Ana içeriğe geç
Sözlük

oransız ile cümle

oransız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu büyük kapı küçük bahçeye göre oransızdır.This big gate is disproportionate to the small garden.
Aynı şekilde hiçbir oransız sayı da oranlı sayılar kümesine dahil değildir.The volume measurements also do not take cavities into account.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Opportunities are unequally distributed.
Var olan en güçlü ses müziktir, ve bazen oransızca yayılmış haldedirler.Music is the most powerful sound there is, often inappropriately deployed.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Als sie es durchschreiten, verwandeln sie sich von Wichteln (sprite) in richtige Elben (fairy).
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Lorsqu'elles sont ramassées (en se baissant), elles remplacent les coups de poings.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Ogni volta che hanno occasione di sedizione, vi si precipitano.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Когда (они) были разбиты сюнну, то ушли далеко.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Porém, após adentrarem na mesma, a saquearam.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Zodra de aangelegde spanning de doorslagspanning (zenerspanning) overschrijdt gaat de diode geleiden.
Aynı şekilde hiçbir oransız sayı da oranlı sayılar kümesine dahil değildir.Jednocześnie żadne srebra nie są wymienione jako ozdoby.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.När de senare (vid stacken) tar loss fettet, slängs fröet iväg.
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Jsou-li tedy bez skryté esence, jsou prázdné (šúnjata).
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.Ketika gelembung terganggu, mereka berdenyut (yaitu, ukurannya berosilasi) pada frekuensi alami mereka.
Bu tür sonradan elde ettiğimiz gerçek sayılara oransız sayılar veya irrasyonel sayılar denir.Các số thực không biểu diễn được dưới dạng phân số được gọi là các số vô tỷ (irrational).
Maddeler ayrıldıkları zaman ise, yükleri oransız bir şekilde tutarlar.この封印が解かれると未曾有の災害を齎す。
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.As oportunidades são distribuídas de maneira desigual.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.A tanulási lehetőségek egyenlőtlenül vannak elosztva.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Chancen sind ungleich verteilt.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Cơ hội không chia đều cho mọi người.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Kansen zijn ongelijk verdeeld.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.기회가 불균등하게 분배되는 것이죠.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.La distribution des opportunités est inéquitable.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Las oportunidades están distribuidas desigualmente.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Le opportunità sono distribuite in maniera iniqua.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Möjligheterna är ojämlikt fördelade.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Możliwości nie są równo dystrybuowane.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Oportunitățile sunt distribuite inegal.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Příležitosti nejsou rovné.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Οι ευκαιρίες είναι άνισα κατανεμημένες.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.Можливості розподіляються нерівномірно.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.То есть возможности не равны.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.ההזדמנויות אינן מתחלקות באופן שווה.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.الفرص موزعة بشكل غير عادل.
Fırsatlar oransız bir şekilde dağıtılmış.子供達の可能性が 損なわれています
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.A felsoroltak a népesség sérülékenyebb rétegeit aránytalanul nagy mértékben sújtják.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Cele mai vulnerabile segmente de popula†ie sufer≤ dispropor†ionat de mult de pe urma acestor situa†ii.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.De mest utsatta grupperna i befolkningen drabbas i oproportionerligt hög grad av alla tre problemen.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Die am stärksten gefährdeten Bevölkerungsgruppen leiden unverhältnismäßig stark unter dieser Situation.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Estas condiciones afectan desproporcionadamente a los sectores más vulnerables de la población.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Haavoittuvimmassa asemassa olevat väestöryhmät kärsivät suhteettomasti näistä sairauksista.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Het zijn juist de kwetsbaardere delen van de samenleving die hier onder lijden.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Le fasce più vulnerabili della popolazione subiscono queste condizioni in maniera del tutto sproporzionata.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Les segments les plus vulnérables de la population sont ceux qui souffrent le plus de cette situation.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Najbolj ranljivi deli prebivalstva so nesorazmerno pogosto prizadeti zaradi tega.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Najzraniteľnejšie časti populácie trpia nerovnomerne týmito podmienkami.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Na skutek tych schorzeń nadmiernie cierpią najbardziej narażone na nie grupy ludności.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Os sectores mais vulneráveis da população são desproporcionadamente afectados por estes problemas de saúde.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Těmito problémy nepoměrně více trpí nejzranitelnější skupiny populace.
Halkın en korunmasız kesimleri bu koşullardan oransız bir şekilde mağdur olmaktadır.Най-уязвимите групи от населението страдат прекомерно в тези условия.
Kuzeyin ordusu, güneyinkinden oransız olarak daha güçlü böylece saldırıyorlar.Armáda na Severe je oveľa silnejšia než tá na juhu.
Kuzeyin ordusu, güneyinkinden oransız olarak daha güçlü böylece saldırıyorlar.Armia na północy jest nieproporcjonalnie silniejsza niż armia na południu.
Kuzeyin ordusu, güneyinkinden oransız olarak daha güçlü böylece saldırıyorlar.Want ze hadden een flink leger in Japan, dat niet zo ver weg is. Om even een globaal perspectief te geven,
Kuzeyin ordusu, güneyinkinden oransız olarak daha güçlü böylece saldırıyorlar.Армията на севера е диспропорционално по-силна от тази на юга.
Kuzeyin ordusu, güneyinkinden oransız olarak daha güçlü böylece saldırıyorlar.Армія півночі диспропорційно сильніша за армію півдня.
Kuzeyin ordusu, güneyinkinden oransız olarak daha güçlü böylece saldırıyorlar.الجيش في الشمال أقوى على نحو غير متناسب
Müzik üzerine bir kelime. Var olan en güçlü ses müziktir, ve bazen oransızca yayılmış haldedirler.Hudba je nejmocnějším zvukem, který máme, často nevhodně použitý.
Var olan en güçlü ses müziktir, ve bazen oransızca yayılmış haldedirler.Âm nhạc là âm thanh có tác động mạnh nhất, nhưng thường được sử dụng thiếu hợp lý.
Var olan en güçlü ses müziktir, ve bazen oransızca yayılmış haldedirler.A zene a legerősebb hang, gyakran helytelenül felhasználva.
Var olan en güçlü ses müziktir, ve bazen oransızca yayılmış haldedirler.Glasba je najmočnejši zvok nasploh in pogosto neprimerno uporabljena.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod