Tom bir kızı öptü ve tüm gece onunla dans etti.Tom kissed a girl and danced with her all night.
Ben onunlayım.I'm with him.
Tom onun çocuğuna onunla sahip.Tom has his kid with him.
Tom onunla gitmek istediğimi biliyor.Tom knows that I wanted to go with him.
Tom onunla bir konsere gitmesi için Mary'yi davet etti.Tom invited Mary to go to a concert with him.
Tom hala Mary'yi onunla dışarı çıkartmaya çalışıyor.Tom is still trying to get Mary to go out with him.
Tom onunla Boston'a gitmesi için Mary'yi ikna etmeye çalışıyor.Tom is trying to persuade Mary to go to Boston with him.
Tom onunla mutlu.Tom is happy with it.
Tom onunla ne yapacak.What'll Tom do with it?
Tom neredeyse onunla kaçıyordu.Tom nearly got away with it.
Bu pis bir iş, onunla ilgilenmek istemiyorum.This is a dirty job, I don't want to deal with it.
Tom'un onunla ne yapacağını merak ediyorum.I wonder what Tom will do with that.
Tom onunla çok iyi başa çıkıyor.Tom is handling it very well.
Tom onunla çok iyi başa çıkmıyor.Tom isn't handling it very well.
O, geceyi onunla geçirmeyi düşündü.She thought that he'd spend the night with her.
Tom Mary'nin şöminenin yanında durduğunu gördü ve onunla konuşmak için uğradı.Tom saw Mary standing by the fireplace and went over to talk to her.
Onunla kendimi iyi hissediyorum.I feel good with him.
O zamandan beri onunla konuşmadım.I haven't spoken to him since.
Tom'un çok fazla parası var, onunla ne yapacağını bilmiyor.Tom has so much money that he doesn't know what to do with it.
Tom bana evlenme teklif etti. Onunla evlenmemi istedi.Tom proposed to me. He asked me to marry him.
Onunla ne yapmayı istiyorsun?What do you intend to do with him?
Onunla ne yapmayı planlıyorsun?What do you intend to do with her?
Tom onunla gitmem için beni ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade me to go with him.
Facebook'ta onunla konuşuyorum.I'm talking to her on Facebook.
Tom onunla nasıl başa çıktı?How did Tom deal with that?
Tom onunla ilgilensin.Let Tom take care of it.
Tom onunla Boston'a gitmesi için Mary'yi nasıl ikna etti?How did Tom persuade Mary to go to Boston with him?
Tom benim onunla gitmemi istiyor mu?Does Tom want me to go with him?
Onunla evlendi.He married her.
Keşke Mary'nin babası onunla konuşmama izin verse.I wish Mary's father would let me talk to her.
Onunla konuşmak istediğini Tom zaten biliyor.Tom already knows you want to talk to him.
Tom'un dairesine gitmek ve onunla konuşmak istiyorum.I'd like to go to Tom's apartment and talk to him.
Tom onunla evlenmemi istediğinde ben evet dedim.When Tom asked me to marry him, I said yes.
İçimde onunla daha önce karşılaştığım hissine sahibim.I have a feeling I've met her somewhere before.
Mary Tom'a aşık ama o, onunla konuşmak için çok utangaç.Mary has a huge crush on Tom, but she's too shy to talk to him.
Onunla tanışmak büyük bir onur.It is a great honor to meet him.
Hey, onunla işim bitmedi.Hey, I wasn't finished with that.
Hey, onunla başa çıkabilirim.Hey, I can handle it.
Neden onunla konuşuyordun?Why were you talking to him?
Tom'a derhal onunla görüşmek istediğimi söyle.Tell Tom I'd like to meet with him immediately.
Bu akşam onunla bir randevum var.I have a date with him tonight.
Bu akşam onunla bir buluşmam var.I have a date with her tonight.
Onunla dalga geçmeye hakkın yok.You don't have a right to make fun of him.
Neden onunla evlendin?Why did you marry him?
Ben hemen onunla bağlantı kuracağım.I'll get on to her right away.
Ben hemen onunla temasa geçeceğim.I'll get on to her right away.
Onunla röportaj yaptım.I interviewed him.
Tom onunla flört ettiğimi düşünüyordu.Tom thought I was flirting with him.
Tom onunla çalışmamı istiyor.Tom wants me to work with him.
Tom onunla Boston'a gitmesi için Mary'yi ikna etmeye çalıştı.Tom tried to persuade Mary to go to Boston with him.
Tom Mary'nin onunla aynı fikirde olmayacağını umuyordu ama o aynı fikirdeydi.Tom expected Mary to disagree with him, but she didn't.
Onunla ilgili sana yardım edebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can help you with that.
Onunla ilgili sana yardım edebileceğimden emin değilim.I'm not sure I'll be able to help you with that.
Tom onunla ilgilenmiyor gibi görünüyor.It looks like Tom isn't interested in that.
Oraya git ve onunla konuş.Go there and talk to him.
Onunla ilk kez nerede karşılaştığımı hatırlayamıyorum.I can't remember where I first met him.
İster Tom'dan hoşlan istersen hoşlanma, hâlâ onunla çalışmak zorundasın.Whether you like Tom or not, you still have to work with him.
Onunla başka biri meşgul olsun.Let someone else handle it.
Onunla tanışmaya can atıyorum.I'm dying to meet her.
Onunla işini tartışıyorduk.We were discussing his work with him.