Ana içeriğe geç
Sözlük

or ile cümle

or kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom orduya yazıldı.Tom enlisted in the Army.
Tom zamanında oraya varabileceğinden emin değil.Tom doubts that he'll be able get there on time.
Tom gitmek istemedikçe oraya gitmesine gerek yok.Tom doesn't need to go there unless he wants to.
Tom eğer istemiyorsa oraya gitmesine gerek yok.Tom doesn't need to go there if he doesn't want to.
Tom ille de oraya tek başına gitmek zorunda değil.Tom doesn't necessarily have to go there by himself.
Tom orada olmadığı için ne olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know what happened because he wasn't there.
Tom şeylerin bu şekilde ortaya nasıl çıktığını bilmiyor.Tom doesn't know how things turned out this way.
Tom tek başına oraya gitmek zorunda değildir.Tom doesn't have to go there by himself.
Tom bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom disappeared without leaving a trace.
Tom'un tek başına oraya gitmek için cesareti yoktu.Tom didn't have the courage to go there alone.
Tom orada kaç kez bulunduğunu söylemedi.Tom didn't say how many times he had been there.
Tom oraya nasıl gitmeyi planladığını söylemedi.Tom didn't say how he was planning to get there.
Tom oraya gitmedi.Tom didn't go there.
Eğer hızlı sürerse, Tom on dakikada oraya varabilir.Tom can get there in ten minutes if he drives fast.
Tom hâlâ ortaokulda iken karate çalışmaya başladı.Tom began to study karate when he was still in junior high school.
Tom eşini terk etti ve orduya katıldı.Tom abandoned his wife and joined the army.
Oradaki o ev Tom'un yaşadığı yerdir.That house over there is where Tom lives.
Lütfen ben oraya gelinceye kadar Tom'u beklet.Please have Tom wait until I get there.
Tom'un üniversiteden mezun olmadığı ortaya çıktı.It turns out that Tom never graduated from college.
Doğrusu Tom'un ortaya çıkacağını düşünmemiştim.I honestly didn't think Tom would show up.
Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.I have no doubt in my mind that Tom will show up at the auction.
Tom ünlü olmadan önce, o ortaokul resim öğretmeniydi.Before Tom became famous, he was a junior high school art teacher.
Tom Mary ile konuşmak için oraya gitti.Tom went there to talk to Mary.
Tom Mary ile buluşmak için oraya gitti.Tom went there to meet Mary.
Tom tek başına oraya gitmemesi konusunda Mary tarafından uyarıldı.Tom was advised by Mary not to go there by himself.
Tom Mary'ye orada yüzmemesini söyledi.Tom told Mary not to swim there.
Tom Mary'ye oraya yalnız gitmemesini söyledi.Tom told Mary not to go there alone.
Tom Mary'nin partiyi organize etmesi için kredi almasına izin verdi.Tom let Mary take the credit for organizing the party.
Tom, o beni orada istemese bile beni Mary'nin partisine davet etti.Tom invited me to Mary's party even though she didn't want me there.
Tom Mary'nin oraya kendi başına gitmesi konusunda ısrar etti.Tom insisted that Mary go there by herself.
Tom'un Mary ile hiçbir ortak yanı yoktur.Tom has nothing in common with Mary.
Tom'un Mary ile bir sürü ortak yanı var.Tom has a lot in common with Mary.
Tom Mary'nin orada yalnız yaşamasından hoşlanmıyor.Tom doesn't like Mary's living there alone.
Tom Mary'nin giydiğinin ortam için uygun olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think what Mary was wearing was appropriate for the occasion.
Tom, çocuk bakıcısı oraya gelinceye kadar, Mary'nin evde kalmasını istedi.Tom asked Mary to stay at home until the babysitter got there.
Tom ve Mary son tren için tam zamanında ordaydılar.Tom and Mary were just in time for the last train.
Tom ve Mary'nin ortak bir şeyi yok.Tom and Mary have nothing in common.
Tom ve Mary'nin pek çok ortak şeyleri yoktur.Tom and Mary don't have much in common.
Tom ve Mary birbiriyle geçinmiyor. Onların ortak bir şeyi yok.Tom and Mary don't get along. They have nothing in common.
Tom ve Mary, ertesi hafta yine orada buluşmak için karar verdi.Tom and Mary decided to meet there again the following week.
Tom ve Mary partiden sonra ortalığı toparladılar.Tom and Mary cleaned up after the party.
Polisi büyük bir uyuşturucu operasyonunu ortaya çıkardı.The police uncovered a major drug operation.
Tom'un orada olmamak için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not being there.
John odaya girdiğinde Tom ve Marry ateşli bir tartışmanın ortasındaydı.Tom and Mary were in the middle of a heated argument when John walked into the room.
O, odanın ortasında durdu.She stood in the middle of the room.
Gerçekten orduya katılmayacaksın, değil mi?You aren't really going to join the army, are you?
Polis Tom'u alınının ortasındaki bir kurşun deliğiyle yerde yatarken buldu.The police found Tom lying on the floor with a bullet hole in the middle of his forehead.
Ben şimdi oraya gidiyorum.I'm going there now.
Tom hariç herkes oradaydı.Everyone but Tom was there.
Tom'un yeni kız arkadaşıyla orada olacak olması beni rahatsız etmez.It doesn't bother me that Tom is going to be there with his new girlfriend.
Yabanî hayvanlar ormanda yașar.Wild animals live in forests.
Başkan biz savaşın ortasındayız dedi."We are in the middle of a war", said the President.
O oraya nasıl ve ne zaman gideceğinden emin değildi.He was unsure how he would get there, and when.
Almanya Avrupa'nın ortasındadır.Germany is in the middle of Europe.
Tom'un ortağı, gurme patlamış mısır baharatlarını da satmaları gerektiğini düşündü.Tom's partner thought that they should also sell gourmet popcorn seasonings.
Onu oraya bırak.Leave that there.
Kentin ortasında bir çeşme var.In the middle of the city, there is a fountain.
Çocukken sık sık ormanlarda yürüdüm.When I was a child I often walked in the woods.
Onun ilginç bir işi var, orada çok çalışmak zorunda.He has an interesting job, where he has to work a lot.
Tom gecenin ortasında uyandı.Tom woke up in the middle of the night.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
or ile cümle - Sayfa 30 - or kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App