Kuşları beslerken sık sık orada oturacak.She will often sit there feeding birds.
O, ormanda yürüdü.She walked in the woods.
O, ormanda dolaşıyordu.She was wandering in the woods.
O, öğleyin orada olmalı.She should be there at noon.
O öğle saatlerinde ortaya çıktı.She made her appearance around noon.
O, oraya gitmemesi için ona yalvardı.She begged him not to go there.
Gözleri yaşlı sessizce oraya oturdu.She sat there silently with tears in her eyes.
Gözlerinde yaşlarla sessizce orada oturdu.She sat there silently with tears in her eyes.
Orada gözleri kapalı oturuyordu.She was sitting there with her eyes closed.
O asıl branş olarak organik kimya okuyor.She majors in organic chemistry.
O ortaya çıkmadı.She didn't show up.
Onlarla birlikte oraya gitmemelisin.You must not go there with them.
Giderler ortalama günde on dolar.The expenses average ten dollars a day.
Biz 50 dakikada oraya uçacağız.We'll fly there in 50 minutes.
Saat ikide mutlaka orada olacağım.I'll be there at two o'clock without fail.
Hastalık oraya gitmemi engelledi.Illness kept me from going there.
İşsizlik oranı durgunluktan dolayı %5'e yükseldi.The unemployment rate went up to 5% because of the recession.
Bazen Toyama Körfezi'nde bir serap ortaya çıkar.A mirage sometimes shows up in Toyama Bay.
Ortalama zekada birisi bunu anlayabilir.A person with average intelligence would understand that.
Ben öğle yemeğini genellikle orada yerim.I generally have lunch there.
Yaralı adam, polis oraya varmadan önce caddede uzandı.The injured man lay in the street before the police arrived.
Odaya bakınca, ben orada hiç kimseyi bulmadım.Looking into the room, I found nobody there.
Bir ordu midesi üzerinde yürür.An army travels on its stomach.
Ortam rahatsız ediciydi.The atmosphere was uncomfortable.
Ortalama olarak ayda iki kez sinemaya giderim.On an average, I go to the movies twice a month.
Ortalama olarak günde kaç mil yürüyorsunuz?On an average how many miles do you walk a day?
Ortalama sıcaklık yükseldi.The average temperature has gone up.
FED faiz oranlarını indirdi.The Federal Reserve slashed interest rates.
Avukatın bana söylediğinin yanlış olduğu sonunda ortaya çıktı.What the lawyer had told me finally turned out to be false.
Onlar yarım saat içinde oraya yürüyecek.They'll walk there in half an hour.
Orası yürümek için yeterince yakın mı?Is it close enough to walk there?
Yürüyebilirsin veya ikinci bir seçenek olarak, seni oraya arabamla götürürüm.You can walk, or alternatively, I'll drive you there in my car.
Annem benim Orta Doğuya gitmeme itiraz etti.My mother objected to my going to the Middle East.
Annesi kızına bu oyuncakları ortadan kaldırmasını söyledi.The mother told her daughter to put those toys away.
Biz şiddeti ortadan kaldırmalıyız.We must do away with violence.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Ben oraya gitmek için niyet etmiştim.I had intended to go there.
Günde ortalama iki saat İngilizce çalışıyorum.I study English two hours a day on an average.
Bizim ortak bir şeyimiz yok.We have nothing in common.
Hava orada gerçekten çok sıcak.It's really hot there.
Gerçeği söylemek gerekirse, oraya gitmedim.To tell the truth, I didn't go there.
Lütfen bugün orayı ziyaret et.Please visit there today.
Çeviriyi orijinali ile karşılaştıralım.Let's compare the translation with the original.
Uyuşturucu trafiğini, kök ve dalları ortadan kaldırmalıyız.We must eradicate the drug traffic, root and branch.
Ben orada kız kardeşimi gördüm.I saw my sister there.
Her yıl, tropikal yağmur ormanlarından 27.000.000 dönüm imha edilir.Each year, twenty-seven million acres of the tropical rainforests are destroyed.
Arabanı izin almadan oraya park etmemelisin.You must not park your car there without permission.
Yarın yağmur yağarsa, oraya gitmeyiz.If it rains tomorrow, we'll not go there.
O uyandığında, aile oradaydı.When she awoke, the family was there.
Geri döndüğümde, çantam bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.When I got back, my bag had disappeared without a trace.
Sorun onun için oraya kimin gideceğidir.The question is who will go there for him.
Vahşi hayvanlar ormanda yaşarlar.Wild animals live in the forest.
Yabani hayvanlar ormanda yaşar.Wild animals live in the forest.
Çeviriyi orijinali ile karşılaştırın.Compare the translation with the original.
Yumi oraya kendi gitti.Yumi went there by herself.
Akşamları orta derecede egzersiz uyumaya yardım eder.Moderate exercise in the evening helps induce sleep.
Bazı beklenmedik zorluklar ortaya çıktı.Some unexpected difficulties have arisen.
Bebeğimi ocak ayının ortalarında bekliyorum.I'm expecting my baby in the middle of January.
Boşanma oranının artması bekleniyor.The divorce rate is expected to rise.
Ebeveynlerim oraya gitmeme izin verdi.My parents let me go there.