Muhtemelen bu vesileyle kendisini onurlandırmak için heykelleri Konstantinopolis'te inşa edilmiştir.It is probably on this occasion that statues honouring him were erected in Constantinople.
Bir kopyası da ayrıca Las Vegas’taki Caesars Palace’da, Appian Way Shops’ı onurlandırmaktadır.A replica may be found at the "Appian Way Shops" at Caesars Palace in Las Vegas, Nevada.
Onurlandırmak ve hatırlamak için.To honor and remember.
Onlara bugünden bahsettim ve sizi onurlandırmak istediler.I told them about today and they want to honor you.
Tanrı'yı onurlandırmak istiyorlar ya da ailelerini onurlandırmak, ama farklı yol haritaları var.They want to honor God or honor their family.
Bu kutsal yükümlülüğü onurlandırmak yerine,[crowd clapping]
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.As one who binds a stone in a sling, so is he who gives honor to a fool.
Festivalin 20. yıldönümünü onurlandırmak için özel bir ödül verildi. [1]To honour the festival's 20th anniversary, a special prize was given.[4]
Obama, "Bu ilham verici Amerikalı yenilikçileri onurlandırmaktan gurur duyuyorum.""I am proud to honor these inspiring American innovators," Obama said.
Tür, Eduard Friedrich Eversmann'ı onurlandırmak için bu şekilde adlandırılmıştır.The species was named to honour Eduard Friedrich Eversmann.
Gemi vatanseverliği onurlandırmak için Liberty olarak yeniden adlandırıldı.The ship was renamed Liberty to honor the patriot cause.
Agadez'deki anıt tablet, onu şehre giren ilk Avrupalı olarak onurlandırmaktadır.Today a memorial tablet honours him as the first European to have ever entered the city.
Beslan'da inşa edilen yeni okullardan birine kendisini onurlandırmak için adı verildi.One of the new schools built in Beslan was subsequently named in his honour.
Bu madeni para 1991 yılında insanlı uzay uçuşunun 30. yıldönümünü onurlandırmak için basıldı.This coin was minted in 1991 to honor the 30th anniversary of human spaceflight.
Purdue Üniversitesi'nde bir bursa onurlandırmak adına ismi verilmiştir.A scholarship at Purdue University is named in his honor.
Kaisupeea B.L. Burtt (Gesneriaceae) cins ismi Kai ve Supee Larsen'i onurlandırmaktadır.[1][2]The generic name Kaisupeea B.L. Burtt (Gesneriaceae) honours Kai and Supee Larsen.[6][7]
Kent Tanrıça Athena'yı onurlandırmak için kurulmuştu.Als Gottheit wurde hier vielleicht Athene verehrt.
Onu onurlandırmak amacıyla, bu bitkilerin cins adına Fortunella deniyor.C’est en l’honneur de cette découverte qu’ils le nomment lac Fortune.
Antik Yunan tiyatrosu şarap tanrısı Dionysus'u onurlandırmak için yapılan devlet festivallerinden doğdu.Возникновение древнегреческого театра связано с праздниками в честь бога виноградарства Диониса — дионисиями.
Kent Tanrıça Athena'yı onurlandırmak için kurulmuştu.Он построил этот город в честь богини Афины.
Obon (お盆) ya da sadece Bon (盆), atalarının ruhlarını onurlandırmak için yapılan bir Japon Budist geleneğidir.مهرجان أوبون (باليابانية: お盆) أو فقط بون (باليابانية: 盆) هو تقليد ياباني بوذي لتمجيد أرواح أموات الأسلاف.
Antik Yunan tiyatrosu şarap tanrısı Dionysus'u onurlandırmak için yapılan devlet festivallerinden doğdu.Виникнення давньогрецького театру пов'язане зі святами на честь бога виноградарства Діоніса — Діонісіями.
Obon (お盆) ya da sadece Bon (盆), atalarının ruhlarını onurlandırmak için yapılan bir Japon Budist geleneğidir.Az obon (お盆?) vagy bon (盆?) japán buddhista hagyomány az ősök szellemeinek tiszteletére.
Antik Yunan tiyatrosu şarap tanrısı Dionysus'u onurlandırmak için yapılan devlet festivallerinden doğdu.Az ókori görögök minden tavasszal ünnepséget rendeztek a bor istene, Dionüszosz tiszteletére.
Antik Yunan tiyatrosu şarap tanrısı Dionysus'u onurlandırmak için yapılan devlet festivallerinden doğdu.Antiikajal etendati Kreekas veinijumala Dionysose auks koorilaule ja näitemänge.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.C`est attacher une pierre à la fronde, Que d`accorder des honneurs à un insensé.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Come chi lega il sasso alla fionda, così chi attribuisce onori a uno stolto
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Como atar una piedra a la honda, así es dar honor al necio
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Como o que ata a pedra na funda, assim é aquele que dá honra ao tolo.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Cum ai pune o piatră în praştie, aşa este cînd dai mărire unui nebun. -
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Jako keby niekto vložil kameň do praku, tak ten, kto dáva bláznovi česť.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Jako kiedy kto przywiązuje kamień drogi do procy: tak czyni ten, który uczciwość głupiemu wyrządza.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Jako vložiti kámen do praku, tak jest, když kdo ctí blázna.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Kakor kdor vrže mošnjo žlahtnih kamenov v grobljo, tako dela, kdor čast izkazuje bedaku.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.미련한 자에게 영예를 주는 것은 돌을 물매에 매는 것과 같으니라
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Lik den som legger sten i slyngen, er den som gir en dåre ære.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Memuji orang yang tak berpengetahuan, seperti mengikat batu erat-erat pada jepretan
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.nt a ki követ köt a parittyába, úgy [cselekszik,] a ki a bolondnak tisztességet tesz.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Såsom att binda slungstenen fast vid slungan, så är det att giva ära åt en dåre.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Som en, der binder Stenen fast i Slyngen, er den, der hædrer en Tåbe.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Tôn trọng kẻ ngu muội, Giống như bỏ cục ngọc vào trong đống đá.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Tôn_trọng kẻ ngu_muội , Giống như bỏ cục ngọc vào trong đống đá .
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Wer einem Narren Ehre antut, das ist, als wenn einer einen edlen Stein auf den Rabenstein würfe.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Yhtä kuin sitoisi kiven linkoon kiinni, on antaa kunniaa tyhmälle.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Ως ο δεσμευων λιθον εις σφενδονην, ουτως ειναι οστις διδει τιμην εις τον αφρονα.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Както оня, който хвърли възел със скъпоценни камъни в грамада, Така е тоя, който отдава чест на безумния.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.Что влагающий драгоценный камень в пращу, то воздающий глупому честь.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.כצרור אבן במרגמה כן נותן לכסיל כבוד׃
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.كصرّة حجارة كريمة في رجمة هكذا المعطي كرامة للجاهل.
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.將 尊 榮 給 愚 昧 人 的 、 好 像 人 把 石 子 包 在 機 弦 裡
Akılsızı onurlandırmak, Taşı sapana bağlamak gibidir.將尊榮給 愚昧 人 的 、 好像 人 把 石子 包在 機弦裡
"Anneni ve babanı onurlandırmalısın." "Onurlandırmak?!"Isso é muito diferente, e melhor do que obedecer."
"Anneni ve babanı onurlandırmalısın." "Onurlandırmak?!"Tisztelet," gondoltam, ez teljesen más, és jobb, mint az engedelmesség.
Bu kutsal yükümlülüğü onurlandırmak yerine, Amerika Siyahi vatandaşlara kötü bir çek verdi.Αντί να τιμήσει αυτή την ιερή υποχρέωση, η Αμερική έχει δώσει στους Νέγρους μία κακή σημείωση.
Bu kutsal yükümlülüğü onurlandırmak yerine,Ao invés de honrar esta sagrada obrigação,
Bu kutsal yükümlülüğü onurlandırmak yerine,Au lieu de faire honneur à cette obligation sacrée,
Bu kutsal yükümlülüğü onurlandırmak yerine,Invece di onorare i suoi sacri obblighi,
Bu kutsal yükümlülüğü onurlandırmak yerine,이 성스러운 의무를 존중하는 대신에,
J.A: Hatta en soğuk kış günlerinde bile. Onurlandırmak ve hatırlamak için.Même en plein hiver, dans le froid, pour rendre hommage et se souvenir.
J.A: Hatta en soğuk kış günlerinde bile. Onurlandırmak ve hatırlamak için.Даже сильные холода не останавливают людей, которые едут сюда почтить память погибших.