organizma ile cümle

organizma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak her spor, başka bir hücre ile birleşmeden, tek başına yeni bir organizma oluşturabilir.Każda, nawet pojedyncza komórka, może dać początek nowemu organizmowi.
İki organizmanın genomları aynı uzunlukta olmakla beraber her ikisinin de kendine has genleri bulunmaktadır.Uzyskanie dla nich obu takich samych wyników oznacza ich bliskie pokrewieństwo genetyczne.
Organizmanın sahip olduğu gözlemlenebilir özelliklere ise fenotip adı verilir.Zbiór obserwowalnych cech organizmu nazywa się z kolei jego fenotypem.
Böyle bir organizma bulunduğu ekosistemde, bir kemerin kilittaşının görevine benzer bir rol oynar.Innym nukleofilem odgrywającym podobną rolę może być tiol.
1889 Walery Jaworski insanlarda sediment yıkamalarında spiral organizmaları açıkladı.1889 Walery Jaworski opisał spiralne mikroorganizmy w osadzie popłuczyn z ludzkiego żołądka.
Dünya'daki tüm organizmalar, ortak bir atadan ya da ortak bir gen havuzundan gelirler.Wszystkie organizmy na Ziemi pochodzą od wspólnego przodka (albo z pradawnej puli genowej).
Koenosit olarak adlandırılan septumlu türlerde organizma, aslında tek bir dev hücredir.W ujęciu Veldkampa z siedmioma podgatunkami rodzaj Ficaria jest monotypowy.
Ancak organizma oradan kaçar ve tekrar Peter Parker ile birleşir.Wyprowadza się od Dominique i wyjeżdża z Parkerem.
Organizmaların bıraktığı bazı izlerdir.Uszkodzenia niektórych instalacji.
Anaerobik organizma, büyümek için oksijene ihtiyaç duymayan organizma.Anaerob En organism som inte kräver syre för tillväxt.
Canlı organizmalarda birçok fonksiyonu tamamlayabilirler.De har många funktioner i levande organismer.
Bu genlerin etkisi, organizmanın deneyimlerde bulunduğu çevrenin etkileriyle çeşitli derecelerde dengelenir.Dessa geners inflytande förmedlas i varierande grad av den miljö som organismen upplever.
Çok hücreli bir organizmadaki tüm hücreler, tek bir hücreden türerler.Alla cellerna i en flercellig organism härstammar från en enda cell.
Diploit organizmalar , DNA ikileşmesi olmadan bölünerek haploit hücreler meydana getirirler.Haploida celler uppstår genom att diploida celler delar sig utan att DNA kopieras.
Büyük Set Resifi dış uzay'dan görülebilen, canlı organizmaların oluşturduğu, en büyük yapıdır.Stora barriärrevet är den största strukturen som byggts av levande organismer och kan ses från rymden.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Spridningen av organismer underlättas när riskfaktorer föreligger.
Kamu sağlığı nedeniyle salgınlarda diğer spesifik organizmalar için test yapılması tavsiye edilebilir.Tester som utförs på andra specifika organismer kan av hälsoskäl rekommenderas under utbrott.
Çoğu bakteri akciğerlere boğaz veya burunda bulunan organizmaların azar azar aspirasyon ile girer.De flesta bakterier kommer in i lungorna via små aspirationer av organismer, som finns i hals eller näsa.
Biyolojik bozunma, kimyasal bileşiklerin, canlı organizmaların biyolojik etkileriyle tahribi demektir.Är virus levande biologiska varelser, eller endast döda kemiska ting?
Resifin yapısı mercan polip'i olarak bilinen milyarlarca küçük organizma tarafından oluşturulmuştur.Revet består av, och är uppbyggt av, miljarder små organismer, så kallade korallpolyper.
İnsan da dahil olmak üzere birçok organizmada bu kalıtım modeli geçerlidir.Många arter, däribland människan, har detta nedärvningsmönster.
Bugün yaşayan tüm organizmalar ortak bir atadan (veya ataç gen havuzundan) gelmektedir.Alla organismer som idag finns på jorden härstammar från andra organismer (evolution).
Böylelikle organizma kendini korumuş olur.På så sätt kan reaktorn bli självförsörjande.
Klebsiella organizması çoğu antibiyotiğe karşı dirençlidir.Pseudomonas aeruginosa är resistent mot de flesta antibiotika utom polymyxin.
Bu sayede organizmanın asit – baz dengesinin düzenlenmesinde önemli rol üstlenir.Ämnet hjälper även till att reglera syra/bas balansen i kroppen.
Vizüel sistem (Görme sistemi) organizmaların görmesini sağlayan merkezi sinir sistemi parçasıdır.Syn är den del av nervsystemet som gör det möjligt för en organism att se.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.Організм людської істоти виробляє новий комплекс органів у відповідь на таку потребу.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Три місяці в космосі перебували живі організми.
Farklı bir alternatif biyokimyaya dayalı organizmalar belki diğer gezegenlerde mevcut olabilirler.Передбачається можливість існування біосфер на інших планетах.
Mikroorganizma hastalıklı organizmadan ayırılıp (izole edilip), saf kültürde büyütülmelidir.Мікроорганізм можна виділити від хворого (або тварини) та виростити в чистій культурі.
Çoğu organizmanın DNA'sı süpersarımlıdır.ДНК більшості організмів мають негативну суперскрученість.
Organizmalar için zehirlidir.Вона не є токсичною для організму.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Генетика — це наука про гени, спадковість та варіативність організмів.
Eşeyli üreyen organizmalar ise Mendel popülasyonu oluştururlar.Ви навіть можете організувати святкування, якщо побудуєте міський майдан.
Aerobik organizmalarda oksijen elektron alıcısı olarak kullanılır.У аеробних організмах як акцептор електронів використовується кисень.
Omurgalıların solunum sistemi organizma ile dış ortam arasında gaz alışverişi sağlayan sistemdir.Газоо́бмін — процес обміну газами між організмом і зовнішнім середовищем.
Çoğu litotrofik organizma otortorfiktir, buna karşın organotrofik organzmalar heterotrofiktir.Більшість літотрофних організмів — автотрофи, тоді як органотрофи є гетеротрофами.
İyi dengeli bir akvaryumda, diğer canlıların atıklarını metabolize edebilen organizmalar bulunmalıdır.Іншим прикладом є організми, що можуть жити на фекаліях.
Bazı DNA dizileri çok farklı organizmalarda ortaktır.Редагування РНК присутнє у багатьох різних організмів.
Dil yaşayan bir organizmadır.Мова — це живий організм.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Šíření těchto organismů usnadňují rizikové faktory.
Genetik olarak ilk organizmalar 1974 yılında fareler daha sonra 1973 bakteri üzerinde denendi.Prvním geneticky modifikovaným organismem se v roce 1973 stala bakterie a v roce 1974 myš.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Genetika je věda zabývající se geny, dědičností a proměnlivostí organismů.
Gelişim biyolojisi, organizmaların büyüyüp gelişmesini inceler.Vývojová biologie studuje růst a vývoj organismů.
Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar.Oblasti, které agresi a násilné chování spouštějí, jsou u člověka a zvířat totožné.
Evrim için ilk organizma sorunu henüz tam anlamıyla çözülememiştir.Počáteční fázi expanze se dosud nepodařilo uspokojivě popsat.
Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler.Podle nich vývoj všech společností prochází stejnými stádii.
Çok hücreli bir organizmadaki tüm hücreler, tek bir hücreden türerler.Je stejné pro každou buňku v určitém organismu.
Organizmalar için zehirlidir.Přípravek je jedovatý pro vodní organismy.
Bu uyuşuk halde bu organizmalar milyonlarca yıl boyunca tekrar yaşama geri dönebilirler.Stroj může po mnoha milionech let promluvit.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Tyto látky mají mít příznivé účinky na organismus.
Bu sistem, ceza veya organizmada rahatsızlık yaratan olumsuz olaylar karşısında harekete geçer.Tato metoda zabránila nežádoucímu poškození při přepravě či stavbě.
Evrim, organizmaların şekil ve davranışlarını her yönden etkiler.Evoluția influențează toate aspectele legate de forma și comportamentul organismelor.
İnsanın organizması böyle bir ihtiyaca yanıt olarak yeni bir organlar kompleksi üretmektedir.Organismul omului produce un nou set de organe ca răspuns la o astfel de nevoie.
Çoğu litotrofik organizma otortorfiktir, buna karşın organotrofik organzmalar heterotrofiktir.Majoritatea organismelor litotofe sunt autotrofe, iar majoritatea organismelor organotrofe sunt heterotrofe.
Özellikle organizmayı mikroorganizmaların istilasından korurlar.În general acestea au funcții de apărare împotriva microorganismelor.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Genetica este știința genelor, eredității și varietății ale organismelor.
Bu organizmalar çoğunlukla sayımları yapıldıktan sonra suya geri bırakılır.De obicei, după uscare acestea sunt rezistente la apă.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Răspândirea organismelor este facilitată în prezența factorilor de risc.
Çoğu bakteri akciğerlere boğaz veya burunda bulunan organizmaların azar azar aspirasyon ile girer.Majoritatea bacteriilor pătrund în plămâni prin aspirarea unor organisme mici, aflate în gât sau nas.
İlgili Sayfalar