Ana içeriğe geç
Sözlük

organ ile cümle

organ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ve 13 organizmaya ait sadece 173 ortak gen bulduk.And we found only 173 genes common to all 13 organisms.
Tek hücreli organizmaların 2 yıl içerisinde üretileceğini düşünüyorum.I think single-cell organisms are possible within two years.
Ölümü kabullenip sonsuzluk mantarları gibi çözücü organizmaları büyütmek istiyorlar.like the Infinity Mushroom.
Bu organizasyon onlara bilim ve teknoloji konusunda yetkin bir fikir veriyordu.The organization that gave them by participation competent advice on science and technology
İnsülin direnci geliştiğinde, organizmadaki bu denge bozuluyor.When we become insulin-resistant, the homeostasis in that balance deviates from this state.
Ancak tekrar biraz konudan organ bağışına doğru saparak.But again, a little diversion to the topic of organ donation.
Almanya'da eğer organlarınızı bağışlamak istiyorsanız --And in Germany, if you would like to donate your organs --
"Organlarımı bağışlamak istiyorum" yazan bir kutucuğu işaretliyorsunuz."I would like to donate my organs."
Organlarınızı bağışlamak isteyip istemediğinize karar vereceksiniz.You will decide whether you want to donate your organs or not.
Ancak sürücü ehliyetinizi alırken, organ bağışı yapmak istemediğinizde kutucuğu işaretleyeceksiniz.But when you get your driving license, you check the box if you do not want to donate your organ.
Hayat kurtarabilme ve organ temin edebilme üzerindeki etkileri nedir?What are the implications to saving lives and having organs available?
Yüzde on iki organ bağışlıyor.Twelve percent are organ donors.
Büyük organ açığı ihtiyacınız olduğunda Tanrı korusun.Huge shortage of organs, God forbid, if you need one.
Bu nedenle, insanların yüzde 99'u organlarını bağışlıyor.Therefore, 99 percent of people are organ donors.
Atalet ve organ bağışından ve kutucukları işaretlemekten konuştuk.We talked about inertia and organ donations and checking the box.
Eğer benim bir karbon zincirim varsa, ki organik kimya karbon zincirleriyle ilgilenir,If I just have a chain of carbons - (And organic chemistry is dealing with chains of carbons.)
Her hangi bir psikologun da soyleyecegi gibi, organizmanin korku hissi kacis mekanizmasina baglidir.And any psychologist will tell you that fear in the organism is linked to flight mechanism.
Bütün şehre canlı bir organizma olarak bakabileceğimin farkına varmaya başladım.I started to realize that I could look at the whole city as a living organism.
Kyoto: pakt bazlı bir organizasyon yaratma çabalarının başlangıcı.Kyoto: the beginnings of struggling to create a treaty-based organization.
Yardım organizasyonları bunu niye yapmıyor?Why don't aid agencies do this?
Mikro organizmalar küçüktür.Microorganisms are small.
Çünkü, bağlantılar kurmakla görevli olan bu organ, aslında temel olarak bölünmüş durumda.Because, this organ [the brain], which is all about making connections is profoundly divided.
Benim yaptığım iş bilgileri organize etmektir.What I do is I organize information.
1940'ta yapılmış organik sandalye.That's the organic chair. 1940.
Yani teoride, hücrelerinizin birinden, herhangi bir organınızı yapabilirsiniz.So in theory, you could grow any organ from any one of your cells.
Bu olabilir organizmaların diğer türleri alkol veya etanol üretmek.In other types of organisms it might produce alcohol or ethanol.
Sonuçta deney faresi, tüm organlarının içinde olduğu komple bir organizma.The rat is an entire organism, after all, with interacting networks of organs.
Bundan beynim ve diğer organlarım yoruluyordu.leading to constant brain, and other organs, fatigue.
Ve herhangi bir organizasyonun üyesinden bir farkları yok.And they can't be that different and be a member of a standard organization.
Sanırım, gördüğümüz şey kendi kendini organize eden bir sistem.I think we've just stumbled across as self-organizing system.
Eğitim, öğrenmenin devamlı doğmakta bir olgu olduğu, kendi kendini organize eden bir sistemdir.Education is a self-organizing system where learning is an emergent phenomenon.
- olduğunu bilmelisiniz. Bu bütün organizasyon içinde steroidlerle yapılacak listesi gibi bir şey.It's kind of a to do list on steroids designed for a whole organization.
Bu yüzden Park Hae Yeong'u aradım. Kraliyet ailesinin organize edilmesi için...So, I have called in an expert, for the imperial family.
Ateşin organik maddelerin ve havanın tutuşması sonucu oluştuğunu biliyoruz.And why do flames move in such a mesmerizing way?
Ateşin organik maddelerin ve havanın tutuşması sonucu oluştuğunu biliyoruz. Ama yine deSo why do hot objects glow?
Sistem ile alakalı, organizasyon ile.It's about system, it's about organization.
Sıradan bir rastlantı değil. Oldukça organize bir şekilde gerçekleşiyor.Now, when we enter prophase Il, what do you think is going to happen?
Oldukça organize bir şekilde oluyor.Now, this is happening in two cells, of course.
Bu uygulama anlaşmazlık olmadan, doğal ve organik olarak yayıldı.And this has spread just frictionlessly, organically, naturally.
Hayatımız veya bir organımızı riske atmamız gerekir.Risking our life or limb.
İşte bu bizim artık tek bir organizma gibi çalışmaya başlamamıza olanak veriyor.So this allows us now to begin to start functioning as a single organism.
Organizasyonların arasındaki bağlantıları yeniden çizelim.Let's re-draw some of the connections between the organizations.
Sezonluktur ve tabi ki organiktir.It's locally obtained fresh in season, and, of course, organic.
Dünya Sağlık Organizasyonu bu yıl yayınladıkları bir araştırma yaptılar.The World Health Organization just did a big study that they published this year.
Pek çok sağ-kanat organizasyonun arkasında kendisi.He's behind many right-wing organizations.
Bu tip organizasyonları temsil ediyor muydu?Did he represent these organizations?
Evet, organize olmaya çalıştık. Ancak her seferinde çuvalladık.Yeah, we tried to get organized, but we failed every single time.
Patronsuz bir organizasyon olabileceği fikrine kafalarının basbileceğini sanmıyorum.I don't think they can grasp the idea of an organization without a boss.
Hala bizi organize suç şebekesi diye görüyorlar.They keep calling us organized.
Organize olmayan bir suç, illa suçsa.It's disorganized crime.
Wikileaks'i meşhur eden şu malum "Organize Cinayet" videosu mesela.Like "Collateral Murder" that made WikiLeaks famous.
Aslında, bütün organizmaları sayacak olursak daha geniş rakamlar elde edebiliriz.In fact, if we count all the individual organisms, we would come at much larger numbers.
Geçtiğimiz Ekim ayında bu konuya odaklanmış bir Yiyecek ve Ziraat Organizasyonu konferansı vardı.There was an FAO conference last October that was completely devoted to this.
Buna alışık değiliz ve böcekleri bizden çok farklı organizmalar olarak görüyoruz.We're not used to it, and we see insects as these organisms that are very different from us.
Ţimdi, yalnýzca organizasyon meselesi.Now, it's just a question of organisation.
Organize olmalýydým, hepsi bu.Got to be organised, that's all.
Burada da Sharmeen, bir TEDx hareketi organize etti.Sharmeen is actually here.
İnsan, enerji, yapıştırıcı malzeme, takım organizasyonu.People, energy, make the glue, organize the team.
Yaşam ağacı organizmalar ileWhat we're going to talk about here is the tree of life.
Bu, küçük organik bir moleküldür.It's a small organic molecule.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod