Ana içeriğe geç
Sözlük

organlar ile cümle

organlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Doku ve organlar da homeostasis sergilerler.Los tejidos y los órganos también pueden mantener su propia homeostasis.
Bu organlarca hazırlanan bütçe ve programları uygulamakla yükümlüdür.Los planes y presupuestos que preparé fueron aceptados con entusiasmo.
Onun kalbi ve iç organları Utrecht'teki "Aziz Martin Katedrali" ne gömülür.Su corazón e intestinos fueron enterrados en la catedral de San Martín de Utrecht.
Yerel hükümetler yarı-özerktir ve kendilerine ait yasama ve yürütme organları vardır.Los gobiernos provinciales son semi-autónomos y cuentan con órganos legislativos propios.
Bu çocuk, hem erkek hem kadın organlarına sahiptir.Esto hace que tenga tanto sexo masculino como femenino a la vez.
Üreme organları çiçek şeklinde özelleşmiştir.Clasificó las plantas de acuerdo a la estructura de la flor.
Demokrasilerde genellikle meclis ve diğer hükûmet organları başkentte bulunur.Estas asambleas eligen, en la mayoría de los casos, al presidente y otros órganos ejecutivos.
Yunuslar, erkek cinsel organlarını birbirlerine sürterler.Ambos sexos practican el tatuaje corporal.
Kadın üreme organları (genital organlar), kadınlardaki cinsel organlardır.Tienen la composición genética de un hombre, pero sus órganos sexuales externos son femeninos.
Türkiye'de yargı yetkisi bağımsız mahkemeler ve yüksek yargı organları tarafından kullanılır.El poder judicial está ejercido por tribunales independientes y autónomos.
Morfolojik değişiklikler: İlgili hücre, doku ve organlardaki yapısal bozukluklar.Cambios morfológicos: Son las alteraciones estructurales que se producen en las células y órganos.
Araç, ZiS-151 şasisi ve aktarma organlarının üzerine inşa edilmiştir.Este estaba basado en el chasis del camión ZiS-151.
Devler ve yılanlar tarafından iç organları parçalanır ve ölür.Los ladrones de caballos y bueyes morirán y serán partidos por la mitad.
Organların kendisi yin, işlevi ise yang'dır.Yin es centrífugo, Yang es centrípeto.
İlk ameliyat Dr. Magnus Hirschfeld tarafından denetlendi ve orijinal seks organları çıkarıldı.La cirugía fue supervisada por el Doctor Magnus Hirschfeld.
Proletarya iktidarının geçici olağanüstü organları rolünü üstlendiler.Ejecutaron un papel de órganos provisionales extraordinarios de la dictadura del proletariado.
Ancak yıllar içerisinde mumyalama şekilleri değişti ve organlar kuruduktan sonra vücuda geri konmaya başladı.A lo largo de los años, la formación se fue renovando y así fue como entró Cáceres.
Görme organları diğer duyu organlarına göre çok daha iyi gelişmiştir.Los órganos de los sentidos están bien desarrollados en los poliquetos.
Lezyonlar ağrılı ya da hassas olabilir (%30), ve genital organların dışında meydana gelebilir (%2–7).Le lesioni possono essere dolorose (30%) e possono verificarsi anche al di fuori dei genitali (2-7%).
H370 Organlarda hasara yol açar.H370 – Provoca danni agli organi.
Bu, diğer organlara yetersiz kan gitmesine neden olabilir.Ciò può portare a un insufficiente apporto di sangue ai vari organi.
Bu bakanlıklar diğer devlet organlarının faaliyetlerini yönlendirir ve kontrol eder.Dirige e controlla le attività dei ministeri e di altri organismi statali.
H371 Organlarda hasara yol açabilir.H371 – Può provocare danni agli organi.
Romanya'da suç ile Rumen Polisi ve diğer organlar mücadele etmektedir.La criminalità in Romania è combattuta dalla polizia rumena e altre agenzie per la sicurezza interna.
Işık organları karın bölümünün son kısmında bulunur.La pinna anale si trovava nell'ultimo terzo del corpo.
H373 Uzun süreli veya tekrarlı maruz kalma sonucu organlarda hasara yol açabilir .H373 – Può provocare danni agli organi in caso di esposizione prolungata o ripetuta.
H372 Uzun süreli veya tekrarlı maruz kalma sonucu organlarda hasara yol açar.H372 – Provoca danni agli organi in caso di esposizione prolungata o ripetuta.
Köpeklerin organlarının yerini değiştirdiler.Furono cambiate le postazioni dei concorrenti.
İki yaşamlılarda hem akciğerler hem de deri solunum organları olarak işlev görür.Negli anfibi sia i polmoni che la pelle fungono da organi respiratori.
Sözleşme organları Temmuz 2011'e kadar vicdani reddi AİHS kapsamında değerlendirmemiştir.Le S.H.E hanno smesso di condurre Guess Guess Guess a luglio.
Bu canlıların gelişmiş organları yoktur.Queste specie non hanno organi sotterranei di riserva.
Kadın üreme organları.Organi dell'apparato genitale femminile.
Kan damarları dolaşım sisteminin organlarındandır.Vaso sanguigno, organo del sistema circolatorio.
Unimoglarda aktarma organları tüp içerisinde yer alır.Tengono sospesi gli organi al loro giusto posto.
İç organları gelişmiştir.Gli ammortizzatori furono migliorati.
ABD tarihinde yaşamı boyunca devletin hem yürütme hem de yargı organlarının başkanlığını yapmış tek kişidir.Fu l'unico presidente della storia degli Stati Uniti d'America ad essere e rimanere scapolo.
Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.Мы расчленили лягушку, чтобы исследовать её внутренние органы.
Bu bakanlıklar diğer devlet organlarının faaliyetlerini yönlendirir ve kontrol eder.Он направляет и контролирует деятельность министерств и других государственных органов.
Bu zaman ve mekanın aşıldığı devirde organlar kompleksi zaman ve mekanın aşılmasıyla alakalıdır.В наше время преодоления времени и пространства этот комплекс также занят преодолением времени и пространства.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.В соответствии с такой потребностью человеческий организм вырабатывает новый комплекс органов.
Üniversite’nin yönetim organları; Üniversite Konseyi, Üniversite Senatosu ve Üniversite Rektörüdür.Органами управления университета являются Совет университета, Сенат университета и ректор университета.
Duyu organları ve sinir sistemleri iyi gelişmiştir.Органы чувств и нервная система развиты довольно слабо.
İşitme organları ön bacaklarında bulunan bir uzantıdadır.Орган слуха находится на голенях передних ног.
Tıp okulunda edindiği bağlantılar sayesinde iskeletleri ve organları kolaylıkla satar.Используя свои университетские связи, ему без особого труда удавалось сбывать скелеты и органы.
(Çünkü böbrek ve diğer boşaltım organları çalışamamaktadır).ヤ行 ягё:); другой же, «тип „ва“» (яп.
Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.Наружные половые органы женщины называются собирательным термином «вульва».
İçi boşlukluk organlarda irin birikebilir.Поражаться могут любые органы.
Tümör, vücuttaki tüm doku ve organlarda meydana gelebilir.Может вызывать у человека гнойные воспалительные процессы почти во всех органах и тканях.
En önemli duyu organları burunlarıdır.Наиболее сложными слуховыми органами насекомых являются тимпанальные органы.
Özel solunum organları yoktur.Специальных органов дыхания нет.
Kurban edilen hayvanın iç organları ile şamanlarının geleceği okudukları bilinir.По внутренним органам жертвенного животного жрец предсказывал будущее.
Pratikte ise tüm organlardaki yetkililer merkezi olarak belirlenir.В последнем случае все внутренние органы остаются на месте.
Ses çıkarma ve ses alma organları (timpanal organ) da iyi gelişmiştir.Органы обоняния и слуха (хордотональные органы) развиты слабо.
Her iki eşeyde de dış eşey organları iyi gelişmiştir.Оба материала придают организмам прочность.
Organlar ve dokular patlar.По пересадке органов и тканей.
Dolayısıyla devlet organları burada yerleşik idi.При нём же развивали государственные учреждения.
Dişi cinsel organları, kısır.Отёки половых органов, параличи.
İsveç'te hukuk, devletin çeşitli organları tarafından uygulanır.إنفاذ القانون في السويد تضطلع به هيئات حكومية عدة.
Dünya Motor Sporları Konseyi, Uluslararası Otomobil Federasyonunun (FIA) en güçlü organlarından biri.المجلس العالمي لرياضة المحركات هو أعلى هيئة ضمن الاتحاد الدولي للسيارات (فيا).
Bu bakanlıklar diğer devlet organlarının faaliyetlerini yönlendirir ve kontrol eder.فإنه يوجه ويسيطر على أنشطة الوزارات وأجهزة الدولة الأخرى.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod