych samic.
Bu, diğer organlara yetersiz kan gitmesine neden olabilir.Może to doprowadzić do martwicy słabo ukrwionej części narządu.
Bu zaman ve mekanın aşıldığı devirde organlar kompleksi zaman ve mekanın aşılmasıyla alakalıdır.W czasach wykraczania poza czas i przestrzeń, układ organów dotyczy wykraczania poza czas i przestrzeń.
Seçiciler her partinin eyalet organları tarafından başkanlık seçimlerinden önce belirlenir.Kandydaci na prezydenta muszą zostać zaprezentowani przed wyborami przez każdą ze startujących partii.
280 farklı örnekten oluşan koleksiyon, 93 farklı hayvan türünün organlarını içerir.W zbiorach muzeum znajduje się 280 okazów zwierzęcych penisów pochodzących od 93 różnych gatunków zwierząt.
Transferin bedeli tam olarak açıklanmasa da bazı yayın organlarında 25 Milyon Euro olduğu iddia edildi.Dokładna kwota transferu nie została ujawniona, lecz najprawdopodobniej wyniosła około 26 milionów euro.
Daha sonra tahnit ustasıyla beraber iç organları çıkarılmış ceset tahnit edilmiş.Okazuje się, że specjalne nadajniki zostały wyjęte z ich ciał.
Bu hastalığa sahip olan kişiler bedenleri ve organlarına yönelik çeşitli şikayetlerde bulunabilirler.Różnorodność objawów bierze się z tego, że ta postać choroby może zaatakować wiele tkanek i narządów.
Bu durumdan etkilenmiş organlar yeterince kan almazlar.Naczynia krwionośne nie biorą aktywnego udziału w transportowaniu krwi.
Avrupa Birliği'nin ajansları, Avrupa Birliği'nin (AB) desentralize edilmiş organlarıdır.Organizacje z Europy zrzesza European Disability Forum (EDF).
Köpeklerin organlarının yerini değiştirdiler.Zmienił pozycję junkrów.
Işık organları karın bölümünün son kısmında bulunur.Tarczka termianlna znajduje się na ostatnim segmencie ciała larwy.
Hükümet basın organlarına bu örgütle ilgili haber vermeyi yasaklamıştı.Prezydent podał mediom informacje o aresztowaniu.
Çeşitli basın organlarında bu oluşumun çocukları kullandığı iddia edilmiştir.Istnieje kilka grup przyczyn, dla których dzieci dzwonią do takiego telefonu zaufania.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Lesionerna kan vara smärtsamma eller ömma (30 %) och kan uppträda utanför könsorganen (2–7%).
Bu nedenle, organlar normal şekilde çalışmaz.På grund av detta fungerar organen inte normalt.
Bu, diğer organlara yetersiz kan gitmesine neden olabilir.Detta kan leda till otillräcklig blodförsörjning av andra organ.
Bu durum hayati (en önemli) organların normalde olduğu kadar kan alamaması anlamına gelir.Detta innebär att de vitala (viktigaste) organen inte får lika mycket blod som vanligt.
Bu bakanlıklar diğer devlet organlarının faaliyetlerini yönlendirir ve kontrol eder.Det leder och kontrollerar ministerierna och andra statliga myndigheter.
Dördüncü Hanedanlık'tan itibaren bazı iç organlar, özel toprak kavanozlarda korundu.Någon gång under fjärde dynastin började även vissa organ förvaras i särskilda kärl, kanoper.
Söz konusu lanet iç organlara zarar vermektedir.Syran har positiv inverkan på matsmältningsorganen.
Orfoz hermafrodit olup, cinsel olgunluğa eriştiği zaman dişi cinsiyet organlarına sahiptir.I så fall skulle eukaryota organismer och sexuell förökning ha ett gemensamt ursprung.
Birçok organ etkilenmekle birlikte, karaciğer ve beyin en çok etkilenen organlardır.Den har en skadlig verkan på ett antal organ, särskilt hjärna och lever.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod