or ile cümle
or kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Seni uyarıyorum. Oraya gitme.I warn you. Don't go there.
Geçen ay bir evlilik töreni organize ettim.I organized a marriage ceremony last month.
Onlar her zaman orada yok.They're not always there.
Oradaki insanlar çok samimi.The people there are very friendly.
Gelir vergisi oranı maaş artışı ile orantılı olarak artar.The income tax rate increases in proportion to the salary increase.
Amonyum karbonat, organik bir bileşiktir.Ammonium carbonate is an organic compound.
Ailem benim için her zaman orada.My family is always there for me.
Hopi dilinde onomatopoetic ifadelerle ilgili ilginç örnekler vardır.There are interesting examples in the Hopi language concerning onomatopoetic expressions.
Onun ve benim ortak yanımız yok.She and I have nothing in common.
Ortağım olmanı istiyorum.I want you to be my partner.
Ortak yönleri olmadığı için Tom ve Mary birbirleriyle geçinmiyor.Tom and Mary don't get along because they have nothing in common.
Kuzenimin düğünü için nisan ayında New Orleans'ta olacağım.I will be in New Orleans in April for my cousin's wedding.
Emevi orduları 711'de İspanya'yı istila etti.The Umayyad armies invaded Spain in 711.
Tüm galaksilerin aniden ortadan kaybolması alışılmadık değil.It's not unusual that entire galaxies disappear all of the sudden.
Örümcekler, akrepler ve keneler eklembacaklılardandır.Spiders, scorpions, and ticks are arachnids.
Böceklerin organlarının çoğu karınlarındadır.Most of a insect's organs are inside its abdomen.
Yakında orada olacağım.I'll be there soon.
Orta çağlarda, Kutsal Yazılara karşı çıkan herhangi biri öldürüldü.In the Middle Ages, anyone who'd oppose to the Holy Scriptures was murdered.
O, nadiren oraya giderdi.He seldom went there.
O, neredeyse oraya hiç gitmedi.He almost never went there.
Onu karşılamak amacıyla oraya gittim.I went there for the purpose of meeting him.
Neden 5 ve 50 yenlik bozuk paraların ortasında boşluk var?Why do the five yen coin and the fifty yen coin have holes in the center?
Ben orada takılıyorum.I’m hanging in there.
Annem orada dışarıdadır.My mother is out there.
Tom ormanda kayboldu.Tom disappeared into the forest.
O orada oynar.He plays there.
Orada oyna.Play there.
Orada Jan ile konuşan kız Suzanne'dır.Suzanne is the girl over there speaking with Jan.
Ortada fol yok yumurta yok.Don't cry before you get hurt.
Tom kurtulmaya başlıyor ama henüz ormandan çıkmadı.Tom is beginning to recover, but he's not out of the woods yet.
Birkaç hafta ortalıkta görünmesen iyi olur.You’d better lie low for a few weeks.
Oraya vardığın zaman bir süre bekle.When you get there, wait for a while.
O "kia ora" dedi.He said "kia ora".
Bazı Orta Doğulular daha dindar çözümler arıyor.Some Middle-Easterners seek more religious solutions.
Bizim gün ortasında öğle yemeğimiz var.We have lunch at midday.
Biz gün ortasında öğle yemeği yiyoruz.We have lunch at midday.
Benim önsezinin doğru olduğu ortaya çıktı.My premonition turned out to be right.
O, Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun bir üyesiydi.She was a member of the Red Army Faction.
Mary ikiniz için eldivenler mi ördü?Did Mary knit gloves for you both?
Ormanda yürürken kayboldu.He got lost while he was walking in the woods.
O askerdeyken, sıkı ordu kurallarına uydu.When he was in the military, he conformed to the strict army rules.
Ben artık oraya gitmeyeceğim.I won't go there anymore.
Oraya tekrar gitmeyeceğim.I won't go there again.
O büyük oranda içeriğe bağlı.It depends largely on the context.
Oraya kadar bana eşlik eder misin lütfen?Can you accompany me there, please?
Arabam çalındı. O park ettiğim yerde orada değil.My car was stolen. It's not there where I parked it.
Japonca kelime "Tatoeba" "Örneğin" anlamına gelir.The Japanese word "tatoeba" means "for example."
Orada kimse yoktu.There was nobody in there.
Orada kimse var mı?Is there anybody in there?
Sen hep oradaydın ve ben hiç bilmiyordum.You were always there and I never knew.
Kabine ordudan Okinawa'ya bir afet yardımı heyeti göndermesini istedi.The cabinet asked the army to send a disaster relief mission to Okinawa.
Hükümet ordunun Okinawa'ya bir afet yardımı heyeti göndermesini istedi.The government asked the army to send a disaster relief mission to Okinawa.
Sen sadece bir şey yapmadan orada durmak zorundasın.You only have to stand there without doing anything.
Ormandan aldığımız şeylerin üzerinde yaşıyoruz.We live on what we take from the woods.
O askerliğe uygun, bu yüzden o orduya katılacak.He's able-bodied, so he's gonna join the army.
Ziyaret etmek için güzel bir ülke ama orada yaşamazdım.It's a nice country to visit, but I wouldn't live there.
Saat yedide orada olmalıyız, bu nedenle çabuk ol.We must be there at seven, so hurry up.
Her şeyden önce, oraya nasıl vardığını bana anlatmanı istiyorum.First of all, I want you to tell me how did you get there.
Henüz orada değiliz.We're not there yet.
Mısır ABD'de en yüksek oranda sübvanse edilen üründür.Corn is the most highly subsidized crop in the United States.