Hey oradaki!Hei siellä!
Hey oradaki!Hej!
Hey oradaki!Hey!
Hey oradaki!Hey!
Hey oradaki!Hey là!
Hey oradaki!Hey tu!
Hey oradaki!Này!
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın. Çekilin.Eh, vosotros dos, la rana y las dos mujeres, salid.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın. Çekilin.I der, frøen og de to kvinder, bliv her!
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın. Çekilin.Ni där, grodan och de två kvinnorna, kliv av.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın. Çekilin.Vocês aí, o sapo e as duas mulheres, saiam.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın. Çekilin.Żaba i kobieta schodzą.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın. Çekilin.Эй, вы там, лягушка и две женщины, уходите.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın.Sammakko ja naiset, menkää pois.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın.Voi, la rana e le due donne.
Hey, siz oradakiler, kurbağa ve iki kadın.Εσείς εκεί, ο βάτραχος και οι δύο γυναίκες.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Eine unglaubliche Arbeitskraft, die dort aufgebaut wird.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Está a formar-se uma mão-de-obra incrível!
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Este o forță de muncă incredibilă care se construiește acolo.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Es una mano de obra increíble en ese edificio de ahí.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.È una forza lavoro incredibile che si sta creando.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Je to neuvěřitelná pracovní síla, která se tam vytváří.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina. Shanghai --Er wordt een gigantisch grote groep arbeiders bijeengebracht.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina. Shanghai --Там формируется просто невероятный рабочий коллектив.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Une force de travail inimaginable est en train de se constituer.
Inanilmaz bir işgücü. oradaki bina.Идва следващата група.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Aceasta femeie e in Anglia, si traieste -- a trait o viata in care vorbea despre ea -- despre ce facea.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Cô gái đó ở Anh, và cô ấy sống -- đã sống để kể về bản thân -- về những gì mà cô ấy đã trải qua.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Dat deze vrouw in Engeland is, en ze leeft -- ze leefde een leven waarin ze praatte over wat ze deed.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Diese Frau ist in England, und sie lebt - sie lebte ein Leben und sprach darüber, was sie tat.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.그녀는 영국에 살구요 그리고 그녀는 -- 일상에 무엇을 하며 지내는지 자신에 대한
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Ona była z Anglii i żyje... żyła w świecie w którym mówiła co robi. żyła w świecie w którym mówiła co robi.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Que cette femme en Angleterre, qui vit -- dans sa vie, elle parlait d'elle -- de ce qu'elle faisait.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Questa donna è in Inghilterra e vive -- viveva una vita dove parlava della sua -- di quello che stava facendo.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Že tato žena v Anglii, žije - žila - život, ve kterém mluvila o tom, co dělala.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Че тази жена е в Англия, и живее - живееше живот, в който говореше за себе си - за това какво прави.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.Эта женщина из Англии и она живёт - она прожила жизнь, в которой рассказывала о том, что она делала.
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.שהאשה הזו באנגליה, והיא חייה -- היא חייתה חיים איפה שהיא דיברה עליהם --
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.هذه المرأة كانت في إنجلترا، وقد عاشت .. عاشت حياةوكانت تحدثنا عن ..
İngiltere'deki bu kadın, orada yaşıyor -- oradaki hayatından, ne yaptığından bahsediyordu.彼女は そこで彼女は自分自身について、何をしていたのか 語っていたのです
İngiltere'den geliyor ve oradaki en iyi eğitilmiş hafızalardan birine sahip.Angliából jött, ahol neki volt az egyik legjobban képzett emlékezőtehetsége.
İngiltere'den geliyor ve oradaki en iyi eğitilmiş hafızalardan birine sahip.잉글랜드에서 왔는데 그곳에서 그는 가장 뛰어난 암기력을 지닌 사람들 중에 한 명이죠.
İngiltere'den geliyor ve oradaki en iyi eğitilmiş hafızalardan birine sahip.Przyjechał z Anglii, gdzie słynął ze świetnie wyćwiczonej pamięci.
İngiltere'den geliyor ve oradaki en iyi eğitilmiş hafızalardan birine sahip.שהגיע מאנגליה היה לו משם אחד הזכרונות המאומנים הטובים ביותר
İngiltere'den geliyor ve oradaki en iyi eğitilmiş hafızalardan birine sahip.والقادم من إنجلترا والذي يمتلك أفضل الذاكرات المدربة
İngiltere'den geliyor ve oradaki en iyi eğitilmiş hafızalardan birine sahip.記憶力の持ち主です 彼に こうたずねました 「エド 自分がサヴァンだと
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Als ik terug zou gaan naar Irak en met de mensen zou praten, zou ik moeten buigen en hun voeten kussen.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Gdybym miał wrócić do Iraku i spotkać się z ludźmi, musiałbym paść na kolana i całować ich stopy.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Ha visszamennék Irakba és beszélnék az emberekkel meghajolnék előttük és megcsókolnám a lábukat.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Je voudrais vous montrer ça.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.사람들에게 이야기 한다면, 전 절하고 그들의 발에 입맞춰야 할거에요.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Láska? Je krásná, pokud ji máš.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Se tornassi in Iraq e parlassi alla gente, dovrei inchinarmi e baciare i loro piedi.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Video: ¿Amor? El amor es agradable si puedes tenerlo.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.Αν επέστρεφα στο Ιράκ και μιλούσα στους ανθρώπους, θα έπρεπε να γονατίσω και να φιλήσω τα πόδια τους.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.מאשר שלא הייתי נכה אני עדיין גולש. אני מפליג בעולם. אני צולל.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.وأتحدث إلى الناس، لدي رغبة في الإنحناء وتقبيل أقدامهم.
Irak'a donebilsem ve oradaki insanlarla konusabilecek olsam, egilir ve onlarin ayaklarinin altini operdim.跪いて彼らの足に口づけしなければなりません 私たちが子供を連れて行こうとしたとき
İsmail Mispada Gedalyayla birlikte olan bütün Yahudileri ve oradaki Kildan askerlerini de öldürdü.이스마엘이 또 미스바에서 그다랴와 함께한 모든 유다인과 거기 있는 갈대아 군사를 죽였더라
İsmail Mispada Gedalyayla birlikte olan bütün Yahudileri ve oradaki Kildan askerlerini de öldürdü.Også alle de jøder som var hos Gedalja i Mispa, og de kaldeere som fantes der, krigsmennene, slo Ismael ihjel.